Eskişehir'de faaliyet gösteren Özel Ümit Batıkent Hastanesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Psikiyatrist Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, 2026 Mayıs ayı itibarıyla toplumda geniş kitlelerde rastlanan ancak çoğu zaman yanlış değerlendirilen iki uçlu duygudurum bozukluğu, bilinen adıyla bipolar bozukluk hakkında hayati açıklamalarda bulundu.
Bireylerin ruhsal yapısında ciddi iniş ve çıkışlara yol açan bu kronik rahatsızlığın manik ve depresif evrelerle seyrettiğini, bu süreçlerin belirli bir döngü halinde yaşandığını aktardı.
Dönemler arasındaki farkı, "Manik dönemde kişi enerjik, coşkulu ve risk almaya eğilimli olurken; depresif dönemde umutsuzluk, ilgi kaybı ve yorgunluk ön plandadır" ifadeleriyle tanımladı.
Temizlenmeyen ev, ruh sağlığımızı bozuyor: İşte psikolojik gerçekler
MANİK VE DEPRESİF DÖNEMLERDEKİ KESKİN BELİRTİLER RUH HALİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR
Semptomların yaşanılan döneme göre tamamen değişkenlik gösterdiğini dile getiren Dr. Sıdıka Oksay, taşkınlık olarak bilinen manik evrede aşırı enerji ve coşku, uyku gereksiniminde azalma, düşünce ve konuşma hızında artış, büyüklenmeci fikirler ile risk içeren davranışların sergilendiğini belirtti.
Çökkünlük olarak adlandırılan depresif evrede ise tam tersi bir tablonun oluştuğunu; umutsuzluk, değersizlik hissi, ilgi ve zevk kaybı, yorgunluk, uyku sorunları, odaklanma zorluğu ile intihar düşüncelerinin bu süreçte öne çıktığını bildirdi.
Rahatsızlığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın, beyin kimyasındaki dengesizliklerin ve çevresel etkenlerin temel nedenler arasında yer aldığını, yoğun stres, psikolojik travmalar ile zararlı madde kullanımının riski tetiklediğini sözlerine ekledi.
Bu rahatsızlığın kesin teşhisinin yalnızca bir psikiyatrist tarafından konulabileceğini, tanı aşamasında kişinin medikal geçmişinin, yaşadığı semptomların ve tüm yaşam öyküsünün titizlikle incelendiğini ifade etti.
ATAK DÖNEMLERİ HARİCİNDE BİREYLERİN TOPLUMDAN HİÇBİR FARKI BULUNMUYOR
İki uçlu bozuklukta modern tıp imkanlarıyla sağaltımın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, tedavi sürecinde duygudurum dengeleyiciler, antipsikotikler ve antidepresanlardan oluşan ilaç tedavisi ile psikoterapinin senkronize şekilde kullanıldığını açıkladı.
Medikal ilaçların atak dönemlerini kontrol altına almaya yardım ettiğini, terapinin ise kişinin stres faktörleriyle başa çıkmasına ve sosyal ilişkilerini düzenlemesine destek sunduğunu, hastaların karşılaştığı en büyük engellerden birinin toplumsal ön yargılar olduğunu dile getirdi.
Bipolar tanısı alan bireylerin dışlanma korkusu nedeniyle destek mekanizmalarından uzak kalabildiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Atak dönemleri dışında bu bireylerin bizden hiçbir farkı yoktur.
Onları yadırgamak yerine anlamaya, destek olmaya ve tedaviye yönlendirmeye çalışmalıyız.
Bu, sadece sağlık çalışanlarının değil, tüm toplumun sorumluluğudur."
Erken teşhis ve düzenli takip planı sayesinde hastaların yaşam kalitelerini koruyarak sağlıklı ve mutlu bir ömür sürebileceklerini hatırlatan Dr. Sıdıka Oksay, semptomlar fark edildiği an hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiği uyarısıyla sözlerini tamamladı.
Çevrenizdeki negatif insanlar, ömrünüzden 9 ay çalıyor

Dr. Sıdıka Oksay
