Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye'yi sarsan fon skandalında kamu finans kuruluşlarının eski ve mevcut yöneticileri ile soruşturmada adı geçen şirketlerde görev yapan aile üyeleri arasındaki bağlantıları gündeme taşıdı.
KARAR yazarı Yıldıray Oğur'un 24 Ekim tarihli "1 milyon dolarlık bilmece: Baba-oğul-fon" başlıklı köşe yazısını sosyal medya hesabından paylaşan Arıkan, fon soruşturmasının yalnızca birkaç yöneticiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini savundu.
Eski BDDK yöneticilerinin çocukları ve yakınlarının, fon soruşturmasında adı geçen şirketlerin yönetimlerinde bulunmasına dikkat çeken Arıkan, söz konusu ilişkileri “NEPOFON” ifadesiyle tanımladı.
"900 MİLYAR TL'LİK FON SOYGUNUN SOY HARİTASI"
Mahmut Arıkan, paylaşımına şu ifadelerle başladı:
"NEPOFON; 900 milyar TL'lik fon soygunun soy haritası! Babalar, oğullar, damatlar…"
Arıkan, devlet kurumlarında görev yapan isimlerle yakınlarının özel sektördeki konumları üzerinden bir ayrıcalık sistemi oluşturulduğunu ileri sürdü.
Saadet Partisi lideri, "Devlet kurumlarını aile şirketine çeviren bu yapı, çürümüş bir sistemin akan cerahatıdır. Dün jakobenlik eleştirisi yapanların bugün inşa ettiği nepotik düzen, Türkiye için bir beka meselesidir!" dedi.
Arıkan'ın sözünü ettiği 900 milyar lira, paylaşımında kullandığı fon skandalının büyüklüğüne ilişkin tutar. Bu miktarın tamamının soruşturmada kesinleşmiş ve tahsil edilemeyen yatırımcı zararı olduğuna ilişkin açıklanmış bir hesap bulunmuyor.
YILDIRAY OĞUR'UN YAZISINDAKİ BABA-OĞUL BAĞLANTILARINI GÜNDEME TAŞIDI
Arıkan'ın paylaşımına konu olan Yıldıray Oğur'un yazısında, eski Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak'a yöneltilen 1 milyon dolarlık rüşvet iddiasından hareketle finans sektöründeki aile ve görev ilişkileri mercek altına alındı.
Oğur, soruşturma kapsamında Çakmak'ın, Türkiye Sigorta'nın parasını TERA fonlarına yönlendirme karşılığında elden 1 milyon dolar aldığı ve TERA'nın Grainturk Holding hisselerine yatırım yapmasını şart koştuğu yönündeki suçlamaları aktardı.
Yazıda, Grainturk Holding'in bağımsız yönetim kurulu üyesi Ahmet Emir Akben'in, eski BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben'in oğlu olduğu hatırlatıldı.
Taha Çakmak'ın 2019-2021 yılları arasında Mehmet Ali Akben'in başkanlığındaki BDDK'da başkan yardımcılığı yaptığına dikkat çeken Oğur, bu geçmiş ilişkinin Grainturk hisseleri üzerinden yürütüldüğü iddia edilen pazarlık bakımından araştırılması gerektiğini belirtti.
Öte yandan TERA Yatırım Holding'in 2025 yılında Grainturk iştiraki Özova Tarım'a 15 milyon dolar yatırarak yüzde 10 ortak olmak üzere anlaşma yaptığı, söz konusu anlaşmanın ise 3 Şubat 2026'da karşılıklı olarak feshedildiği hatırlatıldı.
Oğur, yazısında Çakmak'a yöneltilen suçlamalarla bu yatırım anlaşması arasında doğrudan bağlantı kuran bir belgenin henüz bulunmadığını da belirtti.
ESKİ BDDK YÖNETİCİLERİNİN OĞULLARI İKİ AYRI ŞİRKETTE
KARAR yazarının gündeme getirdiği bir diğer bağlantı, eski BDDK Kurulu üyesi Mustafa Balcı'nın oğlu İskender Balcı ile ilgili oldu.
Oğur'un yazısına göre İskender Balcı, fon soruşturmasında hisse işlemleri tartışma konusu olan Özata Denizcilik'te bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyordu.
İskender Balcı'nın aynı zamanda eski Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı olduğuna işaret edildi.
Yazıda, TERA Yatırım Bankası'nın kuruluş ve faaliyet izinlerinin verildiği dönemde BDDK yönetiminde bulunan Mehmet Ali Akben ile Mustafa Balcı'nın oğullarının, daha sonra fon soruşturmasında adı geçen iki ayrı şirkette yönetim görevi üstlendiği vurgulandı.
Oğur, bu ilişkilerin nasıl oluştuğunun ve soruşturma konusu işlemlerle bağlantılarının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
"BİR AVUÇ MUTLU AZINLIĞIN ÇOCUKLARINA AÇILAN AYRICALIK KAPILARI"
Saadet lideri Arıkan, söz konusu bağlantılardan hareketle kamu yönetimindeki liyakat ve fırsat eşitliği sorunlarına da dikkat çekti.
Gençlerin işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde bazı ailelerin çocuklarının kamu ve finans sektöründe ayrıcalıklı konumlara getirildiğini savunan Arıkan, şu ifadeleri kullandı:
"Yüz binlerce gencimiz işsizlikten umudunu yitirirken bir avuç mutlu azınlığın çocuklarına ve damatlarına açılan ayrıcalık kapıları, bu ülkenin evlatlarına yapılan en büyük haksızlıktır."
Arıkan, bu ilişkilerin yalnızca finans piyasalarındaki soruşturma açısından değil, kamu yönetimine duyulan güven bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
"BİRKAÇ İSMİ GÖREVDEN ALARAK GÜVENİ TESİS EDEMEZSİNİZ"
Fon soruşturmasının ardından bazı üst düzey bürokratların görevlerinden ayrılmasını da değerlendiren Arıkan, yalnızca personel değişiklikleriyle sorunun çözülemeyeceğini belirtti.
Soruşturmanın, iddia edilen ilişkilerin tamamını kapsayacak biçimde yürütülmesi gerektiğini savunan Saadet Partisi lideri, iktidara şu sözlerle seslendi:
"‘Cerrah titizliğiyle çalışıyoruz’ diyenler, çürümenin kaynağına dokunmadan, birkaç ismi görevden alarak güveni tesis edemez!"
Arıkan, soruşturmadaki sorumlulukların ortaya çıkarılması için yetkililerin ellerindeki bilgileri değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
"İPİN UCU DA SONU DA MEYDANDADIR"
Paylaşımının sonunda fon soruşturmasında adı geçen ilişkilerin bütün yönleriyle incelenmesini isteyen Arıkan, sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.
Arıkan, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
"İpin ucu da sonu da meydandadır! Liste elinizdedir, sorumluluk da yetki de sizdedir! Fon Terör Örgütü mensuplarının her biri yargı önünde tek tek hesap vermelidir."
