Altın Portakal 2026 günlükleri: Jüri salonda içimiz rahat

Altın Portakal 2026 günlükleri: Jüri salonda içimiz rahat

63.⁠ ⁠Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj heyecanı başladı. Jürinin filmleri salonda, seyirciyle omuz omuza izlemesinin takdir topladığı yarışmanın ilk gününde; Biket İlhan’ın Netflix tonlarındaki mülteci hikâyesi ‘Tatlı Maya’ ile Ragıp Türk’ün görsel diliyle öne çıkan yoksulluk dramı ‘Taş ve Tüy’ perdedeydi. İki yapım da zorlu kadın hikâyeleriyle dikkat çekerken, senaryo ve kurgu tercihleriyle festivalin üzerinde çok konuşulacak, merak uyandıran yapımları oluyor.

Festivallerin can damarı filmlerdir elbette, ama o filmlerin nasıl izlendiği ve değerlendirildiği de en az filmler kadar önemlidir. Özellikle son dönemde hem yerli hem de yabancı festivallerin üzerine karabasan gibi çöken "Jüri filmleri izliyor mu?" tartışmalarını hepimiz biliyoruz. Daha birkaç gün önce Antalya Film Forum'da 18 sinemacının başvuru videolarının izlenme sayısının ‘0’ olduğunu açıklayarak başlattığı haklı isyan ve geçmiş yıllarda Oscar jürisinin bazı kategorilerdeki filmleri ‘kulaktan dolma övgülerle’ oyladığını itiraf etmesi, sinema dünyasında ciddi etik kırılmalar yarattı.

İşte tam da bu yüzden, 25 Ekim akşamı Antalya Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu'nda, Ulusal Uzun Metraj yarışmasının ilk filmi olan ‘Tatlı Maya’nın gösteriminde jüri heyetinin tamamını salonda, koltuklarında görmek içimizi bir nebze olsun rahatlattı. Sinema salonlarının can çekiştiği, izleme alışkanlıklarımızın hızla değiştiği bir dönemde, Antalyalıların AKM bahçesinden taşan o uzun kuyruğunu görmek, festivalin bu yılki "Daima" mottosunun sadece bir kelimeden ibaret olmadığını, bir ruh hâli olduğunu kanıtlıyordu. Biz de Alican Sekmeç, Gökşen Aydemir ve Frankfurt Türk Film Festivali Başkanı Hüseyin Sıtkı gibi dostlarla o kuyruktaki yerimizi alıp, ‘Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nda yarışan 12 filmin ilk yapımını izlemek için salona geçtik.

dde1843f-5846-4f31-bf48-51ec4cdfc1c7.jpg
Tatlı Maya film ekibi

BİKET İLHAN’DAN 'TATLI MAYA': NETFLIX TONLARINDA BİR DAYANIŞMA

Biket İlhan, ‘Sokaktaki Adam’ (1995), ‘Kayıkçı’ ve ‘Mavi Gözlü Dev’ gibi yapımlarıyla tanıdığımız, yıllarca jürilerde gördüğümüz usta bir isim. Haliyle yeni bir uzun metrajla döndüğünde beklenti çıtası ister istemez yukarı çıkıyor. ‘Tatlı Maya’, bir kasabada tek başına fırıncılık yapan Nazan (Ayça Bingöl) ile Halepli hamile bir mülteci olan Rana'nın (Cansu Tosun) yollarının kesişmesiyle başlayan bir yabancılık, göç ve vicdan hikâyesi anlatıyor.

Öncelikle, Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli bir filmde Suriyeli mülteci meselesine cesaretle girilmesini takdir ettiğimi söylemeliyim. Son yıllarda sinemacıların bakanlık desteklerinde bu konudan uzak durmaları yönünde aldıkları örtülü uyarılar kulislerde konuşulurken, Biket İlhan’ın bu coğrafyanın kanayan yarasına sırtını dönmemesi kıymetli. Nitekim film sonrası söyleşide oyuncu Ayça Bingöl de senaryodaki kadın dayanışmasına dikkat çekerek "Ayrımcılığın ve nefretin körüklendiği bir süreçte barış için çabalayan kadınlarla bu işi yaptığım için mutluyum" dedi.

