AB tescili bulunan Aydın kestanesi için zorlu ve tehlikeli hasat başladı. Yılda ortalama 25.000 ton üretim yapılan kentte Efeler, Köşk, Sultanhisar ve Nazilli ilçelerinin yüksek rakımlarında erkekler ağaç tepelerinde “sırıkçı” olarak, kadınlar da yerdeki dikenli kozalakları toplayarak emek harcıyor.
20 METRE YÜKSEKTE ADETA CAMBAZLARLA YARIŞIYORLAR
15-20 metrelik yükseklikteki kestane ağaçlarına tırmanan “sırıkçılar”, ellerindeki uzun sırıklarla dalları çırparak kestaneleri yere düşürüyor. Bir daldan diğerini geçerken dengelerini korumak zorunda olan işçiler, riskli ve tehlikeli bir mesai harcıyor. Bölgede sırıkçı olarak çalışan Tarık Sarı, "Durduğumuz yere sağlam basacağız. Yoksa düşüp bir tarafımızı kırıp, ölüm riskiyle de karşılaşabiliriz. Cambaz gibi olmazsak ne bu kestane biter ne de bu zorlu süreci başarabiliriz” dedi.
Senelerdir ağaçların tepesinde çalıştığını belirten 66 yaşındaki Hasan Sarı da, "Herkesin yapacağı bir iş değil. Ama bunu yapmak bizler için çok basit bir olay. Ağacın sağlamlığına bakmak lazım, çürüklüğüne bakmak lazım. Ayağının altında ağaçta yaprak var. Bastığın zaman kayar. Kaydığın zaman da ya kolun kırılacak ya öleceksin, çok tehlikeli. Riski çok yüksek. Ben şu anda 66 yaşındayım ve 50 yıldır bu ağaçların başındayız. Yani cambazlar bizim elimize su dökemez” ifadelerini kullandı.

SIRIKÇILAR GÜNLÜK 5.000 TL’YE ÇALIŞIYOR
Sırıkçılar tarafından düşürülen dikenli kestane kozalakları, engebeli tarlalarda kadın işçilerce toplanıyor. Tarlada devamlı eğilerek çalıştıklarından dolayı zorlandıklarını belirten kadın işçiler, sabır isteyen toplayıcılık sürecinin en önemli ayağı oluyor. Zorlu koşullarda yürütülen mesaide sırıkçılar günlük 5.000 TL’ye, kadınlar da 2.500 TL’ye çalışıyor.
Araziden toplanarak çuvallara dökülen kestaneler, dikenli dış kabuklarının çürümesi ve kestanenin kolayca ayrılması için 1 ay kuyularda bekletiliyor. Sonrasında ayıklanarak hem Türkiye’nin hem de dünyanın dört bir yanına ulaştırılıyor.
