BİRGÜL TEKÇE | KARAR
KARAR TV'de Taha Akyol ve Mustafa Karaalioğlu'nun sorularını yanıtlayan Siyaset Bilimci Doç. Dr. Seda Demiralp, Macaristan seçim sonuçlarına ilişkin 'İktidarı götüreceği düşünülen bir krizi iktidar tam tersine çevirdi. Muhalefetlerin krizlere güvenmemeleri kendilerine güvenmeleri, kendi söylemlerini öne çıkarmaları gerekiyor'' ifadelerini kullandı.
Ekim Kasım aylarında muhalefet adayı Marki-Zay adaylığını açıkladığında bir çok ölçüme göre Orban'ın oldukça üzerinde yüksek bir destek oranı olduğunu hatırlatan Demiralp ''Fakat zamanla işler değişmeye başladı. Özellikle seçimlere bir ay kala Ukrayna krizinin ortaya çıkmasıyla tablo bir anda değişti diyebiliriz. Burada iktidarın hamlesi önemliydi. İktidar bir anda oyunu değiştirdi. Kriz başladığında bu krizin Orban'a zararı olacağı düşünülürken, Orban bu krizden kendi lehine bir çıkarım yapmayı başardı. Söylemini bir anda değiştirdi, yepyeni bir söylem başlattı. ''Savaş yanlısı mısınız barış yanlısı mısınız bu seçim bunu belirleyecek'' dedi. Muhalefeti savaş yanlısı olmakla suçladı. Ukrayna'ya silah ve asker gönderecek, Macar parası buraya harcanacak, Macar askerleri feda olacak, bu Macaristan'ın savaşı değil şeklinde söylemlerle birdenbire muhalefeti savaş yanlısı şeklinde tanımlayıverdi'' dedi.
Demiralp sözlerine şöyle devam etti:
''Seçimlere bir ay kala bu bir ayı muhalefet savaş yanlısı olmadığına ikna etmekle geçirdi. Halbuki söyleyecek anlatacak çok şey vardı. Çok hızlı bir şekilde muhalefet oyları Marki-Zay'e destek oranının düşmeye başladığını gördük. Orban'ın beş altı puan arkasına düşmüştü, seçim günü de 19-20 puanla kaybettiğini gördük.''
Muhalefetin önde olduğu dönemde halkın muhalefeti destekleme gerekçelerini ise şöyle yorumladı:
''Muhalefetin başarılı olduğu, halktan destek bulduğu söylemleri, Macaristan'ın demokratik, özgürlüklerden, hak ve hürriyetlerden uzaklaşmış olduğu, tek adam rejimine dönüşmüş olduğu, Avrupa Birliği içerisinde bir ülkede demokrasinin kurumların bu derece çürümesi zayıflaması gerilemesi bir Avrupa ülkesine yakışmayan bir durum olduğu gibi söylemlerdi. Orban yüzünden demokrasi skorlarında özgür bir ülkeden kısmen özgür bir ülkeye dönüşmesi büyük bir sarsıntı yaratmıştı. Muhalefetin bu söylemleri yerini buluyordu, fakat son anda işler değişti.''
MUHALEFETLER KRİZLERE GÜVENMEMELİ KENDİ SÖYLEMLERİNİ ÖNE ÇIKARMALI
Bu tür yarışlarda iktidar partisinin çok avantajlı olduğu, muhalefetin yokuş yukarı yarışması gereken durumlarda iktidardan hep son dakika sürprizinin geleceğine hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizen Demiralp, ''Bir anda kendini savunmada bulma ihtimaline karşı hazırlıklı olması gerekiyor, savunmada kalmamaya dikkat etmesi gerekiyor, kendi gündemini hep üste tutması söylemek istediklerini söylemeye devam etmesi gerekiyor, iktidara cevap verme, savunma pozisyonundan hızla çıkması çok önemli'' şeklinde konuştu.
Demiralp sözlerine şunları ekledi:
''İktidarı götüreceği düşünülen bir krizi iktidar tam tersine çevirdi. Muhalefetlerin krizlere güvenmemeleri kendilerine güvenmeleri, kendi söylemlerini öne çıkarmaları gerekiyor. Popülizm son 20 yılda tüm dünyayı etkisi altına alan tüm dünyada demokratik gerilemelere yol açan bir akım oldu. Amerika'da bile Trump döneminde demokrasinin gerilediği ölçüldü. Demokrasi geleneğinin daha az olduğu ülkeler daha kırılgan oluyor. Macaristan da çok daha genç bir demokrasisi olduğu için daha çok otoriter geçmişi olduğu için daha kırılgandı. Popülizm bütün dünyada vardı son 20 yılda ama demokratik gerilemeye yol açtığı ülkeler demokrasi kültürünün daha az gelişmiş olduğu, kurumların bu yüzden daha kolay yıpranabildiği yerlerde oldu. Kurumsal kültürün bağımsızlığın daha kırılgan olduğu ülkelerde popülist liderlerin çok daha hızlı bir şekilde demokratik erozyon yaratabildiğini görüyoruz.''
2018 MALEZYA SEÇİMLERİ İLHAM VERİCİ BİR ÖRNEK
2018 Malezya seçimlerinde 60 yıldan uzun süre iktidar olan koalisyonu, muhalefet ittifakı devirdi. Bunun Macaristan'da yapılamadığını belirten Demiralp, Türkiye için pek çok ders barındırdığını dile getirdi. Demiralp sözlerine şöyle devam etti:
''Malezya 2018 seçimleri çok ilham verici bir örnek. 60 yıllık bir otoriter iktidarı iktidardan götüren bir seçim, bu anlamda çarpıcı. Muhalefetin geniş bir ittifaktan oluşuyor olması, ittifak liderinin 92 yaşında bir lider olması açısından da çok ilginç. Seçim kampanyası açısından pek çok siyaset bilimcinin model olarak alıp çalıştığı başarılı bir kampanya. Malezya ve Macaristan'da benzer şartlar vardı. Yolsuzluk Malezya'da muhalefetin politize ettiği bir durumdu, ciddi bir yolsuzluk vardı. 2015'te iktidarın uygulamaya başladığı halkı mutsuz eden bir vergi vardı tam da o sene yolsuzluk patlamıştı. Muhalefet bu ikisi arasında çok iyi bir ilişki kurdu. Yolsuzluk ve israf olan kamusal kaynaklar sizden vergi toplanarak telafi ediliyor şeklinde. Malezya muhalefet ittifakı seçim kampanyasında bunu çok net belirtti. Kötü ekonomik yönetim ve yolsuzluk seçmene maliyetlidir vurgusu yapıldı ve neyi farklı yapacaklarını da çok net belirttiler. Macaristan ve Malezya arasındaki farklardan bir tanesi de buydu. 100 günde 10 hedef kampanyası oldukça etkiliydi. Geldiğimizde neyi yapacağız, kim yapacak, kim nereye gelecek, neyi değiştirecek bunların anlatıldığı detaylı bir çalışmayı her yerde yaydılar'' dedi.
Muhalefet ittifakının, iktidarı ortaya "program" koyarak devirdiğini, Müslüman Malezya'nın başardığını, Avrupalı Macaristan'ın başaramadığının ve Malezya'nın daha rasyonel bir tercih yaptığının altı çizildi.