Film, genel hatlarıyla Netflix'in ‘iyi hissettiren’ kategorisine (feel-good movie) rahatça yerleşebilecek, tatlı ve umutlu bir tona sahip. Ancak kurgusu biraz ağır akıyor. Anlatıcı olarak konumlandırılan Emre Altuğ (kasabanın eski edebiyat öğretmeni, şimdinin ‘delisi’ Bayram) ile başta hiç karşılaşmayıp sonradan tanışmamız anlatıyı biraz zedeliyor. Altuğ'un yaşlandırma makyajının eksikliği onu bir karakter oyuncusu olarak hissetmemizi zorlaştırırken, başarılı oyuncu Ayça Bingöl’ün Nazan yorumunda da o beklediğimiz derinliği tam bulamıyoruz. Kasaba atmosferinde ise mekânla kurulamayan bağ bir yana, kasabanın tüm kadın karakterlerinin neredeyse ‘tek tip’ yansıtılması, mesela piknik sahnesinde hep bir ağızdan aynı sığ tepkileri vermeleri filmin o inandırıcılık dokusunu ve karakter derinliğini zedeliyor.

Yine de filmde parlayan çok güçlü bir isim var: Yunan terzi Maria rolündeki Suna Yıldızoğlu. Belki kendi hikâyesindeki göçmenlik duygusundan beslendiği için, performansı çok doğal ve güçlü. Yıldızoğlu bence ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünün iddialı adaylarından. Yıldızoğlu'nun söyleşide kurduğu "52 sene önce İngiltere'den geldiğimde burada sadece sevgi gördüm ama şimdi sosyal medyada çok kötü ruhlu insanlar var. Dün kortejde ise o eski, sevdiğim Türkiye'yi gördüm" cümlesi aslında filmin de ruhunu özetliyordu. Özetle; beklentimin biraz altında kalsa da ruhumuza iyi gelen tatlı bir öykü izledik ama ‘Tatlı Maya’ bana göre ‘En İyi Film’ için güçlü aday kategorisinde değil.

57ddc46e-7e58-4dbf-b1ea-da2c559813e2.jpg

RAGIP TÜRK’TEN BİR BAŞKA KADIN DRAMI: 'TAŞ VE TÜY

Gece 21.00’de, arka arkaya film izlemenin ve söyleşilere yetişme telaşının (ki festival yönetiminin yarışma filmlerini bu kadar sıkıştırması özellikle gazeteciler, sinema yazarları için çok yorucu) yorgunluğuyla Ragıp Türk’ün ilk uzun metrajı ‘Taş ve Tüy’e geçtik. Yönetmeni, zengin bir ailenin köpeğine bakan bir kızı anlattığı ve ödüller aldığı ‘Tor’ adlı kısa filminden hatırlıyoruz. (‘Taş ve Tüy’deki zengin ailenin kaybolan köpeğinin adının da Tor olması güzel bir selamlamaydı.)

Kaleiçi'nde, Roman mahallesindeki yoksulluğun ve sosyal adaletsizliğin gölgesinde geçen film, hapisten çıkan ve koruyucu aileye verilen oğlunu geri almaya çalışan Nazire'nin (Melda Tuzluca) hikâyesini anlatıyor. Perdede ilk kez izlediğimiz Melda Tuzluca, karakteristik yüzüyle tam bir karakter oyuncusu potansiyeline sahip. Yeşil paltosu, kıvırcık saçları ve sert hatlarıyla 60'ların devrimci kadın figürlerini andıran Nazire karakteri, ne yazık ki senaryonun ve kurgunun dağınıklığı içinde ayağını yere tam basamıyor. Çok iyi bir anne-kadın dramı izleyecekken; bir yanda suça bulaşmaya yatkın Nazire, bir yanda kumarbaz kocasıyla uğraşan ablasının acıları, öte yanda zengin ailenin kadınının ‘çocuğu olmama’ dramı, hurdacı Salih’in ve yanında çalışan gencin dramları derken iç içe geçmiş yorucu bir karakter cümbüşünün içine düşüyoruz. Yönetmen adeta üç farklı kadın dramını aynı potada eritmeye çalışırken ana hikâyenin odağını flulaştırıyor bana göre.

