pladis ve GODIVA Chocolatier Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, kişisel blogunda yayımladığı "Kendisi küçük etkisi büyük ada: Singapur" başlıklı yazısında, iş görüşmeleri kapsamında ziyaret ettiği Singapur'un ekonomik kalkınma modelini, siyasi yapısını ve ticaret kültürünü değerlendirdi.
1984 yılından bu yana Singapur'a birçok kez gittiğini belirten Ülker, doğal kaynakları sınırlı olan ülkenin birkaç on yılda küresel ticaret, finans, lojistik ve teknoloji merkezi haline gelmesini tarihsel gelişmeler üzerinden anlattı.
Singapur'un başarısını yalnızca coğrafi konumuyla açıklamanın yetersiz olduğunu belirten Ülker, ülkenin avantajlarını uzun vadeli planlama, kurumsal yapı ve uluslararası ticaret ilişkileriyle ekonomik güce dönüştürdüğünü vurguladı.

"YURT DIŞINDA ÇALIŞAN, KAZANAN, BAŞARAN OLURSA 'KAÇTI' DİYORUZ"
Yazısında Singapur'un tarihine de yer veren Ülker, ülkenin modern ticaret merkezi olarak gelişiminin İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin 1819'da bölgede faaliyet göstermesiyle hızlandığını anlattı.
Malakka Boğazı'nın girişindeki stratejik konumun Çin, Hindistan, Malay Takımadaları ve Avrupa arasındaki ticaret için büyük avantaj sağladığını belirten Ülker, İngilizlerin serbest ticaret politikasıyla bu avantajı değerlendirdiğini ifade etti.
Farklı milletlerden tüccarların Singapur'a yerleşerek çok kültürlü bir ticaret merkezi oluşturduğunu anlatan Ülker, Türkiye'ye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Çinliler, Hintliler, Malaylar, Araplar ve Avrupalılar buraya yerleşmişler. Fakat Türklerden hâlâ ses yok! Ama zaten yurtdışında çalışan, kazanan, başaran olursa 'kaçtı' diyoruz biz."

6 MİLYONLUK ÜLKEDEN 1,4 TRİLYON DOLARLIK TİCARET
Singapur'un 1965 yılında bağımsızlığını kazandığında doğal kaynakları bulunmayan, küçük bir iç pazara sahip, su ve gıdada dışarıya bağımlı bir ülke olduğunu hatırlatan Ülker, sonraki yıllarda uygulanan ekonomi politikalarının ülkeyi farklı bir konuma taşıdığını belirtti.
Ülker'in aktardığı verilere göre Haziran 2026 itibarıyla 6,21 milyon nüfusa sahip Singapur'un 2025 yılındaki toplam mal ticareti yaklaşık 1,4 trilyon Singapur dolarına ulaştı. Ülkenin limanlarında aynı yıl 44,66 milyon TEU konteyner elleçlendi.
Singapur'un yalnızca malların aktarıldığı bir liman olmadığını vurgulayan Ülker, gemi finansmanı, sigortacılık, döviz işlemleri, ticari sözleşmeler ve bölgesel şirket yönetimlerinin de burada toplandığını belirtti.

"SİNGAPUR GÜNÜMÜZÜN İSVİÇRE'Sİ"
Singapur'un küresel finans sistemi içindeki rolüne de değinen Ülker, ülkenin 1968'de kurulan Asian Dollar Market aracılığıyla uluslararası finans piyasalarının farklı zaman dilimleri arasındaki boşluğu doldurduğunu anlattı.
Ülkenin yönettiği varlıkların 6 trilyon Singapur dolarını aştığını belirten Ülker, finansal kaynakların önemli bölümünün başka ülkelerde değerlendirildiğine dikkat çekti.

Ülker, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada yönetilen varlıkların toplamının 6 trilyon Singapur dolarını aşması ve bunun çok büyük bölümünün başka ülkelere yatırılması, ülkenin kendi parasını yöneten bir merkezden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor; Singapur bu açıdan günümüzün İsviçre'sidir."

"COĞRAFYAYI KADER OLARAK KABUL ETMEDİLER, KKTC'DE DE YAPABİLİRİZ"
Singapur'un ekonomik kalkınma modelinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için de dersler çıkarılabileceğini savunan Ülker, doğal kaynak ve yüzölçümü bakımından sınırlı imkânlara sahip ülkelerin doğru ekonomik stratejilerle uluslararası merkezlere dönüşebileceğini ifade etti.
Ülker, yazısının bu bölümünde şu değerlendirmeyi yaptı:
"Küçük ve doğal kaynakları olmayan bir ada olmanın getirdiği dezavantajları aşarak eşsiz bir konum elde etmiş. Kısacası coğrafyayı kader olarak kabul etmek yerine iş modeline çevirmişler. Bizim KKTC'de de bunu yapabiliriz, bir ara yazacağım."

