Türk edebiyat dünyasında büyük keşif: Tanpınar’ın 70 yıllık kayıp hikâyesi bulundu

Türk edebiyat dünyasında büyük keşif: Tanpınar’ın 70 yıllık kayıp hikâyesi bulundu

Türk edebiyatının dev ismi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın literatürde izine rastlanmayan son hikâyesi ‘Bu Her Akşam Böyledir’, 70 yıl sonra gün yüzüne çıktı. Necati Tonga tarafından keşfedilen metin, Tanpınar külliyatındaki eksik bir halkayı tamamlıyor. KARAR’a konuşan Tonga: “Bu metin, yazarın ilk hikâye kitabındaki metinlere çok benziyor; yoğun gerçeküstü öğeler barındırıyor. Son hikâyesi olması bakımından, yazarın bu türde geldiği son noktayı göstermesi açısından çok kıymetli.”

Huzur’, ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ romanlarıyla Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında bilinenler, bugün yeni bir boyut kazandı. Yazarın 1956 yılında yayımlanan ve bugüne kadar bilinmeyen ‘Bu Her Akşam Böyledir’ isimli son hikâyesi, araştırmacı yazar Necati Tonga’nın titiz çalışmasıyla gün yüzüne çıktı. Detayları Türk Edebiyatı dergisinin yeni sayısında yayımlanan makale ile edebiyat kamusunun dikkatine sunulan keşif, yazarın vefatından önce neşredilen son kurmaca metni olması bakımından tarihi bir önem taşıyor.

NECATİ TONGA: “ASLINDA ÇOK GÖZ ÖNÜNDE BİR YERDEYDİ”: Türk edebiyatında yankı uyandıracak keşfin ardından ulaştığım Necati Tonga, bu heyecan verici haberin perde arkasını KARAR’a anlattı. Tonga, metnin aslında çok görünür bir yerde olmasına rağmen bugüne kadar nasıl fark edilmediğine şaşırdığını belirterek şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:

02kr02man.jpg

“Aslında çok göz önünde bir yerde, 1955’te basılan Varlık yıllığında, ‘Yeni Hikâyeler 1956’ antolojisinde buldum. Tanpınar’ı iyi bilen birisiyim ama yıllığı okurken bu metni daha önce hiç okumamış olduğumu fark edince büyük şaşkınlık yaşadım. Kayıp olan son hikâyesi olduğunu fark edince de bir iki hafta içinde makalesini yazdım. Bu metin, yazarın ilk hikâye kitabı olan ‘Abdullah Efendi’nin Rüyaları’ndaki metinlerine çok benziyor; içinde yoğun gerçeküstü öğeler barındırıyor.”

‘YAZARIN GELDİĞİ SON NOKTAYI GÖSTERİYOR’: Tonga, hikâyenin Tanpınar’ın yazınsal yolculuğundaki önemine dair ise şunları söyledi:

“Son hikâyesi olması bakımından, yazarın bu türde geldiği son noktayı göstermesi açısından çok kıymetli. İşlediği konu, barındırdığı karamsarlık ve ‘ev’ metaforu ile ilk hikâyeleriyle büyük bir paralellik gösteriyor. Oldukça girift ve derin bir metin. Ayrıca sinema ile de doğrudan ilişkisi olan bir yapıya sahip.”

‘DERGÂH YAYINLARI DA BU HABERLE ÖĞRENECEK’: Keşfin ardından izlenecek yol haritasına da değinen Tonga, son hikaye ile birlikte Tanpınar külliyatının tamamlanması için hızla harekete geçeceğini şu sözlerle müjdeledi:

“Makale yayımlandıktan sonra, Tanpınar’ın telif haklarını elinde bulunduran Dergâh Yayınları ile iletişime geçeceğim. Hikâyeyi onlara ileterek külliyatına eklenmesini isteyeceğim. Henüz keşiften haberleri yok, muhtemelen sizin bu haberinizle onlar da öğrenmiş olacaklar. Gayem külliyatın eksik kalmaması. Biz hep eksik metinlerle edebiyat tarihi yazıyoruz. Öyküleri üzerine birçok çalışma yapıldı, birçok kitap çıktı ama Tanpınar’ın bu metnini bugüne kadar görmedik, bu son metinden haberdar değildik. Bu keşif, bundan sonraki tüm öykü çalışmalarına ışık tutacak nitelikte.” Necati Tonga’nın keşfin ardından ‘Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Unutulmuş Son Hikâyesi: Bu Her Akşam Böyledir’ başlığı ile yayımladığı makale, Türk Edebiyatı dergisinin Mayıs 2026 tarihli 631’inci sayısında okurla buluştu.

EKSİK PARÇALAR TAMAMLANIYOR

Necati Tonga, makalesinde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hikâye yolculuğuna dair edebi bir harita sunarak keşfin yerini şöyle konumlandırıyor:

İLK KURMACA DURAK: Tanpınar’ın kurmaca türündeki ilk eseri, beş hikâyeden oluşan ve 1943 yılında yayımlanan ‘Abdullah Efendi’nin Rüyaları’ kitabıdır.

İKİNCİ VE SON KİTAP: Yazarın sağlığında yayımlanan ikinci ve son hikâye kitabı 1955 tarihli ‘Yaz Yağmuru’dur. Yedi hikâyeden oluşan bu eserde Tanpınar, ‘eşik”te kalmış insanların huzursuzluklarını usta bir işçilikle işlemiştir.

DIŞARIDA KALANLAR: Sağlığında yayımlanan kitaplarına dâhil etmediği ‘Fal’, ‘Emirgân’da Akşam Saati’ ve ‘Son Meclis’ gibi metinlerin yanına, yıllar sonra Doç. Dr. Adnan Akgün tarafından bulunan ‘Birinci İkramiye’ hikâyesi eklenmiştir.

GİZEMLİ ‘BİR KUKLA OYUNU’ OLABİLİR: Orhan Okay, yazarın ‘Son Meclis’in yanı sıra bugün varlığı bilinmeyen ‘Beşinci Gece’ ve ‘Bir Kukla Oyunu’ adlı iki kayıp hikâyesine daha işaret etmiştir. Tonga, yeni keşfedilen metnin teması itibarıyla ‘Bir Kukla Oyunu’ olma ihtimalini de vurguluyor.

KASIM 1955 KEŞFİ: Tanpınar’ın ‘Bu Her Akşam Böyledir’ hikâyesi, Yaşar Nabi Nayır’ın derlediği ‘Yeni Hikâyeler 1956’ antolojisinde yer almaktadır. Kasım 1955’te basılan bu yıllık, dönemin hikâyeciliğinin nabzını tutan önemli bir kaynak niteliğindedir.

PARİS DÖNÜŞÜNÜN İZLERİ: Hikâyenin yayımlanma tarihi, Tanpınar’ın Paris’teki Filmoloji Kongresi’nden döndüğü günlere denk gelmektedir. Bu durum, metnin kurgusunda neden sinematografik ve gerçeküstü öğelerin ağır bastığına dair tarihi bir ipucu sunmaktadır.

SON HALKA: Üç sayfalık bu metin, Tanpınar’ın neşredilmiş son hikâyesi olması bakımından edebiyat tarihçileri için en kritik eksiklerden biri olarak kabul edilmektedir.

‘BU HER AKŞAM BÖYLEDİR’ BİZE NE ANLATIYOR?

Necati Tonga, Türk Edebiyatı dergisindeki makalesinde, Tanpınar’ın kayıp metnine dair şu önemli tespitlerde bulunuyor:

SİNEMATOGRAFİK ETKİ VE BATI İZLERİ: Tonga, hikâyenin kurgusunda sinemanın etkisinin açıkça hissedildiğini belirtiyor. Tanpınar’ın hikâyeyi yazmadan hemen önce Paris’te Filmoloji Kongresi’ni takip ettiğini hatırlatan Tonga; metinde Jean Cocteau’nun Orphée ve Jean-Paul Sartre’ın Huis-Clos (Gizli Celse) filmlerindeki gerçeküstü öğelerin izlerinin sürülebileceğini vurguluyor.

‘MUKAVVADAN EV’ MATAFORU: Makalede, hikâyenin “beyaz ve kirli mukavvadan yapılmışa benzeyen” bir ev tasviriyle başladığına dikkat çekiliyor. Tonga, bu mekânın yazarın ‘Abdullah Efendi’nin Rüyaları’ hikâyesindeki apartmanı hatırlattığını; modern insanın yalnızlığı, huzursuzluğu ve yabancılaşmasının bu metafor etrafında şekillendiğini ifade ediyor.

TOPLUMUN ZALİM SEYRİ VE ‘MANKENLER’: Tonga, hikâyenin merkezindeki ‘deli’ figürünün sokaktaki trajik çırpınışını izleyen ev sakinlerini ‘mankenlere’ benzetiyor. Sokaktaki adam ölene kadar ona “Yaşa!” diye tezahürat yapan bu kalabalığın sabırsızlığı ve duyarsızlığı, Tonga’ya göre insanın trajik bir atmosferdeki zalimliğini temsil ediyor.

KISIRDÖNGÜ VE TEKDÜZELİK: Hikâyenin “İstersen yarın akşam yine gelir görürüz” cümlesiyle bitmesine dikkat çeken Tonga, Tanpınar’ın bu durumun değişmeyeceğinin ve her akşam benzer bir sahnelerin yaşanacağının altını çizdiğini vurguluyor. Tonga, hikayenin sonunu tıpkı hiç değişmeyen ve her akşam tekrarlanan bir film veya tiyatro oyununa benzetiyor.

YAZARIN ZİRVESİ: Tonga, hikâyeyi Tanpınar hikâyeciliğinin temel niteliklerini sergileyen ‘çok girift bir metin’ olarak tanımlıyor. Yazarın neşredilmiş son hikâyesi olması hasebiyle, bu türde geldiği son noktayı ve olgunluğu göstermesi bakımından tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguluyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN