Fethinin 700. yılını kutlayan Bursa, her sokağıyla tam manasıyla tarih kokan bir şehir. Rahmetli Fuat Köprülü’nün o meşhur tabiriyle burası “Osmanlı’nın dibacesi” yani önsözü... Bir grup gazeteciyle birlikte, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin (BBB) ev sahipliğinde 26 Şubat’ta düzenlenen Heritage İstanbul Fuarı’nın basın lansmanı vesilesiyle bu kadim şehre adım attık. Bey Sarayı’nın o vakur Saltanat Kapısı’ndan geçip Üftade Sokağı’na saptığınızda, zamanın ruhu sizi hemen ele geçiriyor. Bugün çocuk kütüphanesi olarak hizmet veren Lala İbrahim Paşa Türbesi’ni, ilk darülkurrayı ve huzur durağı Mevlevihane’yi geride bırakıyoruz. Heybetli Ulu Cami’nin gölgesinden geçerek Muradiye Kur’an ve El Yazmaları Müzesi’ne ulaşıyoruz.
BİR BAĞIŞLA GELEN HAZİNE
Müzede bizi, daha önce İstanbul Küçükçekmece Belediyesi’nde imza attığı başarılı kültürel işlerden tanıdığımız, şimdilerde ise Bursa’nın hafızasını diri tutan BBB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Güney Özkılınç karşıladı. Güney Bey’in mekanı kuşatan o içten heyecanı eşliğinde gezdiğimiz müzenin mistik atmosferinde asıl durağımız ise Türk edebiyat tarihinin son yıllardaki en heyecan verici keşfi: Dede Korkut Bursa Nüshası. Bilim dünyasını sarsan bu eserin hikayesini ve detaylarını bize BBB Müzeler Şube Müdürü Dilek Yıldız Karakaş ve Müzeler Koordinatörü Serap Tuba Yılmaz aktarıyor. Serap Hanım’ın anlattığına göre, bir vatandaşın kütüphane bağışıyla gün yüzüne çıkan bu yazmanın her sayfası, Oğuzların kadim sesini bugüne taşıyor. Eserin sergilenme biçimi ise tek kelimeyle takdire şayan; tarihin tozlu raflarından çıkıp hak ettiği kıymeti bulmuş olması insanın içini ferahlatıyor. 2022 yılında bilim dünyasına duyurulan bu eşsiz nüshanın, 2023’te Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan tıpkıbasımını da bu vesileyle yad etmek gerek.
DİJİTAL BİR DENEYİM: HAKAN YILMAZ İMZASI
Müzedeki Dede Korkut Bursa Nüshası bölümünde sadece mürekkep ve kağıt yok; çağdaş medya sanatçısı Hakan Yılmaz’ın hazırladığı ve eserin sergilendiği odanın üç duvarından izlediğimiz dijital deneyim, Dede Korkut’un kadim anlatısını günümüzün diliyle buluşturuyor. Yazmaya eşlik eden bu etkileyici çalışma, geçmişin ağırlığını modern bir estetikle harmanlayarak ziyaretimizi unutulmaz bir yolculuğa dönüştürüyor.
VE GÜZEL HABER: SONUÇ BİR AY SONRA
Ancak bu gezinin en heyecan verici kısmı, Dilek Yıldız Karakaş’tan duyduğum o ‘özel’ bilgi oldu. Karakaş, Dede Korkut Bursa Nüshası’nın uluslararası tescili için kolların sıvandığını müjdeledi. Almanya’da bulunan Dresden nüshası ile birlikte Bursa nüshasının da UNESCO Dünya Belleği (Memory of the World) listesine girmesi için hazırlıkların tamamlandığını belirten Karakaş, “Dosyamızı sunduk, bir ay sonra sonuçlanmasını bekliyoruz” diyerek müjdeyi verdi. Bilindiği üzere Dede Korkut mirası; 2018 yılında Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan’ın ortak dosyasıyla ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ listesine dahil edilmişti. Ancak bu yeni girişim, anlatının kendisinden ziyade, fiziksel el yazması eserlerin birer belge olarak korunmasını amaçlayan UNESCO Dünya Belleği Kütüğü’nü hedefliyor. Bu tescil gerçekleştiğinde Bursa nüshası; Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si, Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk’ü, Mevlânâ’nın Mesnevi’si ve Pîrî Reis’in Haritası gibi dünya tarihine yön veren dev eserlerle aynı uluslararası statüye kavuşacak. Bu önemli adım, kadim metinlerimizin korunması ve gelecek nesillere uluslararası bir güvenceyle aktarılması adına tarihi bir dönüm noktası olacak. Böylece Bursa’nın bu sessiz hazinesi, tüm insanlığın ortak hafızası olarak mühürlenecek.
500 YILLIK BİR DESTAN
Dede Korkut’un ‘beşinci halkası’ kabul edilen Bursa Yazması, bilim dünyası için eşine az rastlanır bir keşif hikâyesine sahip. Eser, 2018 yılında İbrahim Hakkı Dinçer’in babasından kalan kütüphaneyi Bursa Büyükşehir Belediyesi Yazma Eserler Kütüphanesi’ne bağışlamasıyla fark edildi. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda, tozlu raflar arasından çıkan bu yazmanın, dünya üzerinde sadece Almanya (Dresden), İtalya (Vatikan), İran (Günbed) ve Ankara’da (Milli Kütüphane) nüshaları bulunan Dede Korkut Kitabı’nın beşinci nüshası olduğu tescillendi. 16. yüzyılın başlarında istinsah edildiği tahmin edilen Bursa nüshası, barındırdığı arkaik dil özellikleri ve kendine has yazım stiliyle Türk dili araştırmaları için ‘altın değerinde’ bir kaynak olarak nitelendiriliyor. Anadolu sahasında yazıya geçirilen nadir örneklerden biri olan bu yazma, sadece Dede Korkut anlatılarının coğrafi yayılımını kanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda Oğuz Türkçesi’nin tarihsel gelişimine dair paha biçilemez dil verileri sunuyor. Bugün Muradiye Kur’an ve El Yazmaları Müzesi’nde titizlikle korunan eser, UNESCO tesciliyle birlikte uluslararası bir bilimsel statüye kavuşacak.
