İsrail’in Filistin coğrafyasında yürüttüğü yıkım politikası, fiziksel alanların ötesine geçerek tarihsel ve kültürel hafızayı hedef almaya devam ediyor. Gazze’de binlerce yıllık Büyük Ömer Camii, tarihi Paşa Sarayı, Saint Porphyrius Kilisesi ve paha biçilmez el yazmalarını barındıran arşiv binalarını bombalayarak yok eden işgal yönetimi, benzer bir simgesel kıyımı Batı Şeria’ya taşıdı.
7 Ekim’den bu yana 100 bine yakın sivili katleden katil İsrail, bu kez de bölgedeki sembol yapıları gözüne kestirdi. Hükümetin aşırı sağcı Maliye ve Yerleşim Yerleri Bakanı Bezalel Smotrich, Başbakan Bünyamin Netanyahu’ya resmi bir mektup yazarak Batı Şeria’daki Filistinlilere ait 40 anıt ve hafıza mekanının 24 saat içinde İsrail ordusu (IDF) tarafından yıkılmasını talep etti. Smotrich’in partisinden Milletvekili Zvi Sukkot’un Madama köyündeki bir Filistin anıtını balyozla yıkıp görüntüleri yayınlamasıyla tırmanan kriz, işgalcilerin Filistin kimliğini haritadan silme amacını bir kez daha gözler önüne serdi. Çatışmalarda ve direnişte hayatını kaybedenlerin anısını yaşatan mermer taşları ile belde girişlerindeki sembolleri ‘terör propagandası’ olarak nitelendiren Smotrich, bu yapıların derhal yerle bir edilmesini istedi.
BATI ŞERİA’DA OSMANLI MİRASI BÜYÜK TEHDİT ALTINDA
İsrail’in simgesel yıkım hamlesi, bölgedeki asırlık Türk-İslam mirasını da doğrudan tehdit ediyor. Smotrich’in liderliğinde yürütülen ve Batı Şeria’daki 2 bin 600 tarihi ve arkeolojik alanı ‘Yahudi mirası’ adı altında tescillemeyi hedefleyen proje, Osmanlı döneminden kalan paha biçilmez eserleri yok olma tehlikesiyle baş başa bırakıyor. Nablus yakınlarındaki tarihi Sebastia beldesi başta olmak üzere; Hicaz Demiryolu kalıntıları, Osmanlı tren istasyonları, hanlar ve Nebi Yahya Camii gibi ecdad mirası yapılar, işgalcilerin ‘kaçak yapılaşmayı önleme’ kılıfıyla yürüttüğü kazı ve el koyma faaliyetlerinin açık hedefi konumunda bulunuyor.
