İsmail Saymaz: Davada Zindaşti ve Ünğan'a tahsis edilmiş polisler vardı

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur'un gündemin nabzını tuttuğu Bi' Karar Ver programına, haftanın ikinci günü Gazeteci İsmail Saymaz konuk oldu. Sedat Peker'in Burhan Kuzu ile ilgili gündeme getirdiği iddiaları ele alan Saymaz; Burhan Kuzu, Zindaşti, Aliye Uzun, Orhan Ünğan ve İlhan Ünğan arasındaki olaylar zinciri hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

DEMET İLCE | KARAR

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur, konukları İsmail Saymaz ile birlikte gündemin nabzını tuttu. Bi' Karar Ver'e Gazeteci İsmail Saymaz konuk oldu.

"RESMİ BİR SKANDAL"

Suç örgütü lideri Sedat Peker'in 'Burhan Kuzu' hakkındaki yeni iddialarını değerlendiren Saymaz, çarpıcı bilgiler paylaştı. Saymaz'ın KARAR TV'de paylaştığı dikkat çeken açıklamalar şöyle:

"Burhan Kuzu ölümünden önceki son demecini bana vermişti. Ben o zaman Sözcü'deydim ve Sözcü'de röportajım yayınlanmıştı. Sonra Aliye Uzun Burhan Kuzu referansıyla beni aramıştı bir de Aliye Uzun'la röportaj yapmıştım. İkincisi zaten Orhan Ünğan'ın gazetelerde yayınlanmış tek röportajı benimle. Diğer röportajı Timur Serkan'ın kitabında. Ben orada da varım. Bunların yolları nasıl kesiliyor? İnanılmaz bir skandal bu. Bu resmi bir skandal ve gerçekten AK Partililer biz iddiaları konuşurken adları geçenleri savunmuyorlar, savunacakları bir durumları da yok. Ama hala buna rağmen hayatlarına kaldıkları yerden nasıl devam ediyorlar, nasıl rahatsız olmuyorlar anlamakta zorlanıyorum. Cumhurbaşkanının çok sevdiği bir Ayet-i Kerime var. Sık sık tekrarlıyor. 'Gözleri var görmezler, kulakları vardır duymazlar' Gözünüz var görmüyorsunuz, kulaklarınız var duymuyorsunuz. Daha ne yapalım?

ALİYE UZUN VE ZİNDAŞTİ NASIL TANIŞTI?

Zindaşti İran'ın Kürdistan bölgesinden bir vatandaş. Bunun aşireti hem İran sınırında hem Türkiye tarafında. Bir Kürt aşiretinin çocuğu. İran'da da uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor ve orada idamla yargılanırken rüşvet vererek cezaevine kaçıyor ve Türkiye'ye geliyor. 200'li yıllarda Türkiye2ye geliyor ve Türkiye'de adım adım iddiaya göre uyuşturucu işine giriyor. Bu arada uyuşturucudan tutuklanıyor, cezaevine düşüyor. Zekeriya Öz geliyor, iddiaya göre bunun ifadesini alıyor. Gizli tanık olarak ifadesini alıyor. Zindaşti bunu kabul etmiyor 'ben vermedim' diyor ama ortada böyle bir ifade var. Bu ifade daha sonra yanlış hatırlamıyorsam İstanbul 13. ya da 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Hrant Dink davasına da bakan mahkemenin başkanı Erkan Canak ve diğer Ergenekon Davalarına bakma itimali olup, savcıların karşısına dizilecek olan hakimleri uyuşturucu dosyasını ilişkilendiren tasfiye etme operasyonunda kullanılıyor. Orada gözaltına alınanlardan biri de Ali Hadi Emre'ydi avukat, bir diğeri de Kudbettin Kaya'ydı. Zindaşti'nin ifadesi bu dosyada kullanıldı. Ergenekon mahkemesi başkanını da takip ettiler bir kadın meselesi nedeniyle. O dosya bu dosyadır. Zindaşti, daha sonra uyuşturucu işiyle giriyor adım adım Türkiye'de çevre ediniyor ve Aliye Uzun'la tanışıyor. Aliye Uzun tarihte AK Parti Beşiktaş İlçe Kadın Kolları Başkan Yardımcısı. Aynı zamanda kendisini iş kadını olarak da tanıtıyor. O zamanlar ofisi var, ofisinde Cumhurbaşkanının tam boy fotoğrafını asıyor, hacca gidiyor... Hac'da Emine Erdoğan'ı yakalayıp fotoğraf çekiliyor falan. Zindaşti'nin ifadesine göre, bir gece arkadaşlarıyla eğlenirken telekız çağırıyorlar. Aradığı telekız Aliye Uzun'a yönelndiriyor. Aliye Uuzn yanında bir grup kadınla geliyor hem kadın tedarikçisi hem de kendisi de bu işi yapıyor. İddiasına göre öyle. Aliye Uzun'la Zindaşti'nin tanışması bu şekilde.

