Yaşlanma her insan için kaçınılmaz olsa da, bilimsel veriler bu sürecin sanıldığı kadar kaderci olmadığını gösteriyor. Araştırmalar, yaşlanmanın yalnızca yüzde 15–25’lik bölümünün genetik faktörlerle bağlantılı olduğunu, geri kalan kısmın ise yaşam tarzı ve çevresel koşullarla şekillendiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, orta yaş ve sonrasında dahi sağlık gidişatının değiştirilebileceğine işaret ediyor.
Uzmanlara göre kronik hastalıkları olan bireylerde bile daha sağlıklı alışkanlıkların benimsenmesi, hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırabiliyor.
BESLENME VE HAREKET TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı yaşamın temel taşları arasında yer alıyor. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, bu iki unsurun tek başına uzun ve sağlıklı bir yaşam için yeterli olmadığını gösteriyor. Güçlü sosyal ilişkiler, iyimser bir bakış açısı ve maneviyatın da sağlık üzerinde belirleyici bir rol oynadığı vurgulanıyor.
SOSYAL BAĞLAR ERKEN ÖLÜM RİSKİNİ AZALTIYOR
T24'te yer alan habere göre, araştırmalar, aktif bir sosyal yaşama sahip olmanın erken ölüm riskini önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koyuyor. Yaklaşık 7 bin kişinin 17 yılı aşkın süre boyunca izlendiği bir çalışmada, sosyal ilişkileri zayıf olan bireylerin, güçlü bağlara sahip kişilere kıyasla daha erken yaşta hayatını kaybetme riskinin 2 ila 3 kat daha fazla olduğu saptandı.
Özellikle ileri yaşlarda ve demans hastalarında sosyal etkileşimin, bilişsel sağlığın korunmasında kritik bir rol oynadığı belirtiliyor.
İYİMSERLİK ÖĞRENİLEBİLİR BİR BECERİ
Uzun yaşamla ilişkilendirilen bir diğer önemli unsur ise iyimserlik. Hollanda’da yapılan bir araştırma, geleceğe daha olumlu bakan yaşlı bireylerin, karamsar bir tutum sergileyenlere göre daha uzun yaşadığını ortaya koydu.
Uzmanlar, iyimserliğin doğuştan gelen bir özellik olmak zorunda olmadığını vurguluyor. Şükran alışkanlığı geliştirmek, anda kalma pratikleri yapmak ve farkındalık çalışmalarıyla olumlu bakış açısının zamanla güçlendirilebileceği ifade ediliyor.
MANEVİYAT STRESLE BAŞA ÇIKMAYI GÜÇLENDİRİYOR
Bilimsel çalışmalar, maneviyatın ve dini inançların özellikle ileri yaşlarda stresle başa çıkma becerisini artırdığını gösteriyor. Dini veya manevi ritüellere katılan bireylerin genel sağlık durumlarının daha iyi olduğu, hastalıklardan daha hızlı ve daha az komplikasyonla iyileştikleri görülüyor.
Maneviyatın, bireye yaşam amacı ve anlam duygusu kazandırdığı; meditasyon gibi uygulamaların da zihinsel dengeyi desteklediği belirtiliyor.
UZMAN GÖRÜŞÜ: SOSYAL İZOLASYON CİDDİ BİR RİSK
Mayo Clinic’te yayımlanan bir söyleşide geriatrik bakım uzmanı Christina Chen, sosyal ilişkilerin uzun yaşam üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Chen’e göre sosyal izolasyon; depresyon, ruh sağlığı sorunları ve erken ölüm riskini belirgin biçimde artırıyor.
Özellikle yaşlı bireylerde sosyal bağlantıların, bilişsel iyilik hâlini korumada hayati öneme sahip olduğu vurgulanıyor.
UZUN İLİŞKİLERDE KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER BÜYÜK FARK YARATABİLİR
Christina Chen, uzun süreli ilişkilerde yaşanan durağanlığa da değiniyor. Çiftlerin birbirlerinde değer verdikleri özellikleri yeniden hatırlamasının ve küçük ama anlamlı davranış değişikliklerinin ilişkiyi canlandırabileceğini söylüyor. Birlikte yeni hobiler edinmenin ve alışılmış rutinin dışına çıkmanın da bağları güçlendirdiği ifade ediliyor.
İÇE KAPANIK OLMAK ENGEL DEĞİL
Sosyal olarak daha içine kapanık bireylerin arkadaşlık kurmakta zorlanabileceğini kabul eden Chen, burada belirleyici unsurun “çaba” olduğunu vurguluyor. Her tanışıklığın yakın bir dostluğa dönüşmesinin gerekmediğini belirten Chen’e göre, insan etkileşiminin kendisi bile psikolojik iyilik hâli için değer taşıyor.
“POZİTİF OL” DEMEK YETERLİ DEĞİL
Yalnızlık, ilişki sorunları veya yaşam amacı eksikliği yaşayan bireylere yaklaşımda kalıplaşmış “pozitif düşün” telkinlerinin yeterli olmadığını belirten Chen, umut duygusunun daha etkili olduğunu söylüyor. Kişinin güçlü yönlerine odaklanılması, ulaşılabilir hedefler belirlenmesi ve bireyin kendini değerli hissetmesi, iyileşme sürecinde belirleyici faktörler arasında yer alıyor.
UZMANLAR UYARIYOR: SAĞLIK ÇOK BOYUTLU ELE ALINMALI
Uzmanlara göre uzun ve sağlıklı bir yaşam; yalnızca bedeni değil, ilişkileri, zihinsel tutumu ve maneviyatı birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımla mümkün oluyor. Sağlık, yalnızca fiziksel değil; sosyal, zihinsel ve duygusal boyutlarıyla bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerçek anlamını kazanıyor.