"DEVLETİN BAŞARISI TARTIŞILMAZ OLABİLİR AMA SEÇMENİN SONSUZ İTAAT BORCU YOKTUR"
Murat Ülker, Singapur'un yalnızca ekonomik başarısını değil, siyasi sistemini ve yönetim anlayışını da değerlendirdi.
Ülkenin sert kanunları ve kısıtlayıcı uygulamaları nedeniyle özgürlüklerin geniş biçimde yaşandığı bir demokrasi olmadığını belirten Ülker, buna karşılık devletin toplumun ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilmesinin önemli olduğunu savundu.
Bu değerlendirmesine örnek olarak 2011 seçimlerini gösteren Ülker, iktidardaki Halkın Hareketi Partisi'nin Aljunied bölgesinde muhalefetteki İşçi Partisi karşısında yenilgiye uğradığını hatırlattı.
Singapur'un kurucu lideri Lee Kuan Yew'in muhalefete oy verilmemesi yönündeki uyarılarına rağmen seçmenlerin farklı bir tercih yaptığını anlatan Ülker, şu ifadeleri kullandı:
"Devletin başarısı tartışılmaz olabilir ama seçmenin devlete sonsuz bir itaat borcu yoktur. Halk kendisine sunulan refahı takdir ederken gerektiğinde yöneticilerine itiraz edebiliyor. Üstelik bunu sokakta değil, sandıkta yapıyor."
Singapur'da iktidarın medya, siyaset ve kamusal hayat üzerindeki etkisinin ve ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamaların tartışılmaya devam ettiğini belirten Ülker, güçlü devlet anlayışına ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Güçlü devlet yalnızca emir veren değil, toplumun beklentilerini okuyabilen ve gerektiğinde politikalarını değiştirebilen devlettir."
SİNGAPUR'DAKİ BANKACILIK MODELİNİ ANLATTI
Yazısında uluslararası bankacılık ilişkilerine de geniş yer ayıran Ülker, uzun yıllardır çalıştıkları United Overseas Bank'ın (UOB) gelişimini örnek gösterdi.
Kurucu ailenin üçüncü kuşağı tarafından yönetilen bankanın küçük bir aile işletmesinden Güneydoğu Asya'nın önemli finans kuruluşlarından birine dönüştüğünü belirten Ülker, bu başarının arkasında güçlü sermaye disiplini, uzun vadeli ilişkiler ve ihtiyatlı büyüme stratejisinin bulunduğunu ifade etti.
Bankanın gelişiminde etkili olan Wee Cho Yaw'ın hayatını anlatan biyografiyi de değerlendiren Ülker, iş dünyasında güven ilişkisinin ve finansal hazırlığın önemine dikkat çekti.
Ülker, kendi iş tecrübelerine de atıfta bulunarak, "İş büyütürken yalnızca fırsatı görmek yetmiyor; zamanı geldiğinde harekete geçebilecek finansal hazırlığınız ve itibarınız da olmalı" ifadelerini kullandı.

"SİNGAPUR DOĞAYLA TEKNOLOJİYİ KARŞI KARŞIYA KOYMAMIŞ"
Singapur'un şehircilik ve turizm yaklaşımına da değinen Ülker, Gardens by the Bay projesini doğa, mühendislik ve teknolojinin bir arada kullanıldığı örneklerden biri olarak gösterdi.
Flower Dome ve Cloud Forest gibi tesislerin yalnızca turistik alanlar olmadığını, aynı zamanda gelişmiş iklimlendirme, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarını barındırdığını anlattı.
Ülker, ülkenin yeşil alanları da turizm ve şehir markasının bir parçası olarak değerlendirdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Singapur doğayla teknolojiyi karşı karşıya koymamış. İkisini aynı şehir hikayesinin parçası yapmış. Singapur finans merkezi olmanın yanında şehircilik, turizm, müzecilik, botanik ve teknolojiyi tek bir kavramda birleştiriyor, çekiciliğini artırmak istiyor."

"ASIL BAŞARI FARKLILIKLARI YÖNETEBİLMEK"
Singapur'un çok kültürlü yapısını da değerlendiren Ülker, Çinli, Malay, Hintli, Arap ve diğer toplulukların tarihsel olarak aynı ticaret merkezi çevresinde bir araya geldiğini anlattı.
Ülkenin dört resmî dilinin İngilizce, Mandarin Çincesi, Malayca ve Tamilce olmasının bu çeşitliliğin göstergesi olduğunu belirten Ülker, Singapur'un farklı kültürleri bir arada yaşatabilmesini de başarısının önemli unsurlarından biri olarak değerlendirdi.
Ülker, yazısında şu ifadeleri kullandı:
"Bana göre Singapur'un asıl başarısı yalnızca bu çeşitliliğe sahip olması değil, çeşitliliği yönetebilmesidir. Farklı toplulukları asimile etmekten ziyade hep beraber fakat bağımsız yaşamalarına izin veriyor; tarihi kimliği korurken geleceği de üzerine inşa ediyor."