"ALİYE UZUN KANLI ÇATIŞMAYA NEDEN OLDU"

Bir süre sevgili hayatı yaşıyorlar. Bu da Aliye Uzun'un bana anlattığına göre. Bu ilişki aynı zamanda ticari bir ilişki. Zindaşti'nin vatandaşlık almak gibi bir niyeti var ve Aliye Uzun üzerinden bunu yapmaya çalışıyor. Aliye Uzun da Burhan Kuzu'yu tanıyor. Burhan Kuzu AK Parti İstanbul Milletvekili ve Aliye'nin bölgesinde yani Beşiktaş'ta. Burhan Kuzu'ya dediği 'ben onu iş adamı zannediyordum.' Burhan Kuzu gidiyor, Vatandaş Genel Müdürlüğü'nü arıyor. Vatandaş Genel Müdürü bürokrat olduğu için 'kardeşim yapmayın böyle şey olur mu?' diyor. Vermiyorlar. Ama bu bildiğim kadarıyla Zindaşti Kuzu'ya da görüşmek için gidiyor. Hatta iddiaya göre Kuzu'nun Zindaşti'nin adamlarına ruhsatlı tabanca sağlama organizasyonuna da girdiği belirtiliyor. Bu arada bu işleri halledemiyor ama bu süreçte Aliye Uzun Zindaşti'den para sızdırıyor. Zindaşti'nin para vermekten sıtkı sıyrılıyor. Kadın en sonunda Zindaşti'yle yana yanağa olduğu fotoğrafı sosyal medyada paylaşınca adam deliriyor ve Aliye Uzun bir kanlı çatışmaya neden oluyor. Aliye Uzun'un yanındaki adamla Zindaşti'nin adamları silahlı çatışmaya giriyor. Böyle bir şu anda. Aliye Uzun Burhan Kuzu ve Zindaşti trafiği Zindaşti ve Burhan Kuzu şeklinde devam ediyor.

ORHAN ÜNĞAN VE İLHAN ÜNĞAN DAHİL OLUYOR

Bu arada 2010'lu yıllarda Türkiye'den Yunanistan'a giden uyuşturucu yüklü gemi Yunanistan'da yakalanıyor. İddiaya göre bu gemi Amerika Uyuşturucu ile Mücadele Daire'si DEA'nın kayıtlarında 'hayalet Orhan' diye bilinen Orhan Ünğan'a aittir. Orhan Ünğan kim? Orhan Ünğan, Pendik tarafında ot hırsızlığından cezaevine giriyor. Cezaevinde büyükbabalarla tanışıyor. Urfi Çetinkaya ve Cemal Nayır. İddiaya göre onlarla tanışarak bu yola giriyor. Kendisi Belçika ve Hollanda'da yaşıyor ve aynı zamanda Latin Amerika'da. Kendisi her ne kadar kabul etmese de uyuşturucu baronu olarak biliniyor. İddiaya göre Yunanistan'a giden uyuşturucu ona aittir. Yine iddiaya göre bu uyuşturucunun yakalanmasında sorumlu olarak Zindaşti'yi görür. Zindaşti'nin ihbarda bulunduğunu söyler. İlk gerginlik böyle başlar ve ardından Zindaşti'nin kızı ve yeğeni İstanbul trafiğinde çapraz ateşle öldürülür. Zindaşti bu cinayetin sorumlusu olarak Orhan Ünğan'ı görür ve Orhan Ünğan'ın iddiaya göre 2 adamı Bakırköy'de yemek yerken öldürülür. Bu arada Orhan Ünğan uyuşturucu davasından, yurtdışından getirilir. Cezaevinde yatmaktadır ve davası Bakırköy Adliyesi'nde görülmektedir. Orhan Ünğan cezaevinde yatıyor, Zindaşti dışarıda. Orhan Ünğan, davası görülürken avukatı Kudbettin Kaya. Kudbettin Kaya duruşmada 'bakın bir dahaki duruşmaya gelemeyebilirim, vurulabilirim' diyor. Nitekim öldürülüyor. Yeşilköy'de yemek yerken öldürülüyor. Bir sonraki celsede Orhan Ünğan 'kardeşim İlhan Ünğan dışarıda tehdit altında, kardeşimi vurabilirler' diyor. Nitekim kardeşi Caddebostan'da yanında oğlu varken kafeden çıktığı esnada öldürülüyor. Cinayet şu şekilde gerçekleşiyor: Cinayeti organize eden kişi aslında Orhan Ünğan'in ikinci adamı. O kişi tetikçiyi de silahı da tedarik ediyor.

