İstanbul’a su sağlayan barajlarda doluluk oranı, sıcak yaz aylarının etkisiyle gerilemeyi sürdürmesine rağmen geçen yılın aynı dönemindeki seviyenin üzerinde kaldı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, 30 Ağustos itibarıyla barajların ortalama doluluk oranı yüzde 44,34 olarak ölçüldü.
Barajlardaki doluluk oranı 31 Mayıs’ta yüzde 70,97 ile yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Bu tarihten sonra başlayan düşüşle oran, 30 Haziran’da yüzde 64,01’e, 31 Temmuz’da yüzde 54,71’e ve 30 Ağustos’ta yüzde 44,34’e geriledi.
Barajlar arasında en yüksek doluluk yüzde 72,29 ile Elmalı’da kaydedildi. Darlık’ta doluluk yüzde 63,21, Ömerli’de yüzde 62,03, Alibey’de yüzde 42,87, Terkos’ta yüzde 38,56, Büyükçekmece’de yüzde 31,52 olarak ölçüldü. Istrancalar’da oran yüzde 29,12, Sazlıdere’de yüzde 24,19, Kazandere’de yüzde 18,56 olurken, Pabuçdere yüzde 8,81 ile en düşük doluluğa sahip baraj oldu.
YAĞIŞ GEÇEN İKİ YILIN ALTINDA KALDI
Bu yıl baraj havzalarına düşen yağış miktarı metrekare başına 534,37 kilogram olarak hesaplandı. Aynı dönemde yağış miktarı 2024’te 709,27 kilogram, 2025’te ise 619,92 kilogram olarak kaydedilmişti.
İSKİ verilerine göre, 30 Ağustos’u kapsayan sekiz aylık dönemde barajların doluluk oranı 2024’te yüzde 46,88, 2025’te yüzde 40,73 seviyesindeydi. 2026’da yüzde 44,34 olarak ölçülen oran, böylece geçen yılın üzerine çıkarken 2024 seviyesinin altında kaldı.
Toplam su kapasitesindeki pay bakımından Ömerli Barajı yüzde 39,42 ile ilk sırada yer aldı. Ömerli’yi yüzde 19,64 ile Terkos Gölü ve yüzde 16,83 ile Darlık Barajı izledi.
İstanbul’da 31 Ağustos’a kadar tüketilen su miktarı 384,84 milyon metreküp olarak hesaplandı. Aynı dönemde tüketim geçen yıl 353,51 milyon metreküp, 2024’te ise 407,22 milyon metreküp olmuştu. Barajların yanı sıra İstanbul’a su sağlayan Melen ve Yeşilçay’dan da bu yıl toplam 502,8 milyon metreküp su nakledildi.
“SUYUMUZU MUHAKKAK İSTİKRARLI VE TEMKİNLİ KULLANMAMIZ LAZIM”
İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi ve meteoroloji mühendisi Güven Özdemir, ağustos başında yüzde 50 seviyelerinde bulunan genel doluluk oranının yüzde 44’e kadar gerilediğini belirtti.
Geçen yıl ağustos sonunda doluluk oranının yüzde 40 seviyesinde olduğunu hatırlatan Özdemir, su tüketimi ve yüksek hava sıcaklıklarının baraj seviyelerindeki düşüşte etkili olduğunu ifade etti.
Özdemir, “Barajlardaki doluluk oranları aşağı seviyelerde. Dördüncü ve beşinci aylardaki değerlerin çok aşağısında. Bu, tabii ki su kullanımına bağlı ve hava sıcaklığının yüksek seyretmesi dolayısıyla. Halk çok hızlı bir şekilde su tüketimi gerçekleştirdiği için bu değerler gittikçe azalıyor. Şunu hiçbir zaman unutmayalım: İstanbul barajları tam dolu olsa dahi bir yıl yetecek kadar suyumuz yok. Suyumuzu muhakkak istikrarlı ve temkinli kullanmamız lazım. Yoksa susuz kalma stresine girme durumumuz olabilir. Devletimiz bizi bırakmayacaktır ama bu sefer kesintiler başlayacak.” dedi.
İstanbul’da bu yıl 384,84 milyon metreküp su tüketildiğine işaret eden Özdemir, nüfus artışıyla birlikte su kullanımının da yükseldiğini söyledi. Özdemir ayrıca fosil yakıtların aşırı kullanımı nedeniyle atmosferdeki hava sıcaklığının arttığını ve buharlaşmanın su miktarının azalmasına yol açtığını anlattı.
“ETKİN YAĞIŞLARIN OLMASI GEREKİYOR”
Sonbaharın başlamasıyla yağışların artmasının beklendiğini belirten Özdemir, geçmiş yıllardaki uzun süreli ve toprağı besleyen yağışların yerine kısa süreli ve kuvvetli yağışların görüldüğünü ifade etti.
Özdemir, “Eylül ayına girmemiz dolayısıyla sonbahar mevsimi başlıyor. Bununla birlikte etkin yağışların olması gerekiyor ama tabii ki bu yağışlar maalesef eski yıllardaki gibi olmuyor. Günlerce süren, hafif hafif toprağı besleyen yağış olmuyor. Hızlı ve kuvvetli şekildeki yağış kısa sürede o bölgeyi terk ediyor. Onun da tabii ki büyük bir faydası yok. Yani yağışın sel şeklinde değil de daha hafif ve toprağa faydalı olacak şekilde yağması lazım. Maalesef iklim krizi ve büyükşehirler üzerinde ısı adalarının oluşması, ani sıcaklık düşmelerine bağlı olarak kuvvetli yağışlar meydana getiriyor.” ifadelerini kullandı.
Yağmur sularının toplanıp depolanmasının su tasarrufuna katkı sağlayabileceğini belirten Özdemir, büyükşehirlerde betonlaşma ve asfalt nedeniyle suların kanalizasyona yönlendirildiğine dikkati çekerek, “Oradan da denize akmasının çevreye hiçbir faydası yok. Yağmur toplama alanları veya kanalları yapmak lazım.” dedi.
