Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye’ye yönelik hazırladığı Mali Şeffaflık Değerlendirmesi raporunu yayımladı. Raporda, Türkiye'nin kamu maliyesi yönetiminde geçmişten bu yana sağladığı ilerlemeler ve reformlar takdir edilmekle birlikte; kamu varlıklarının raporlanması, deprem harcamalarının zamanlaması, Kamu-Özel Sektör İşbirliği ile bütçe dışı fonların şeffaflığı gibi kritik alanlarda önemli eksikliklerin bulunduğu vurgulandı.
IMF, ortaya konulan bu eksikliklerin ve makroekonomik risklerin giderilmesi amacıyla Türkiye’ye dört maddelik öncelikli bir reform paketi tavsiye etti.
1. ŞEFFAFLIK ALANINDAKİ İLERLEMELER VE MEVCUT DURUM
IMF değerlendirmesinde, Türkiye’nin mali şeffaflık alanında onlarca yıllık bir birikim ve ilerlemeye sahip olduğu ifade edildi. Raporda öne çıkan olumlu gelişmeler şu şekilde sıralandı:
İLERLEME KAYDEDİLEN ALANLAR: 2021 yılında program bütçe sistemine geçilmesi, tahakkuk esaslı Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları'nın uygulanmaya başlanması ve Devlet Mali İstatistikleri raporlamasının sürekli geliştirilmesi olumlu adımlar olarak nitelendirildi.
BÜTÇE KAPSAMI VE VATANDAŞ BÜTÇESİ: Kamu işletmelerine ilişkin raporlamanın iyileştiği, bütçenin bütünleşik bir yapıda sunulduğu, harcamaların çok büyük kısmının bütçe belgelerinde yer aldığı ve 2017’den itibaren vatandaş bütçesi yayımlandığı aktarıldı. 2022'de ise başlangıç ödeneklerini aşan harcamalar için ek bütçe uygulamasına geçildiği hatırlatıldı.
MALİ ŞEFFAFLIK KODU DERECESİ: Türkiye’nin Mali Şeffaflık Kodu ilkelerinin yaklaşık üçte ikisinde "iyi" veya "ileri" uygulama düzeyini karşıladığı; 2015’teki değerlendirmede yaklaşık yarı seviyesinde olan bu oranın, ilkelerin üçte birinde seviye yükseltilmesiyle artırıldığı belirtildi.
RAPORLAMA KAPSAMI: Genel yönetim düzeyindeki yükümlülükler ile finansal ve finansal olmayan varlıkların neredeyse tamamının raporlama kapsamında olduğu, ancak kamu emeklilik sistemine ilişkin yükümlülüklerin kapsam dışında kaldığı kaydedildi.
2. ÖNE ÇIKAN 3 KRİTİK UYARI VE MALİ RİSKLER
IMF raporunda, Türkiye kamu maliyesindeki sistematik raporlama yapısının zaman zaman kritik boşluklar yarattığına dikkat çekilerek öne çıkan sorunlar üç ana başlık altında toplandı:
I. TÜRKİYE VARLIK FONU VE TOKİ’DEKİ RAPORLAMA EKSİKLİĞİ
TÜRKİYE VARLIK FONU (TVF): Bünyesinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) %29’u değerinde kamu varlığı barındıran TVF’nin, bu büyüklükteki bilanço hacminin hiçbir mali raporda yer almadığı vurgulandı. Fonun Santiago İlkeleri'ne uyum sağladığını belirtmesine rağmen erişilebilir mali bilgilerinin faaliyet raporları ile dipnotsuz ve denetlenmemiş tablolarla sınırlı olduğu; denetim raporlarının yurt içinde kamuoyuna açıklanmadığı ve hükümetle ilişkilerinde açıklık bulunmadığı ifade edildi.
TOKİ: En önemli kamu işletmelerinden biri olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) varlıklarının GSYİH’nin %2,6’sına karşılık geldiği, ancak mali tablolarının kamuya açık olmadığı ve Sayıştay denetiminde şartlı görüş aldığı belirtildi. TOKİ’nin bağlı ortaklıklarının deprem imar harcamalarının ana alıcıları arasında yer aldığı, devletten ücretsiz arazi devri aldığı ve 2023’ten bu yana önemli bütçe transferleri aktarıldığı bilgisine yer verildi.