"DAVADA ZİNDAŞTİ VE ÜNĞAN'A TAHSİS EDİLMİŞ KOMİSER DÜZEYİNDE POLİSLER VARDI"

O kişi cinayeti azmettirmeden hemen önce Zindaşti'nin avukatıyla beraber emniyete gitmiş bulunuyor. Zindaşti'nin talimatıyla Orhan Ünğan'ın kardeşi İlhan Ünğan öldürülüyor. Bu arada İlhan Ünğan da öldürüldüğünde cinayetten kırmızı bültenle aranıyordu. Her iki tarafta da çalışan polisler var. İlhan Ünğan ve Zindaşti davası açıldı fakat başlamadı. Bu davada hem İlhan Ünğan ve adamları hem de Zindaşti ve adamları sanık. Bu davada sanık 4-5 polis var. Bu komiser düzeyinde polislerden yarısı Zindaşti'ye yarısı Orhan ve İlhan Ünğan'a çalışıyor. Biri diğerinin konum bilgisini veriyor, diğeri de aynı bilgileri öbür tarafa veriyor. Bu şekilde cinayetleri kolaylaştırıyorlar. Orhan Ünğan kardeşi de öldürülünce duruşmaya çıkıyor, 'Yargıda FETÖ'nün yerine geçmiş bir yapılanma vardır adı İstanbul yapılanmasıdır' diyor. İstanbul yapılanmasını ilk dile getiren bu kişi. Nedense o tespit ediyor.

"MAHKEME GÖRÜNTÜLERİN SİLİNDİĞİNİ İDDİA ETMİŞTİ"

'Bir ayağı İstanbul'da diğeri Ankara'da, bir ayağı poliste diğeri poliste ve yüksek yargıda olan İstanbul yapılanması var. Bunlar FETÖ borsası kurmuş durumdalar. Cinayetin de sorumlusu bunlardır' diyor. Mahkemede kendisini tahliye etmeyen savcıyı da çetenin adamı olmakla suçluyor. Ağır hakaretler ediyor savcıya. Savcı kafasını kaldırmıyor. Daha sonra Orhan Ünğan bana verdiği demeçte, Burhan Kuzu'nun da İstanbul yapılanmasının siyasi ayağı olduğunu söylemişti. Bu görüntüler sesli ve görüntülü bilgi kaydı. Tutanak yok. Bunlar kayboluyor. Mahkeme 'biz bu görüntüleri kaybettik' diyor. Orhan Ünğan, 'hayır kaybetmediniz' diyor ve bulup çıkarıyor. Sisteme bir virüs bırakılarak görüntülerin silinmesi sağlanmış. Bunu da raporla tespit ediyor ve Orhan Ünğan bu kayıtlarla beraber HSK'ya başvuruyor. Bu arada İlhan Ünğan'ın ve avukatının öldürülmesi ile uyuşturucu suçlarından Zindaşti'ye operasyon olayı gerçekleşiyor. Zindaşti 6-7 adamıyla beraber cezaevine düşüyor.

