Ezber bozan bir düşünürün portresi

Ezber bozan bir düşünürün portresi

Selahattin Yıldırım, ‘İdris Küçükömer Üstüne’ adlı kitabını 25 yıllık bekleyişin ardından okurla buluşturdu. Eser, ‘Türkiye’de sol sağdır, sağ ise soldur’ görüşüyle sarsıntı yaratan bir düşünürün portresine odaklanıyor. Ancak Küçükömer’i sahiplenen liberal ya da muhafazakâr kesimlerin, tıpkı Kemal Tahir gibi onu da doğru değerlendirdikleri şüphelidir. Yıldırım bu çalışmasıyla; resmi ideolojiyi sorgulayan o özgün ismi daha iyi anlamanın yöntemini inşa ediyor.

İdris Küçükömer ayrım yapmaksızın ülkemizde sağ ya da sol entelektüel camiada en çok tartışılan önemli bir Marksist iktisatçı, önemli bir düşünürdü. İstanbul Üniversitesi’nde tezi kabul edilmesine karşın profesörlüğü engellenmiş, sonuçta Danıştay kararıyla on yıl gecikmeyle profesörlüğüne onay verilmiş biriydi. Her ne kadar iktisadi doktrinlere de dayalı olsa ‘Türkiye’nin Düzeni’ üzerine yazdıkları, söyledikleriyle kendi konusunun dışına taşarak, kabul edilmiş genel düşünceyi sorguluyordu. Sorgulamanın nedeniyse tek partici, Kemalizm anlayışına dayalı, asker-sivil bürokrasinin oluşturduğu dayatmacı, halka uzak siyasal yapı üzerineydi. Ünlü “Türkiye’de sol sağdır, sağ ise soldur,” görüşü bile ortalığı epey karıştırmıştı. Bu durum hâlâ devam ediyor.

İdris Küçükömer hakkında çok konuşulur çok tartışılır, makaleler yazılır ama yine de ondan söz eden yayımlanmış kitaplar ise pek fazla değil ne yazık ki. Ancak bu yıl Ahmet Güner Sayar’dan Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın yayınladığı ’Bir İktisat Düşünürünün Serüveni İdris Küçükömer’ adlı kitapla yine Mevsimler Yayınevi’nden yayınlanan Selahattin Yıldırım’ın ‘İdris Küçükömer Üstüne’ adlı kitapları çıktı. ‘İdris Küçükömer Üstüne’ kitap kapağının arkasındaki “İnsan eksiğiyle bir bütündür” ya da “Açıklamalarımda bir determinizm ya da kadercilik içinde değilim... Özet olarak, tarihi gelişme, mutlaka katı olarak şu doğrultuda şuraya gelecektir demiyorum” alıntıları onun hakkında önemli ipuçları veriyor.
Aslında her şey ‘60’taki darbeyle başladı. Darbeleri benimsemesem de baskıcı hükümeti deviren ordu, sivil bürokrasiye hazırlattığı Anayasa’da birtakım özgürlüklere güvence verirken, ceza hukukuna ‘Faşist İtalya dönemi’ yasalarından eklenen, toplumcu örgütlenmeye karşı 141., 142. ya da inanca dayalı faaliyetleri engelleyen 163. maddelerle de başka bir tür baskı ortamı oluşturuldu. İşçiler için sendikal örgütlenme, grev gibi haklar getirilirken, sermaye sınıfına da lokavt hakkı verilmesiyle işçi hakları baştan kadük hâle getirilmişti.

Bu arada Kemal Tahir’in ‘Devlet Ana’ ile başlayan Osmanlı’nın kuruluş dönemini anlatan romanı da entelektüel çevrelerde tartışılmaya başlamıştı. Ayrıntılara girmeyeceğim ama ‘70’li yıllar bu tartışmalarla geçti. Bu arada Sencer Divitçioğlu ile İdris Küçükömer’in ATÜT meselesini ortaya sürmeleri bu tartışmaları daha da alevlendirdi. Ancak ortak bir zeminde buluşulmadan bu tartışmalar sönümlendi. Bundan sonra Divitçioğlu başka bir yola yönelirken Küçükömer ise ‘Düzenin Yabancılaşması’ kavramını ortaya sürdü. Düşüncelerini Ali Gevgilili’nin Milliyet Gazetesi’nde bir takım entelektüelle yaptığı düşünce forumlarında açıklamaya çalıştı. Bunlar sonradan kitap halinde yayımlandı.

DÜZENİN YABANCILAŞMASINDAN SİVİL TOPLUMCULUĞA...

1925 Giresun doğumlu İdris Küçükömer 1987’de İstanbul’da, en verimli döneminde öldü. Onun Kemalist, İnönücü tek parti eleştirisine en fazla direnenler ise her zaman ulusal sol denilen garabet anlayış olmuştur. Kesinlikle onun ne dediğini dinlemişler ne de o düzeyde tartışmaya çalışmışlardır. Bolşeviklerin iktidarda olduğu ülkede yaşasaydı çoktan Gulag kamplarına ölümüne sürgün edilirdi...

Onun en büyük özelliklerinden biri de ‘sivil toplumcu’ olmasıydı. Fakat onun sivil toplumculuğu sonradan çivisi çıkan günümüzdeki ‘sivil toplumcu bürokrasi’ anlayışını kast etmiyorum. Bu kavramı anlamak için yine onun bu konudaki yazdıklarına bakmak daha gerçekçi. Tabii burada dikkat edilmesi gereken husus, Küçükömer’i sahiplenen liberal ya da muhafazakar sağ ya da İslamcı kesimin de, tıpkı Kemal Tahir gibi onu da doğru değerlendirdikleri şüphelidir.

1999’da Sultanahmet’te o dönem deki adı IULA-EMME olan Uluslararası Belediyeler Birliği kuruluşunda İdris Küçükömer anısına geniş katılımlı bir toplantı düzenlenmişti. Ahmet Davutoğlu, Asaf Savaş Akad, Kürşat Bumin, Ali Akay, Ayşe Kadıoğlu gibi akademik isimlerin yanı sıra, Cevat Çapan, Müşür Kaya Canpolat, Masis Kürkçügil, Fethi Naci gibi yakın dostları da katılmıştı. Oradaki görüşler sonradan bir kitap haline getirilip WALD kurumunca yayınlandı. Giresun’dan da yakın çok arkadaşı olan Fethi Naci, İdris Küçükömer hakkında pek konuşmamıştı. Ama orada değil de başka bir ortamda Küçükömer’in adada aldığın evin tamirat, tenvirat işlerinde yardım için Nuri Akay (Balıkçı Nuri) ile gittiklerini, ancak içki faslından evin bir türlü bitirilemediğini hem anlatmış, hem de yazmıştı. Gerçekteyse İdris Küçükömer’in dediği gibi “İnsan eksiğiyle bir bütündür” şiarından yola çıkarak düşünsel yaklaşımının temellerini oluşturmayı başarabildi ancak binayı tamamlamaya ömrü yetmedi. Özetle, Selahattin Yıldırım bu kitapta İdris Küçükömer’i daha iyi anlamanın yöntemini oluşturmuş.

ÇEYREK ASIRLIK SUSKUNLUK

Selahattin Yıldırım ‘İdris Küçükömer Üstüne’ kitabını bunca zaman yayınlamamasının gerekçelerin sunuş yazısının girişinde şöyle yazmış: “Ustam ve dostum İdris Küçükömer konusunda, bu dünyadan göçmesinden bu yana geçen 25 yıl süren suskunluğumu (kuşkusuz kamuya yönelik olanını) şimdi bozuyorum. Bu uzun süreli suskunluğun nedeni neydi acaba? Burada iki temel neden aklıma geliyor: Birincisi, çok sevip saydığım, ben ve benim gibi birçok insanın (çok değişik kesimlerden gelen) yetişmesine büyük katkısı bulunan bir kişinin kaybı duygusuyla baş etmekte yaşadığım güçlük. Ayrıca bu kaybın, genç denebilecek bir yaşta yakalandığı ve uzun süre ona tarifsiz acılar ve çileler yaşatan amansız bir hastalık sonucu olması. İkincisi, üstad Ahmet Hamdi Tanpınar’ın aşağıda alıntıladığım uyarısına uygun olarak, ustam ve dostumun dünyası ile aramda bir mesafe koyma ihtiyacı duymam: ‘Sevdiklerimizi oldukları gibi görmeye muktedir olamayız, ister istemez simalarını değiştirir, umuminin üstüne çıkartayım derken ya tabiinin dışında bırakır yahut beylik alelade çizgilerin kurbanı ederiz’.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN