Doğanın sunduğu en güçlü antioksidan kaynaklarından biri olan nar, tezgahlarda yerini alırken sağlığa olan katkılarıyla da her yıl yeniden keşfediliyor. Kırmızı taneleriyle iştah kabartan bu süper besin, kabuğunun hemen altında sakladığı beyaz tabakasıyla aslında tam bir eczane görevi görüyor. Genellikle titizlikle temizlenen o beyaz zarların faydalarını öğrendikten sonra, narı tüketme alışkanlığınız tamamen değişecek.
NARIN BEYAZ ZARI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Narı tanelerinden ayırırken karşımıza çıkan o ince beyaz tabaka, meyvenin sadece koruyucu bir kılıfı değildir. Uzmanlara göre narın bu bölümü, tanelerinden daha yüksek oranda polifenol ve lif içermektedir. Çoğu kişinin "acı" tadı nedeniyle uzak durduğu bu kısım, aslında meyvenin biyolojik olarak en aktif maddelerini barındıran stratejik bir noktadır.

SİNDİRİM SİSTEMİNİN DOSTU
Narın beyaz zarı, yoğun lif yapısı sayesinde sindirim sistemi üzerinde onarıcı bir etkiye sahiptir. Özellikle mide asidini dengelemede ve bağırsak hareketliliğini düzenlemede kritik bir rol oynar. Mide içinde koruyucu bir tabaka oluşturulmasına yardımcı olan bu zarlar, sindirim sorunları yaşayanlar için doğal bir takviye niteliğindedir.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN ANTİOKSİDAN KALKANI
Vücudu serbest radikallere karşı savunan antioksidanlar, narın beyaz kısmında konsantre bir halde bulunur. Bu zengin içerik, hücrelerin yenilenmesini desteklerken bağışıklık sistemini de çelik gibi güçlendirir. Polifenol bakımından zengin olan bu yapı, kronik hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını en üst seviyeye çıkarır.

NAR TÜKETİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Nardan tam verim alabilmek için taneleriyle birlikte bu beyaz zarların da çiğnenerek tüketilmesi öneriliyor. Eğer tadı çok acı geliyorsa, narı sıkarak suyunun içine bu zarların da karışmasını sağlayabilirsiniz. Unutmayın, narın saklı şifası sadece o kırmızı tanelerde değil, meyveyi bir bütün olarak tutan bu beyaz "yaşam iplikçiklerinde" gizli.