II. DEPREM HARCAMALARININ ZAMANLAMASI VE BÜTÇE ETKİSİ
2023 depremlerine ilişkin yeniden inşa harcamalarının bütçedeki gerçekleşme zamanı ile fiili harcamalar arasında uyumsuzluk bulunduğu kaydedildi.
Hükümet raporlarında deprem harcamaları GSYİH’ye oranla 2023 için %3,6, 2024 için %1,7 ve 2025 için %0,8 olarak gösterilmiştir.
Ancak raporda, 2023 yılı için raporlanan %3,6’lık harcamanın yalnızca %0,8’lik kısmının fiilen gerçekleştirildiği; ödenek bazlı bu gösterimin ilk yıllardaki harcamaları yüksek, sonraki yılları ise düşük göstererek bütçe açıklarını etkilediği ifade edildi.
III. KUR KORUMALI MEVDUAT (KKM) VE MALİ RİSK YÖNETİMİ
MALİ RİSK YÖNETİMİNDE SINIRLI İLERLEME: Son 10 yılda mali risk yönetiminde sınırlı ilerleme sağlandığı, makroekonomik risk değerlendirmelerinin üst düzey hassasiyet analizleriyle sınırlı kaldığı ve tüm riskleri toplayan tek bir özet raporun bulunmadığı belirtildi. Yaşlanan nüfusa yönelik uzun vadeli sürdürülebilirlik analizlerinin de eksik olduğu aktarıldı.
KKM’NİN MALİYETİ: Kur Korumalı Mevduat uygulamasıyla hükümetin GSYİH’nin %8’ine kadar ulaşan bir kur riski üstlendiği, yaşanan değer kaybı sonucu uygulamanın devlete maliyetinin GSYİH’nin %4,2’sine ulaştığı vurgulandı. Bu maliyetin bir kısmının bütçeden karşılandığı, bir kısmının ise Merkez Bankası zararlarına yansıyarak banka özkaynaklarını GSYİH’nin %2,9’u kadar negatif seviyeye gerilettiği kaydedildi.
DİĞER RİSK ALANLARI: Borç garantileri ve kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) projelerine ilişkin raporlamanın kaliteli olduğu, finans sektörü risklerinin açıklandığı ve deprem kaynaklı çevresel risklerin iyi geliştirilmiş bir stratejiyle yönetildiği de raporda dipnot olarak yer aldı.
3. IMF’DEN MALİ ŞEFFAFLIK İÇİN 4 ÖNCELİKLİ ÖNERİ
IMF, tespit edilen sorunların ve şeffaflık eksikliklerinin giderilmesi amacıyla Türkiye’ye şu dört temel öneriyi sundu:
DEVLET MALİ İSTATİSTİKLERİNİN GENİŞLETİLMESİ: İstatistiklerin genel yönetimi, TOKİ dahil tüm kamu işletmelerini ve Türkiye Varlık Fonu’nu kapsayacak şekilde genişletilerek konsolide gelir tabloları ve bilançolar hazırlanması; deprem harcamalarının ise fiilen yapıldıkları yıllarda raporlanması.
MERKEZİ YÖNETİM İÇİN YILLIK MALİ TABLO: Bakanlıklar, döner sermayeler ve bütçe dışı fonlar dahil tüm merkezi yönetim kuruluşlarını kapsayan yıllık tek bir mali tablo oluşturulması ve bu tablonun Sayıştay denetimine tabi tutulması.
MALİ HEDEFLERİN YASAL GÜVENCEYE ALINMASI: Hükümetin mali hedeflerinin bütçe belgelerinde açıkça ilan edilmesi, gerçekleşmelerin raporlanması ve bu yükümlülüğün 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda açıkça düzenlenmesi.
KAPSAMLI YILLIK MALİ RİSK RAPORU: Makroekonomik gelişmeler, garantiler, KÖİ projeleri, kamu işletmeleri, finans sektörü, yerel yönetimler, doğal afetler ve demografik değişimden kaynaklanan tüm uzun vadeli riskleri içeren yıllık tek bir özet raporun hazırlanması.
