'Siyaset doğal bir çürütücüdür'

'Siyaset doğal bir çürütücüdür'

Ahmet Taşgetiren ve Yusuf Ziya Cömert'in sunumuyla ekranlara gelen Yüzleşme programının 23 Kasım'da yayınlanan bölümünün konuğu, ilahiyatçı Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara oldu. Siyasetin dini yapıda yol açtığı sorunlara dair önemli açıklamalarda bulunan Büyükkara, 'Siyaset doğal bir çürütücüdür' ifadelerini kullandı.

MUSTAFA SİVİŞ

KARAR TV ekranlarında Ahmet Taşgetiren ve Yusuf Ziya Cömert'in sunumuyla yayınlanan Yüzleşme programı, toplumun merak ettiği konuları masaya yatırmaya devam ediyor. Her hafta çok değerli bir başka ismin ağırlandığı yapım, bu bölümde, ilahiyatçı Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara'yı konuk etti. Birbirinden kritik konuların konuşulduğu programda, siyasetin dini yapıyı nasıl deforme ettiğine ilişkin önemli noktalara ışık tutuldu.

Konuya dair değerli yorumlarda bulunan Büyükkara, 'Siyaset doğal olarak çürütücü bir yapıya sahiptir. Hangi zamanda, nerede yaparsanız yapın yıpratıcı ve çürütücüdür.' şeklinde konuştu.

İşte, Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara'nın din, mezhep, siyaset ve fikir hareketlerine dair önemli değerlendirmeleri...

İHYA, TECDİT VE ISLAH HAREKETLERİ NASIL BAŞLADI?

'19. yüzyıla geri döndüğümüzde İslam dünyasında bir duraklama olduğu biliniyor. Avrupa’da yaşanan Rönesans gibi şeyler İslam aleminde yaşanmadı. O dönemlerde Müslüman coğrafya batılıların eline geçiyor. Ekonomi de iyi gitmiyor. Kültürel olarak da Oryantalizm almış başını gitmiş. Misyoner faaliyetler de emperyalizme eşlik ediyor. Adım adım kuşatılan bir İslam dünyası vardı. Tam bu olaylar başladığı sırada İslam dünyasında da eşzamanlı olarak alimeler ‘Biz bu durumdan nasıl kurtuluruz?’ sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Dünyanın her tarafında bu sorulara cevap aranıyor. Bunu yaparken de dini değerlere veya batılı değerlere değer vererek cevap arayanlar var. Bunlar da işe yaramayınca milli değerlere yönelenler var. Birilerine milliyetçi, birilerine İslamcı birilerine de batıcılar deniyor. İslamcılar sıradan Müslümanlardan nerede ayrılıyor? İslamcılar gayret içerisinde oldukları için onlardan ayrılıyor. Bunlar cihat ediyor, okul açıyor, parti kuruyor, dergi ve gazete basıyor. Mücadele ediyorlar. Bu hareketler de tecdit olarak anılıyor. Bu kavram zaten bizim dini tabirlerimizde kullanılıyor. Peygamber Efendimiz vefat ettikten sonra bozulan dini yapıyı düzeltmek olarak kabul ediliyor.'

DÜNYADAKİ İSLAMCI İKTİDARLAR, İSLAMCILARA UMUT VE ÖZGÜVEN VERİYOR MU?

'Suudi Arabistan’ın geldiği noktayı biliyoruz. Prens Selman ile birlikte Selefilik ile başlayan resmi söylemini de değiştirdi. Tarihini daha da geriye dayandırdı. Öte yandan Taliban yönetimi var. İran da Şii mezhebi üzerinden devleti idare ediyor. Tabi Afganistan’da güvenlik sorunu çözüldü onları sevmeyenler de bunu kabul ediyor. Ama şimdi toplum beklentilerini karşılıyor mu? İlk dönemlerdeki Taliban gibi olmayacağız dediler, kız çocuklarına okulları açacağız dediler ama başaramadılar. Kadın öğretmen istiyorlar ama daha önceden buna izin verilmemiş ki öğretmen yok, yetişmemiş yani. Medreselerden de itiraz edenler var, hepsi aynı görüşte değil. Tabi ki ümit vermiyorlar. Destekliyorlar ama herkes bunun böyle gitmeyeceğini biliyor. İran da mezhep devletine döndüğü için tıkandı. Afganistan için de böyle oldu.'

SİYASET İLE DİN İÇ İÇE GEÇTİĞİNDE MÜSLÜMANLIK PARÇALANIYOR MU?

'Bunun sebebi, siyasetin doğal çürütücü özelliğe sahip olmasıdır. Yani siyaset yapmak tarihin ne zamanında olursanız olun her zaman yıpratıcı ve çürütücüdür. Siyaset yapmak diğerini rakip yapmak ve öne geçmek demektir. Bunu şimdi dindarlar yapınca, yaşanan herhangi bir yanlışta, kişinin dindarlığı her zaman karşı tarafın gözüne batacaktır. Sanki onun yaptığı yanlış, dininden, imanından kaynaklanıyor gibi bir algı yaratacaktır. Haliyle sizin siyaset yapış biçiminiz, yanlış yaptığınızda sizin dini anlayışınızın yanlışı gibi anlaşılacak. O yüzden İslamcılık, siyasal İslamcılıkla eşitleniyor. Ama bu yanlış, siyasal İslamcı olmayan İslamcı çevreler de var. O çevrelerin siyasete bulaşmak istememesinin veya dolaylı irtibata geçmesinin nedeni, bu bahsettiğim konudur. ‘Biz, buraya bulaşırsak davamız zarar görür’ diyen bir kesim var. Bir bağlantısı olsa bile kısıtlı bir bağlantıdır. Şimdi İran’dan örnek verdiniz. İran devleti dini bir yapıya döndürdüğü için devletin yaptığı her bir yanlış dinin yanlışı gibi görünüyor. Çünkü herkes aynı dindarlıkta değil, aynı dinden değil veya aynı mezhepten değil. Siz dinin ötesinde bir de mezhep devleti oluşturuyorsunuz. Anayasalarında 4 mezhep yazar ama Tahran’a giderseniz Sünniler ile ilgili bir tane cami bulamazsınız. Bu ne oluyor, gittikçe sizin inancınıza doğru bir muhalefeti ortaya çıkartıyor. Bugün İslam dünyasında bunu ölçen batılı kamuoyu şirketleri var. Ateizm ve deizm görüşlerinin çok fazla görüldüğü bir ülkedir İran. Bu neyden kaynaklanıyor? Devletin bir dini yoruma veya dinin iktidar olarak ortaya konulmasından kaynaklanan bir zıtlaşma ve düşmanlaşma olarak karşımıza çıkıyor.'

YORUMLAR (12)
12 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN