Kanada'dan tarihi eser iadesinde 'imitasyon' şüphesi: Sevincimiz kursağımızda mı kaldı?

Kanada'dan tarihi eser iadesinde 'imitasyon' şüphesi: Sevincimiz kursağımızda mı kaldı?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kanada’dan büyük bir hukuk mücadelesiyle geri aldığı 11 esere ‘imitasyon’ gölgesi düştü. Üsküdar Sahaflar Çarşısı Derneği’nin ‘Bunlar turistik yeni imalatlar’ çıkışıyla sarsılan kültür dünyasında, uzmanlar liyakat tartışması başlattı. Hattat Süleyman Berk’in ‘Kıymeti harbiyesi olmayan parçalar’ve Dr. Sinan Genim’in ‘Bilgi birikimi eksikliğiyle alay konusu oluyoruz’ uyarıları, okyanus ötesinden gelen ‘zafer’ sevincini kuşku dolu bir bekleyişe bıraktı.

Türkiye’nin kültürel miras kaçakçılığıyla mücadelesinde önceki gün yaşanan ‘Kanada zaferi’, maalesef çok kısa sürdü. Okyanus ötesinden, 150 yıllık bir geçmişi olan Kanada’dan gelen ilk resmi iadenin mutluluğunu yaşarken; sosyal medyada ve uzman çevrelerinde yükselen sesler, tüm bu sürecin büyük bir yanılgıdan ibaret olabileceği şüphesini doğurdu.

BİR PAYLAŞIMLA GELEN ŞÜPHE

Haberi hazırlarken bültende bahsedilen 7 el yazması sayfa hakkında teknik detay verilmemesi dikkatimi çekmiş, fotoğrafları usta hattat Prof. Dr. Süleyman Berk’e gönderip bilgi almayı düşünmüş ancak resmi makamların teyidine güvenerek o an vazgeçmiştim. Ta ki Üsküdar Sahaflar Çarşısı Derneği’nin sosyal medya hesabındaki o sarsıcı paylaşımını görene dek. Başkanlığını Bahtiyar İstekli’nin yürüttüğü Üsküdar Sahaflar Çarşısı hesabının paylaşımında; ‘Sayın bakanım, ortada korkunç bir yanlışlık var! Bunlar Beyazıt’ta turistlere satılan imitasyon, yeni imalat şeyler!’ denilince, sevincimizin yerini derin bir kuşku aldı. Paylaşımda ayrıca bu eserlerin iadesi sürecinde verilen hukuk mücadelesine harcanan para ile orijinallerinin bulunup satın alınabileceği belirtilerek, Bakana bu konuda bedava danışmanlık hizmeti de teklif ediliyor.

BAKANLIK DA ‘SAHTECİLİKTEN’ BAHSETMİŞTİ

Aslında Bakanlığın paylaştığı resmi bültende yer alan bir detay, bugün yükselen ‘imitasyon’ şüphelerini daha da karmaşık hale getiriyor. Bakanlık bülteninde; eserlerin sadece kaçırılmadığı, aynı zamanda ticari amaçlarla tahrip edildiği, farklı ciltlerden koparılan 7 el yazması sayfa üzerine sonradan modern minyatürler eklenerek ‘sahtecilik’ yapıldığının belirlendiği açıkça ifade ediliyordu. Ancak bu ‘sahtecilik’ tespitine rağmen; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı gibi kurumların eş güdümüyle yürütülen incelemelerin sonuçlarına dair teknik bir detay aktarılmıyordu. Uzmanların eleştirileri de tam bu noktada; devleti bir ‘imitasyon’ peşinde Kanada mahkemelerine taşıyan teknik heyetin yeterliliği üzerinde düğümleniyor.

SÜLEYMAN BERK: ‘BUNLAR KIYMETİ HARBİYESİ OLAN PARÇALAR DEĞİL’

0202suleyman-berk.jpg

Ben de doğal olarak, Üsküdar Sahaflar Derneği’nin paylaşımının ardından telefona sarıldım, hemen usta hattat Prof. Dr. Süleyman Berk’i aradım. Hattat Berk, fotoğrafları incelediğinde durumun dünkü bültenden farklı göründüğünü belirtti: “Bunlar öyle büyük kıymeti harbiyesi olan parçalar değil. Biz yurt dışında da benzer olaylara şahit oluyoruz; havalimanlarında yakalanan eserler için bilirkişilik yapıyoruz mesela. Genelde karşımıza çıkanlar maddi değeri düşük işler oluyor. Hatta bazen bu durum trajikomik bir hal alıyor. Bir defasında biz de Mustafa Rakım eserlerinin fotoğraf baskılarını Viyana’ya götürürken, gümrükte ‘bunlar tarihi eser’ denilerek durdurulduk. Baskı olduklarına ikna edene kadar akla karayı seçtik. Bu konuda ciddi bir uzman azlığı ve bilgi eksikliği var. Eğer bu işler en başından doğru insanlara gösterilse, süreçler bu kadar düğümlenmez.”

