Bitcoin ağında sürdürülebilir enerji kullanımının arttığına yönelik veriler dikkat çekiyor. ESG alanında çalışmalarıyla bilinen teknoloji yatırımcısı Daniel Batten, Bitcoin ağının yüzde 56’sından fazlasının artık sürdürülebilir enerji kaynaklarıyla çalıştığını açıkladı.
Batten, perşembe günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Bitcoin madenciliğinin çevresel etkilerine ilişkin algının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirtti. Batten’a göre 2021 yılında Bitcoin madenciliğinde sürdürülebilir enerji kullanımı yüzde 34 seviyesindeyken, güncel veriler bu oranın yüzde 56,7’ye yükseldiğini ortaya koyuyor. Söz konusu verilerin Willy Woo ve Digital Assets Research Institute (DARI) tarafından derlendiği ifade edildi.
Yenilenebilir enerji projelerine katkı
Daniel Batten, Bitcoin madenciliğinin yalnızca temiz enerji kullanmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda yenilenebilir enerji projelerinin hayata geçirilmesini hızlandırdığını belirtti. Batten’a göre madencilik faaliyetleri, uzun yıllar sürebilen şebeke bağlantı süreçlerinde bekleyen yenilenebilir enerji projeleri için anında talep yaratarak önemli bir darboğazı ortadan kaldırıyor.
Bu durumun, yenilenebilir enerji yatırımlarının geri dönüş süresini yaklaşık sekiz yıldan üç buçuk yıla kadar düşürebileceği, böylece temiz enerji projelerinin daha cazip hale geldiği ifade edildi. Ayrıca Bitcoin madenciliğinin, değişken üretime sahip güneş ve rüzgar enerjisi kaynakları için esnek talep sağlayarak şebeke istikrarına katkı sunduğu kaydedildi.
Atık ısı ve alternatif kullanım alanları
Küresel enerji tüketiminin yaklaşık yarısının ısıtma amaçlı kullanıldığına dikkat çeken Batten, Bitcoin madenciliğinden elde edilen atık ısının fosil yakıtlara alternatif olabileceğini belirtti. Örnek olarak, MARA adlı madencilik şirketinin Finlandiya’da Bitcoin madenciliğinden elde edilen ısıyla yaklaşık 80 bin kişiye hizmet veren bir bölgesel ısıtma sistemi kurduğu aktarıldı.
Bunun yanı sıra bazı şirketlerin Bitcoin destekli konut tipi ısıtıcılar geliştirdiği, Hollanda’da ise seraların ısıtılması amacıyla güneş enerjisiyle çalışan Bitcoin madenciliği uygulamalarının kullanıldığı belirtildi.
Ar-Ge ve şebeke dışı enerji çözümleri
Batten, Bitcoin madenciliğinin uzun süredir kullanılmayan bazı yenilenebilir enerji teknolojilerinin yeniden gündeme gelmesine katkı sunduğunu ifade etti. Okyanus Termal Enerji Teknolojisi (OTEC) gibi projelerin, yüksek altyapı maliyetleri nedeniyle geçmişte rafa kaldırıldığını belirten Batten, madencilik faaliyetlerinin bu tür projelere şebekeye bağlı olmadan gelir sağlayabileceğini vurguladı.
Ayrıca “Gridless Compute” modeli kapsamında Afrika kırsalında kurulan mikro şebekeler aracılığıyla Kenya, Malavi ve Zambiya’da daha önce elektriğe erişimi olmayan yaklaşık 8 bin haneye enerji sağlandığı bildirildi.
Metan emisyonlarının azaltılması
Bitcoin madenciliğinin, gaz pik santralleri, çöp sahası metanı ve petrol sahalarındaki alevlendirme gibi yüksek karbon yoğunluklu uygulamalara karşı da alternatif sunduğu belirtildi. Bazı şirketlerin, normalde atmosfere salınacak metanı Bitcoin madenciliğinde kullanarak emisyon artışını önlediği kaydedildi.
Batten, karbon negatif madencilik uygulamalarının toplam etkisiyle Bitcoin ağındaki emisyonların yaklaşık yüzde 7’sinin telafi edildiğini ifade ederek, madenciliğin iklim hedefleri açısından önemli bir rol üstlenebileceğini belirtti.
Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi olarak değerlendirilmemelidir. Yatırım kararlarınızı vermeden önce kendi araştırmanızı yapmanız tavsiye edilir.
