Ümraniye’deki Cevherağa Camii, önünden her geçtiğimde durup baktığım, birkaç kez içine girdiğim, semtin mütevazı ama hafızamda yer etmiş duraklarından biridir. Hatta itiraf etmeliyim ki; minaresinin o tuhaf yapısını her gördüğümde içimden “Adeta laz müteahhit işi gibi duruyor, estetiği ne kadar sakil” diye geçirir, ama tescilli tarihine hürmeten üstünde durmazdım. Önceki gün sosyal medyada kopan “Tarihi camiyi yerle bir ettiler” yaygarasını görünce, o tanıdık caminin molozlar içindeki fotoğrafı herkes gibi benim de içimi sızlattı. Ancak biz masabaşı habercisi değiliz; mevzu ‘emanet’ ise ya bilene sorarız ya da gidip yerinde görürüz. Ben de öyle yaptım; dün sabahın ilk ışıklarıyla rotayı o tanıdık camiye kırdım.
BELEDİYENİN ŞEFFAF TAVRI TAKDİRE ŞAYAN
Giderken yolda Ümraniye Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü’nü arayarak, camiyi görmeye gideceğim bilgisini ilettim. Açıkçası bunu mesleki etik gereği yapmıştım ancak Belediye Başkan Yardımcısı Sibel Şenocak konuya o kadar yapıcı yaklaştı ki; ben şantiyeye vardığımda Restorasyon Uzmanı Yüksek Mimar Özlem Reisoğlu Uçarkuş teknik ekibiyle birlikte beni bekliyordu. Sonrasında sahada gördüğüm tablo, sosyal medyanın o kaotik “Yıktılar!” feryadını boşa çıkaracak cinstendi. Zira şantiye alanında karşıma çıkan molozlar 1897’nin özgün ruhunu değil, muhtemelen 1940’lardan sonra o tescilli parsellerin üzerine kondurulmuş, teknik tabirle ‘muhdes’ yani niteliksiz bir betonarme yığınını temsil ediyordu.
İNŞAAT DEMİRİ VE HARMAN TUĞLADAN KURTULUYOR
Mimar Özlem Hanım’la şantiyeyi gezerken, geçmişte ‘laz müteahhit işi’ diye düşündüğüm minarenin kaidesinin bile beton olduğunu, içinden ise bildiğimiz adi inşaat demirleri çıktığını gördüm. Yapının duvarları da, tarihi bir değeri olmayan harman tuğla ve betonla örülmüştü. Hatta tavanlardan ve duvarlardan çıkan, şantiye alanında kocaman bir yığına dönüşen o incecik, çürümeye yüz tutmuş paslı demirleri görünce; “İyi ki cami bu zamana kadar içerideki cemaatin üzerine çökmemiş” demekten kendimi alamadım. Restorasyon ekibi, bu betonarme kütleyi hakkıyla ihya etmek için tam 40 gün boyunca titiz bir söküm çalışması yürütmüş. Özlem Hanım’ın benimle paylaştığı fotoğraflar bu durumu kanıtlar nitelikte.
ÖZGÜN KİTABE VE SÜTUNLAR EHLİNE EMANET
Sosyal medyada “yıkıldı” denilen caminin mermer kitabesi, kapısındaki tarihi tuğra ve kemerler aslında özel taş ustası tarafından nitelikli bir şekilde sökülmüş ve depoya kaldırılmış durumda. Hatta kitabedeki o meşhur çatlak da restore edilerek yeni yapıya eklemlenecek. Caminin özgün nadide parçalarından biri olan sütunları ise titizlikle korunmaya alınmış. İyi bir haber daha; tekrar yapılırken kıblesi dahi hatalı yapılan cami, dönem örnekleri baz alınarak aslına uygun bir şekilde inşa edildiğinde, cemaat artık doğru kıbleye yönelerek namazını kılacak.
ÖNCEDEN ANLATILSAYDI SOSYAL MEDYADA BU YAYGARA KOPMAZDI
Öğrendiğime göre; Cevherağa Camii restorasyonu, Ümraniye Belediyesi ve Vakıf Katılım Bankası arasındaki protokol çerçevesinde yürütülüyor. Masrafları Vakıf Katılım tarafından karşılanan çalışmanın denetimi ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve 6 Nolu Bölge Koruma Kurulu’nda. Ben şantiyeyi gezerken banka yetkililerinin de orada bilgi aldığını, süreci yakından takip ettiklerini gördüm. Ayrıca dünkü sosyal medya tepkilerinin ardından KUDEB ekiplerinin de sahaya gelerek inceleme yaptığını ve restorasyon ilkelerine aykırı bir durum saptamadığını not düşmeliyim.
Özetle; Cevherağa Camii’nde bir kültür cinayeti değil, aksine tescilli bir mirası o ‘gekondu’ estetiğinden kurtarıp geleceğe hazırlama süreci işliyor. Selimiye Camii’ndeki kubbe skandalı gibi haberlerimizi takip eden okurlarımız bilir ki; bizim sayfamızda restorasyonda hatanın affı olmaz. Ancak Ümraniye Belediyesi bu süreci restorasyon çalışmasına başlamadan önce bir basın toplantısıyla kamuoyuna aktarmayı tercih etseydi, maruz kaldığı bu haksız yaygaranın da önüne geçebilirdi. Cevherağa Camii hadisesi benim için, sosyal medyada gördüğüne değil, sahada dokunduğuna inanmanın önemini bir kez daha tescilledi.

ÖZGÜN EMANETLER KORUNUYOR
Cevherağa Camii’nin ana yapısından kalan özgün nadide parçaları; tarihi kitabesi, tuğrası, kapı kemeri ve sütunları, uzman restoratörler tarafından nitelikli söküm yapılarak koruma altına alınmış durumda. Bu tescilli emanetler, caminin yeni yapısında aslına uygun şekilde yerlerini alacak.

‘TARİHİ ESER’ SANILAN ASLINDA BETONARME
Camide yapılan restorasyon raspasında çekilen fotoğraflarda tescilli mirasın betonarme olduğu görülüyor. Çalışma minarenin kaidesinin bile beton olduğunu, duvarların inşaat demirleri ve harman tuğlayla örüldüğünü, cami cemaatinin nasıl bir tehlike atlattığını gözler önüne seriyor.
