Fransız edebiyat dünyasında yaşanan yapay zekâ tartışmalarında sular durulmuyor. Thélyson Orélien’in romanının bir bölümünü yapay zekâ kullanarak yazdığı şüphesiyle edebiyat ödüllerinden men edilmesinin hemen ardından yeni bir kriz patlak verdi. Fransa’nın en köklü edebiyat ödülü Goncourt’u ‘L’Inconnue du quai de Javel’ adlı romanıyla kazanan Philippe Jaenada, ödüle layık görülmesinden sadece bir gün sonra katıldığı France Inter radyosundaki röportajda çarpıcı bir itirafta bulundu.
62 yaşındaki Jaenada, Paris’te çözülemeyen bir cinayeti konu alan romanını kurgularken yapay zekâdan üç kez yararlandığını açıkladı. İlk olarak ChatGPT tarafından yazılmış bir cümleyi, okurla ‘oynamak’ amacıyla romanına bilerek yerleştirdiğini belirten Jaenada, bu durumu Goncourt jürisiyle de paylaştığını aktardı.
Yapay zekâyı ayrıca programın teknik veriler hakkındaki absürt yanıtlarıyla dalga geçmek için kullandığını belirten yazar, edebi üretimde bu teknolojiyi kullanma nedenini şu sözlerle savundu: “Yapay zekâyı görmezden gelemeyiz, sanki hiç yokmuş gibi davranamayız. Onu kullanmalı, varlığını kabul etmeli ve kendimizi onunla çalışmaya alıştırmalıyız; onun yerimize geçmesine izin vermemeliyiz. Yapay zekâ işe yaramalı.”
Jaenada, aslında ödülden önce de yapay zekâ kullanımını açıkça savunmuştu. 20 Minutes gazetesiyle yaptığı bir röportajda, “Bir film yönetmeni özel efektler kullandığını gizler mi?” diye soran yazar, yakında bir metnin yüzde 100 insan tarafından yazıldığını söylemenin imkânsız hale geleceğini öngörmüştü. Buna karşın Jaenada, yapay zekânın ‘asla bir kitabı kalbiyle, ruhuyla, anılarıyla yazamayacağını’ da ısrarla vurgulamıştı.
Jaenada’nın son itirafı okurları sosyal medyada ikiye böldü. Bir kesim yapay zekânın modern çağın yazım denetleyicisi olduğunu savunurken, edebiyat tutkunlarının büyük bir kısmı hayal kırıklığını dile getirdi. Jaenada bu eseriyle, daha önce ‘Sulak’, ‘La Petite Femelle’ ve ‘La Serpe’ kitaplarıyla kurduğu, gerçek suç dosyalarına dayanan edebi çizgisini sürdürüyor. Yazarın Türkçede henüz eseri bulunmuyor.
UNUTULMAZ YZ VAKALARI
RIE KUDAN (Ocak 2024): Japonya’nın en saygın ödülü Akutagawa’yı kazanan Kudan, ‘Tokyo-to Dojo-to’ adlı romanının yaklaşık yüzde 5’ini kelimesi kelimesine ChatGPT’ye yazdırdığını ödül töreninde itiraf ederek dünyada büyük yankı uyandırmıştı. OLGA TOKARCZUK (Mayıs 2026): Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Polonyalı yazar Tokarczuk, bir röportajında gelişmiş bir yapay zekâ modeli kullandığını ve süreç içinde ona “Sevgilim” diye hitap etmeye başladığını söylemiş; ancak metnin yaratım sürecindeki ana aktörün kendisi olduğunun altını ısrarla çizmişti.
ÇİFTE STANDART TARTIŞMASI: BİRİNE ÖDÜL, DİĞERİNE AFOROZ
Jaenada’nın bu rahat itirafı, eylül ayında yaşanan bir başka vakayı yeniden gündeme taşıyarak edebiyat dünyasında ‘çifte standart’ tartışmasının fitilini ateşledi. Kanadalı-Haitili yazar Thélyson Orélien’in ilk romanı ‘C’était ça ou Mourir’ (Ya Bu Ya Ölmek), Fransa’da güz dönemi edebiyat sezonunun (‘rentrée littéraire’) en büyük hiti olmuş, 35 binden fazla satarak prestijli Fnac Roman Ödülü’nü kazanmıştı. Goncourt’un da uzun listesinde yer alan ve favori gösterilen eserin bu başarılı ivmesi, gazeteci Samuel Fitoussi’nin kitabı ‘Pangram’ adlı yapay zekâ tespit aracından geçirmesiyle tersine döndü.
Her ne kadar günümüzde yapay zekâ tespit yazılımlarının doğruluğu ve yanılma payı sıkça sorgulansa da, eserin büyük bir kısmının makine tarafından oluşturulduğu iddiası Orélien’in sonunu getirdi. Önce Goncourt jürisi yazarı listeden çıkardı, ardından Montreal merkezli yayınevi Éditions du Boréal, yazarla işbirliğini resmen sonlandırdığını ve kitabın yeni baskısının yapılmayacağını duyurdu. Aynı jürinin, Orélien’i iddialar üzerine adeta aforoz ederken, Jaenada’nın kendi ağzıyla yaptığı yapay zekâ itirafını ‘okurla oyun oynamak’ diyerek meşrulaştırması ve sessiz kalması büyük tepki çekti. Bu tablo, edebiyat dünyasının yapay zekâya nerede ‘yardımcı araç’, nerede ‘intihal’ muamelesi yapacağı konusunda henüz hiçbir etik sınırı belirleyemediğini gözler önüne serdi.