"BURHAN KUZU TAHLİYELERİNİ SAĞLADI"

Burhan Kuzu tekrar devreye giriyor. Burhan Kuzu bu kez Cumhurbaşkanı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve külliyenin telefonundan İstanbul'daki savcı ve hakimleri tek tek aramaya başlıyor. Soruşturmalara bakan savcıları arıyor. Savcı en son ifadesinde 'Bunaldım. Artık telefonları açmıyorum. Başsavcıya yönlendirdim' diyor. En son bir hakim sözde baskı altında olduğunu söylüyor. 'Burhan Kuzu'nun baskısına dayanamadım' diyor. Ama hesap akışı o süreçte ciddi ölçüde artmış. Belli ki belli bir ücret mukabilinde bu işleri yapmış. Gece yarısı kararıyla Zindaşti ve adamlarının tahliyesini sağlıyor. Yanlış hatırlamıyorsam sadece 6 saat. O karar kaldırılıyor ama kaldırılana kadar Zindaşti Hakkari'den İran'a kaçıyor. Onların tahliyesini sağlayan, baskı uygulayan da Burhan Kuzu. Hem hakim hem Burhan Kuzu'ya ayrı ayrı davalar açılmıştı. Bunlar birleştirilmişti ki Burhan Kuzu rahmeti Rahman'a kavuştu. Zindaşti kaçınca Burhan Kuzu ortada kaldı.

"BURHAN KUZU HER AŞAMADA YALAN SÖYLEDİ"

Önce 'Ben Zindaşti mindaşti tanımam' dedi. Şak diye görüştüğü yazıldı. Fatih Altaylı yazdı. Cumhuriyet fotoğrafını bastı. 'Bir kez görüşmüşüm ben onu hayırsever iş adamı olarak tanıyordum' dedi. Sonra ben yazdım. Bana da 'Ben firar edene kadar onu hayırsever iş adamı olarak biliyordum' dedi. Mümkün değil böyle bir şey. Her aşamada burhan Kuzu yalan söyledi. Zaten ona danışmanlık hizmeti veren genç Sinan Çiftçi, bu arada bütün açıklamaları Burhan Kuzu adına kendisinin yazdığını söyledi ve o günlerde 'hocam, böyle yapmayalım bunlar doğru değil' dediği halde, kasıtlı halde Burhan Kuzu'nun tanımıyorum, bilmiyorum, görmedim' diye yalan beyanda bulunduğunu şimdi söylüyor. Zindaşti kaçınca Burhan Kuzu bütün skandallarıyla ortada kaldı. Ne yapacak? Öldürülmekten de korkuyor. Bu arada Bolu'da yargılandığı davadan Orhan Ünğan tahliye edildi. Pendik'teki evinde yaşıyor. Çünkü o eve gittim röportaj yaptım.

"SEDAT PEKER'İN O İDDİASI DOĞRU!"

Burhan Kuzu'nun kadın avukatı Orhan Ünğan'ın kadın avukatını arıyor. 'Hocamız Orhan Ünğan'la görüşmek istiyor. Çok ağlıyor. Psikolojisi çökmüş durumda. Kandırıldım' diyor. Cumhurbaşkanı kandırılıyorsa Burhan Kuzu neden kandırılmasın! Burhan Kuzu öldürülmekten korkuyor. 'Orhan Ünğan beni vuracak' diye düşünüyor ve araya sadece avukatları sokmadı benim bildiğim kadarıyla siyasileri ve bürokratları da soktu. En son Orhan Ünğan görüşmeyi kabul etti. Orhan Ünğan bildiğim kadarıyla birkaç kişini de olduğu bir toplantıda Burhan Kuzu'yu kabul etti. Burhan Kuzu'nun korkudan titrediğini, kötü bir durumda olduğunu, özür dilediğini anlattılar bana. 'Benim hiç haberim yok, ben de kandırıldım' dediğini anlattılar. O da bu görüşme üzerine Burhan Kuzu hakkındaki suç duyurusunu geri çekmiş. Sedat Peker'in o bilgisi doğru. İkincisi, Burhan Kuzu bu kez Zindaşti gidince baronlardan diğerine yakınlaşmış. Onun, Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nde kesinleşmekte olan dosyasına bir güzellik yapabilmek için Bolu'daki hakim savcılarla görüşme imkanı aramaya çalışmış. Ama artık adı ayyuka çıktığı için bunu becerememiş.

Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN