BESİM DALGIÇ
‘Öğrenme Uğraşı’nda metinlerin bir bölümü çeşitli etkinliklerde yapılan konuşmalardan, bir bölümü de 1965-2024 yılları arasında çeşitli yayın organlarında yayımlanmış yazılardan oluşmakta. Memet Fuat gibi bir takım konuşmalarda Turgay Fişekçi’nin de katkısı olduğundan onun sözleri de kitapta var. Gerçekte kitabı oluşturan anlatılar, yayımlanmış metinler çeşitli mecralardaydı. Bir kısmı internette, bir kısma dergilerde, bir kısmı kitaplarda, bir kısmı da sürekli yazdığı Sözcükler edebiyat dergisinin sayfaları arasındaydı. Özellikle internet ortamındaki konuşmaların metin çözümlemeleri sonrasında aylarca süren düzenlemeleri ile ilk okumalarının yapılması sırasında Cevat Hoca’nın öğrencilerinden yazar Canberk Doğalı’nın katkısı bu kitabın ortaya çıkma sürecini kısalttı.
ŞİİR DIŞI AMA ŞİİRSEL BİR KİTAP...:
‘Öğrenme Uğraşı’ ‘66’da ‘İrlanda Tiyatrosunda Gerçekçilik’, ‘72’de ‘Değişen Tiyatro: İngiliz Tiyatrosunda Düzyazıya Geçiş’, ‘75’te ‘John Whiting: Çağdaş Bir Oyun Yazarı’ deneme, inceleme kitaplarından yıllar sonra çıkan şiir dışı ama şiirsel bir ilk kitap.
Yazı başlıklarında çok çeşitli konuya değiniyor olması yanıltıcı olabilir. Gerçekte tiyatronun, sinemanın, çeşitli edebiyat türlerinin birbirlerini tamamlayan bir unsur olduğunu fark ettiriyor. Kültür insanları üzerine, kültür tarihimiz üzerine konuşurken bile onlara başka başka şeyler ekleyerek çok katmanlı bir anlatım sağlıyor.
Misal Memet Fuat... Turgay Fişekçı Memet Fuat’la yıllarca birlikte çalışmıştı. Aralarında saygın bir dostluk vardı. Cevat Çapan’da öyle. Her ikisinden de Memet Fuat’ın pek bilinmeyen yönleriyle ya da Vüs’at O. Bener , Sabahattin Eyuboğlu, John Berger, Muhsin Ertuğrul gibi yararları tartışılmaz kişilerin Cevat Hoca’nın anlattıklarıyla bir kitap haline getirilip belgelenmesi çok önemli. Ancak şunu da eklemeliyim. ‘Öğrenme Uğraşı’ asla bir belge, bir akademik kitap değil. Sadece Cevat Hoca’nın hafızasında kalan, onunla hâlâ yaşayan capcanlı sıcak, kapsayıcı bir söz ustalığı... Bu nedenle dinleyen de, okuyan da mesafesizce zihinsel olarak bu sohbete katılıyor. Ben bu duruma alışkınım. Cevat Hoca’yı ilk kez 1974’te İDGSA’daki Sahne Tasarımı bölümünde okurken tanımıştım. Bu kitapta antılanların çoğu bizim ders konularımızdı. O yıllardan kalan atölye arkadaşlarımın bir kısmı kitabı okuduklarında benzer duyguyu yaşadıklarını paylaştılar.
‘EDEBİYAT NE İŞE YARAR?’ BAŞLIKLI YAZISI DİKKAT ÇEKİCİ...
Kitapta Muhsin Ertuğrul’un Şehir Tiyatroları yanı sıra Devlet Tiyatroları’ndaki yaşadığı sorunlara rağmen bu iki yapıyı kurumsallaştırma çabasından, Onat Kutlar’ın Sinematek’in kurulmasındaki dirayetli duruşuna kadar çok şey var. Tabii Cevat Hoca’nın anlatımından Cevat Şakir’li, Sabahattin Eyuboğlu’lu, Azra Erhat’lı 1961 de ‘Macera Teknesi’ile yapılan mavi yolculuğun da ne kadar sıra dışı olduğunu da fark ediyoruz. Yirminci yüzyıl İngiliz şiiri, Amerikan, çağdaş Yunan şiirinin yanı sıra Gülten Akın, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat hakkındaki yazıları ya da ‘Edebiyat Ne İşe Yarar ?’ başlıklı yazıda çok ilgi çekici. Shakespeare onun vazgeçilmezlerinden. Kültürler arasında benzer duyguların, ortak paydaların olduğunu ifade eden ‘Musiki Aşkı Besliyorsa Eğer’ makalesine özellikle dikkat edilmeli.
KİTAPTAKİ İLK ANLATI ‘HOMEROS’
Homeros kitaptaki ilk anlatı. Tanrıların bir çeşit satranç oyunu sayılabilecek ‘Truva Savaş’ını konu alan ‘İlyada’ ile savaş sonrası İteka’ya dönmeye çalışan kral Odysseus’un serüvenleri hakkındaki ‘Odysseia’nın kurgusal olarak farklı anlatım diline sahip olduğunu vurgularken, ‘Odysseia’da günümüz roman tekniklerinin kullanıldığını, bu iki kitabında Shakespeare dahil tüm dünya edebiyatını derinden etkilediğini vurguluyor. Tabii devamında James Joyce’un ‘Ulysses’ romanındaki karakter tahlilinde Homeros’un ‘Odysseia’ daki karakterlerle nerelerde örtüştüklerini açıklıyor. Cevat Çapan’da anlatının büyük ustası Homeros gibi... Anlattıklarıyla ‘öğrenme uğraşını’ bir ‘okuma uğraşına’ döndürerek bir tür yolculuğa çıkartıyor. Buradaki amaç bir hedefe ulaşmak değil, sadece ufku genişletmek...
