Araştırmada 58 kişinin cildinin farklı dozlarda UV ışığına verdiği tepki incelendi. Bilim insanları, düşük dozda UV maruziyetinin ardından bile hücrelerde DNA hasarı belirtileri tespit etti.
Çalışmanın dikkat çektiği noktalardan biri, ciltte gözle görülür bir kızarıklık oluşmasının UV hasarının tek göstergesi olmadığı oldu. Başka bir ifadeyle, ciltte herhangi bir yanık belirtisi görülmemesi, hücrelerin UV ışınlarından etkilenmediği anlamına gelmiyor.
TOPLAM MARUZİYET ÖNEM TAŞIYOR
Araştırmacılar, cilt üzerindeki UV etkisini değerlendirirken yalnızca tek seferde alınan ışın dozuna değil, zaman içinde biriken toplam UV maruziyetine de bakılması gerektiğini belirtiyor.
Bu nedenle kısa süreli ve düşük yoğunluklu güneş ışığına maruz kalmanın da uzun vadede birikimli etkileri olabileceğine dikkat çekiliyor.
GÜNEŞ YANIĞI TEK ÖLÇÜT DEĞİL
Bulgular, güneşten korunma konusunda yalnızca ciltte kızarıklık oluşmasını beklemenin yeterli olmayabileceğine işaret ediyor. UV ışınlarının oluşturduğu hücresel hasar gözle görülür bir belirti ortaya çıkmadan da başlayabiliyor.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların güneş ışığına maruz kalma ve cilt kanseri riskinin değerlendirilmesinde toplam UV dozunun dikkate alınmasının önemini ortaya koyduğunu belirtiyor.
