Tüm dünyada obezite tedavisinde devrim niteliğinde kabul edilen GLP-1 reseptör agonisti grubu ilaçlar, metabolik faydalarıyla tıp literatüründe yeni bir sayfa açıyor. Vücudun yemekten sonra doğal olarak salgıladığı tokluk hormonunu taklit eden bu tedavilerin sadece zayıflama aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. M. Erkam Sencar, ilaçların belirli hasta gruplarında kardiyovasküler sistem üzerinde güçlü bir koruma kalkanı oluşturduğunu kaydetti.

İŞTAHI BASKILIYOR, MİDE BOŞALMASINI YAVAŞLATIYOR
Söz konusu ilaçların etki mekanizmasına değinen Doç. Dr. Sencar, bu etken maddelerin yemek sonrasında yükselen kan şekeriyle birlikte insülin salgılanmasını desteklediğini bildirdi. Mide boşalma hızını yavaşlatıp beyindeki tokluk sinyallerini güçlendirerek iştahı kontrol altına aldığını ifade eden Sencar, hem kan şekerinin dengelendiğini hem de sağlıklı bir kilo kaybı sürecinin tetiklendiğini dile getirdi.
KALP KRİZİ, İNME VE ÖLÜM RİSKİNİ CİDDİ ORANDA DÜŞÜRÜYOR
Uluslararası çapta yürütülen dev araştırmaların sonuçlarını paylaşan Doç. Dr. Sencar, 17 bini aşkın kişinin katıldığı "SELECT" çalışmasında semaglutid kullanımının diyabeti olmayan obezite ve kalp hastalarında ölüm, inme ve enfarktüs riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azalttığını belirtti. Benzer şekilde Tip 2 diyabet hastalarını kapsayan SOUL çalışmasında oral semaglutidin riskleri yüzde 14, REWIND çalışmasında dulaglutidin yüzde 12 düşürdüğü görüldü. SUMMIT çalışmasında ise tirzepatid etken maddesinin kalp yetersizliğinin kötüleşmesi veya kardiyovasküler ölümleri yüzde 38 gibi yüksek bir oranda gerilettiği saptandı.
KİLO KAYBINDAN ÖNCE İNFLAMASYONU AZALTIYOR
İlaçların kardiyovasküler faydalarının sadece verilen kilolarla açıklanamayacağını vurgulayan uzman, vücuttaki damar sertliğini ve iltihabı tetikleyen hs-CRP düzeylerinde yüzde 38'e varan düşüşler kaydedildiğini ifade etti. Bu iltihap gerilemesinin kilo kaybından bile önce başlamasının, damar yapısını doğrudan iyileştiren koruyucu bir mekanizmaya işaret ettiği kaydedildi.
BİLİNÇSİZ KULLANIMA KARŞI KRİTİK UYARI
En sık rastlanan yan etkilerin bulantı, kusma, hazımsızlık, ishal ya da kabızlık gibi sindirim sistemi problemleri olduğunu aktaran Doç. Dr. Sencar, tedavinin mutlaka düşük dozlarla başlayıp kademeli artırılması gerektiğini belirtti. Nadir de olsa pankreatit, safra kesesi taşları ve görme kaybına yol açabilen NAION riski nedeniyle her şikâyetin önemsenmesi gerektiği hatırlatıldı. Bu ilaçların kesinlikle reçetesiz ve hekimsiz kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Sencar, obezite tedavisinin estetik kaygıların ötesinde, kalbi ve genel sağlığı güvenceye alan uzun vadeli bir süreç olarak benimsenmesi gerektiğini bildirdi.
