2000’li yıllardan bu yana yürütülen “Superager” araştırması, kronolojik yaşı 80’in üzerinde olmasına rağmen bilişsel yetenekleri 20–30 yıl daha genç olan bireyleri inceledi. Nörolog Prof. Emily Rogalski liderliğindeki çalışmalarda, süper yaşlananların ortak noktası; aktif sosyal bağlar kurma yeteneği ve meraklı kişilik olarak belirlendi.
Rogalski’ye göre beynin en büyük düşmanı durağanlık ve izolasyon. Sosyalleşmek, beynin bir başkasıyla diyalog kurarken bir sonraki hamleyi tahmin etmesi, uygun cevap üretmesi ve duygusal tepkileri yönetmesi anlamına geliyor. Araştırmalar, sosyal olarak izole bireylerde bunama riskinin %60 arttığını gösteriyor.
BEYİN YAPISINDAKİ FİZİKSEL FARK: ÖN CİNGULAT KALINLIĞI
Süper yaşlananlarda, dikkati ve duygusal düzenlemeyi kontrol eden ön cingulat bölgesi diğer akranlarına göre çok daha kalın. Ayrıca bu kişilerde yüksek zeka ve hızlı iletişimle ilişkili özel beyin hücreleri daha fazla. Bilim insanları, bu biyolojik avantajın sadece genetik değil, aktif sosyal yaşam ve zihni zorlayan merak duygusu ile beslenmiş olduğunu vurguluyor.
111 yaşında aktif bir yaşam: Merak ve disiplin
Araştırmaya katılan en yaşlı kişi olan 111 yaşındaki bir kadın, günlük hayatında arkadaşları için yemek hazırlıyor, sosyal çevresiyle iletişimde kalıyor ve kendi işlerini bizzat yürütüyor. Bu örnek, yaşlanmanın “bir köşeye çekilmek” anlamına gelmediğini gösteriyor.
Uzmanlar, beynin zorlanmayı sevdiğini ve belirsizlik içeren sosyal etkileşimlerin, sağlıklı beslenme kadar bilişsel fonksiyonları korumada hayati olduğunu belirtiyor.