MÜNEVVER ÜÇER: ‘MİNYATÜRLER İRAN TARZI VE YENİ’

02kr02-munevver.jpg

Ardından konuyu tezhip ve minyatür sanatı penceresinden değerlendirmesi için Prof. Dr. Münevver Üçer’e danıştım. Üçer, şu ifadelerle teknik bir yanılgıya dikkat çekti: “Bugün minyatür sanatçılarımız hala eski kağıtlar üzerine çalışma yöntemini kullanıyor, özellikle İranlı sanatçılar bu işi çok yoğun yapıyorlar. Onlar daha çok Safevi tarzı minyatürler üretiyorlar. Bakanlığın iade edildiğini duyurduğu fotoğraflardaki minyatürler de Türk tarzından ziyade İranlıların elinden çıkmış işlere benziyor. Bunlar tamamen yeni çalışmalar. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla bu parçaların çoğu piyasada, Kapalıçarşı’da ya da turistik mekanlarda her an rastlayabileceğiniz türden arz-talep işleri.”

DR. SİNAN GENİM: ‘ALAY KONUSU OLUYORUZ’

02kr02sinan-genim-2023.jpg

Aradığım bir diğer isim ise mimar ve sanat tarihçisi Dr. Sinan Genim oldu. Genim, kültürel miras konularında yapılan çalışmalarda kadro yetersizliğine dikkat çekerek; “Kültür Bakanlığı’nın gerek taşınır gerek taşınmaz konusunda yeteri kadar bilgi birikimi olan elemanı yok bu yüzden böyle sıkıntılar doğuyor, alay konusu olunuyor” yorumunu yaptı.

ŞİMDİ GÖZLER BAKANLIKTA

Uzmanların dile getirdiği sarsıcı iddiaların ardından, Kanada’dan gelen sevindirici habere düşen gölgeyi kaldırmak artık Bakanlığın sorumluluğunda.
Kültür dünyası şimdi şu soruların yanıtını bekliyor:

  • ‘Yazma’ denilen 7 sayfa, hangi uzman heyeti tarafından, hangi kriterlere göre incelendi?
  • Eserlerin tam olarak hangi yüzyıla ve kime ait olduğunu belirleyen tarihi değerler neden bültende paylaşılmadı?
  • Bu denli büyük bir hukuk mücadelesi öncesinde, sahanın usta hattat ve sanat tarihçilerinden de görüş alındı mı? Alındıysa bu isimler kimlerdi?

KAPALIÇARŞI VE SAHAFLARIN ‘TURİSTİK’ GERÇEĞİ

Haberin ardından rotayı Sultanahmet, Kapalıçarşı ve Sahaflar Çarşısı’na çevirerek, antikacı ve sahaflarla görüştüm. Aldığım notlar, dünkü ‘zafer’ tablosuyla taban tabana zıt bir piyasa gerçekliğini fısıldıyor:

BİR ANTİKACI: “Saliha Hanım, bu işler 40-50 yıldır yapılıyor. Sultanahmet bölgesindeki dükkânlarda bunlardan on binlerce var. Bizim her gün turiste sattığımız sıradan, hediyelik ürünler bunlar. Devletin bunları paha biçilemez diye getirmesi bizi hem şaşırttı hem de biraz güldürdü.”

BİR SAHAF: “Antikacıların eline geçen; çürümüş, dağılmış, konusu önemsiz veya kopyalanmış değersiz sayfalar koleksiyonerlerin ilgisini çekmez. Minyatür sanatçıları bu lüzumsuz sayfaları sembolik rakamlara alıp üzerine yeni çizimler yaparak onları turistik objeye dönüştürür. Kimse kıymetli bir yazmanın üzerine minyatür yapmaz, çünkü o sayfanın maliyeti zaten çok yüksektir.”

PİYASA DEĞERİ NOTU: Görüştüğüm bir diğer esnaf, iade edilenlerin piyasa karşılığını şöyle özetledi: “Kopuk sayfa değeri 100-200 lira; üzerindeki yeni minyatürle beraber 50 ila 100 dolara turiste satılıyor. İşçiliğine göre fiyat değişse de ortalama birkaç bin liralık işler bunlar.”

MATBU SAYFA İRONİSİ: Bir başka sahaf ise basma (matbu) sayfalar için şu çarpıcı örneği verdi: “Ben bu parçalanmış, başı sonu olmayan matbu sayfaları genelde Osmanlı Türkçesi öğrenen çocuklara hediye ediyorum. Bunların devlet töreniyle iade alınması gerçekten trajikomik.”

AYAĞIMIZA KURŞUN SIKILIYOR’: Çarşı esnafı genel olarak şu endişede birleşiyor: “Turist burada Osmanlı temalı bir eser alıp sanatçıyı ve esnafı kalkındırıyor. Ancak devletin bu objeleri ‘kaçırılan miras’ diye yaftalaması, hem kültür turizminin ayağına kurşun sıkmak hem de dünyada alay konusu olmaktır.”

02kr02-res.jpg

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN