Son dönemde popülerliği artan kilo verme ilaçları, ameliyatsız medikal tedaviler ve yoğun diyet programları sayesinde çok sayıda kişi kısa zamanda ciddi kilo kayıpları yaşıyor. Ancak tartıdaki ibre hızla gerilese de aynaya yansıyan görüntü her zaman beklentileri karşılamıyor. Ani ve yüksek miktarda kilo kaybının ardından özellikle karın, kol, bacak, meme ve yüz bölgesinde meydana gelen doku gevşeklikleri ve deri fazlalıkları nedeniyle plastik cerrahi kliniklerine başvurularda belirgin bir artış gözleniyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı İlker Altundağ, kilo verme sürecinin ardından vücudun kazandığı yeni dengenin iyi analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

KİLO VERİLSE DE VÜCUT AYNI HIZDA TOPARLANAMIYOR
Hızlı kilo kayıplarında cildin metabolizma hızına her zaman ayak uyduramadığını ifade eden Uzm. Dr. İlker Altundağ, daha önce gerilmiş ve elastikiyetini kaybetmiş derinin kendiliğinden eski formuna dönmekte zorlandığını belirtti. Bireyler ideal veya hedefledikleri kiloya ulaşmış olsalar dahi karın bölgesinde önlenemeyen sarkmalar, kollarda ve bacaklarda belirgin gevşeklikler, meme dokusunda hacim kaybı ve bel çevresinde katlantılı deri fazlalıklarıyla karşılaşabildiklerini kaydeden Altundağ, tartıdaki başarının tek başına yeterli olmadığını aktardı.
"KAÇ KİLO VERİLDİĞİNE DEĞİL, KİLONUN SABİTLİĞİNE BAKIYORUZ"
Kilo kaybı sonrası planlanan estetik cerrahilerin tamamen kişiye özel kurgulanması gerektiğini vurgulayan Altundağ, operasyon kararında yalnızca verilen kilo miktarının baz alınmadığını belirtti. Cerrahi takvim oluşturulurken hastanın yeni kilosunu ne kadar süredir koruduğu, cilt kalitesi, sarkan derinin yoğunluğu, kalan yağ dokusunun dağılımı ve hastanın beklentilerinin bir bütün olarak değerlendirildiğini ifade eden uzman isim, birebir aynı kiloyu vermiş iki farklı kişinin ihtiyaç duyacağı cerrahi müdahalenin tamamen farklılaşabileceğini hatırlattı.
HER SARKMA İÇİN AMELİYAT GEREKMİYOR
Kilo kaybı sonrasında meydana gelen her deri gevşekliğinin cerrahi bir operasyon gerektirmediğinin altını çizen Dr. Altundağ; hastanın yaşı, genetik yapısı, kilonun ne kadar sürede verildiği gibi değişkenlerin cildin kendini toparlama kapasitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Bazı hastalarda cildin belirli bir süre içinde kendi kendine toparlanabildiğini belirten Altundağ, sürecin sadece "öncesi ve sonrası" fotoğraflarına indirgenmemesi gerektiğini, esas hedefin hastanın yeni vücut dengesine en uygun ve sağlıklı müdahale planını belirlemek olduğunu ifade etti.