Devletin günümüzde bir çocuğu yoksul annesinden koparıp zengin bir aileye verme politikasının olup olmadığı (malum sosyal devletin asıl önceliği çocuğu biyolojik ailesiyle tutmaktır) sorusu bir yana, filmdeki erkek memur karakterinin diyaloglarındaki didaktiklik (örneğin, ‘hangimizin anası dayak yemedi’ gibi replikler) bana göre inandırıcılığı kırıyor. Ancak tüm bu senaryo ve kurgu (ki kurgu aşamasında dışarıdan gelen seslere çok kulak verildiği hissediliyor) handikaplarına rağmen filmde parlayan şeyler de var.

83337efe-0ea3-4647-8865-0135ecfac973.jpg
Taş ve Tüy film ekibi

Görüntü yönetmeni Emre Pekçakır'ın başarısı bile filmi tek başına yukarı taşıyor. Genç oyuncu Özge Arslan’ın seslendirdiği çarpıcı final müziği ise akıllara kazınacak cinsten. Film sonrası söyleşide yönetmen Ragıp Türk'ün "Sistem tarafından doğruyu yapmak için suç işlemeye sürüklenen insanları, çağa tanık olarak anlatmak istedim" sözleri, filmin derdini özetliyordu. Derdi olan, meselesi olan filmler her zaman değerlidir. ‘Taş ve Tüy’, ‘En İyi Film’ ödülünü alır mı bilmem ama; görüntü yönetimi, müzik ve oyunculuk dallarında kesinlikle adından söz ettirecektir.

19335d3c-0f3f-4de3-9ad7-f67c037b62e6.jpg

ALTIN PORTAKAL 2026: BİLMENİZ GEREKENLER

JÜRİ DEĞİŞİKLİĞİ: Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanlığını usta yönetmen Derviş Zaim üstleniyor. Jüri üyeleri Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli ve Sırma Bradley'den oluşurken, sağlık sorunları nedeniyle ayrılan Rahman Altın'ın yerine Gökhan Kırdar jüriye dâhil oldu.

077153fa-008f-4fc9-bf12-6570092f0f11.jpg
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na bu yıl Derviş Zaim başkanlık ediyor.

12 FİLM YARIŞIYOR: 24-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen festivalin ‘Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nda yarışan 12 filmin tamamı Türkiye ilk gösterimini yapıyor. 8 film ise dünya prömiyerini Antalya'da gerçekleştiriyor.

TOPLAM ÖDÜL 11 MİLYON: Toplam 11 milyon TL ödül dağıtılacak festivalde, ‘Ulusal Uzun Metraj’ yarışmasında ‘En İyi Film’ ödülünün sahibi 5 milyon TL'nin sahibi olacak. Ödüller 31 Ekim akşamı AKM’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

ULUSAL UZUN METRAJDA YARIŞAN FİLMLER

* TATLI MAYA (Yön: Biket İlhan)
* TAŞ VE TÜY (Yön: Ragıp Türk)
* ARTAKALAN (Yön: Yeşim Ustaoğlu)
* BEKLE BİZİ BRÜKSEL (Yön: Necmi Sancak)
* BİR ANNE HAKKINDA (Yön: Büşra Bülbül)
* CİNLERİN DÜĞÜNÜ (Yön: Ferit Karahan)
* DÜĞÜN ŞARKICISI (Yön: Emre Aybek)
* ELİSA (Yön: Sinan Sertel)
* HAKİKATİN ÖLÜMÜ (Yön: Hüseyin Karabey)
* KADİM MAVİ (Yön: Emir Ziyalar)
* ÖLÜ ARININ İĞNESİ (Yön: Aydın Orak)
* SELMA (Yön: Emre Kavuk)

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN