Yüzyıllardır zenginliğin, servetin ve güvenli birikimin simgesi olan altın, bilim dünyasından gelen dikkat çekici bir haberle yeni bir tartışmanın merkezine yerleşti. ABD'nin San Francisco kentinde faaliyet gösteren Marathon Fusion adlı teknoloji şirketi, nükleer füzyon yöntemini kullanarak cıvayı altına dönüştürdüğünü açıkladı.
Financial Times'ın Temmuz 2025'te ayrıntılarını yayımladığı teknolojiye ilişkin yeni gelişme, 21 Ekim 2026'da duyuruldu. Şirket, laboratuvar deneyinde kararlı altın ürettiğini ve üretim hızında Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN'in ulaştığı seviyeyi 10 kat aştığını ileri sürdü.
Gelişme yalnızca bilim dünyasını değil, altını uzun vadeli birikim aracı olarak kullanan yatırımcıları da endişeli bir bekleyişe soktu. Çünkü altının ekonomik değerini belirleyen unsurlardan biri, doğada sınırlı miktarda bulunması ve çıkarılmasının maliyetli olması.
Altının laboratuvarda büyük miktarlarda ve düşük maliyetle üretilebildiği bir gelecek, bu dengeyi değiştirebilir.
KUYUMCUDAN ALDIĞINIZ ALTINLA LABORATUVARDAKİ ALTIN AYNI MI?
Bu teknolojinin en dikkat çekici yönü, ortaya çıkan ürünün altına benzeyen başka bir madde değil, gerçekten altın olması. Marathon Fusion'ın geliştirdiği yöntemde, cıva atomlarının çekirdek yapısı nükleer tepkimelerle değiştiriliyor.
Cıva-198 adı verilen izotop, yüksek enerjili nötronlara maruz bırakılıyor. Oluşan radyoaktif cıva-197 ise zaman içinde bozunarak kararlı altın-197'ye dönüşüyor. Altın-197, doğadaki altının da kararlı izotopu.
Dolayısıyla gerekli saflık ve güvenlik koşulları sağlandığında laboratuvarda elde edilen altının doğal altınla kimyasal açıdan aynı özellikleri taşıması mümkün.
Bu durum, yapay elmas teknolojisinin mücevher sektöründe yarattığı dönüşümle karşılaştırılıyor.
YAPAY ELMASIN BAŞINA GELENLER ALTININ DA BAŞINA GELEBİLİR Mİ?
Laboratuvarda üretilen elmaslar, bir dönem yalnızca doğadan çıkarılabilen değerli taşların çok daha düşük maliyetlerle üretilebileceğini gösterdi. Zamanla yapay elmas üretiminin yaygınlaşması, özellikle laboratuvar üretimi taşların fiyatlarında büyük düşüşlere neden oldu.
23 Ekim'de gelişmeyi ele alan Euronews, yapay elmasların toptan satış fiyatlarının 2015'ten bu yana yaklaşık yüzde 90-95 gerilediğine dikkat çekti.
Benzer bir teknolojik dönüşümün altın için de yaşanıp yaşanamayacağı sorusu bu nedenle gündeme geldi.
Ancak arada önemli bir fark bulunuyor: Yapay elmas üretiminde kullanılan yöntemler ticari ölçekte uygulanabiliyor. Altının nükleer dönüşümle tonlarca üretilmesi ise henüz teorik hesaplamaların ötesine geçmiş değil.
BİR FÜZYON SANTRALİ YILDA TONLARCA ALTIN ÜRETEBİLİR
Marathon Fusion'ın Financial Times'a konu olan araştırmasında, geleceğin nükleer füzyon santrallerinin elektrik üretirken yan ürün olarak altın da üretebileceği hesaplandı. Şirketin 2025 yılında yayımladığı bilimsel çalışmaya göre, 1 gigavat termal füzyon gücüne sahip bir sistemde yılda yaklaşık 2 ton altın üretimi teorik olarak mümkün olabilir.
Daha büyük ölçekli bir santralde yıllık üretimin 5 tona yaklaşabileceği de değerlendiriliyor. Bu miktarlar bugüne kadar fiilen üretilmiş değil.
Ancak şirketin hesaplamalarının gelecekte doğrulanması halinde, altın yalnızca madenlerden çıkarılan bir metal olmaktan çıkıp enerji santrallerinde üretilen bir yan ürüne de dönüşebilir.
ALTININ ARZI ARTARSA FİYATLAR DÜŞER Mİ?
Altın fiyatlarını belirleyen temel unsurlardan biri arz ve talep dengesi. Bugün altın üretimi büyük ölçüde madencilik faaliyetlerine dayanıyor. Madenlerin bulunması, işletmeye alınması ve altının çıkarılması yüksek maliyet ve uzun zaman gerektiriyor.
Nükleer füzyon teknolojisinin ilerlemesiyle altının daha ucuz ve büyük miktarlarda üretilmesi halinde piyasaya sunulan toplam altın miktarı artabilir.
Diğer koşullar değişmezse bu durum fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.
Ancak altının fiyatı yalnızca üretim miktarına bağlı değil.
Merkez bankalarının altın alımları, yatırımcı talebi, jeopolitik gelişmeler, faizler, doların değeri ve enflasyon beklentileri de altın fiyatlarını etkiliyor.
Dolayısıyla laboratuvarda altın üretilebilmesi, tek başına altının değerinin çökeceği anlamına gelmiyor.
