Herkes 'genetik' sanıyor ama yüzde 90'ının sebebi bambaşka: Kolon kanserini tetikleyen sinsi eksiklik

Herkes 'genetik' sanıyor ama yüzde 90'ının sebebi bambaşka: Kolon kanserini tetikleyen sinsi eksiklik

Dünyada kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer alan kolon kanseri, sanılanın aksine yüzde 90 oranında genetik faktörlerden bağımsız gelişiyor. Uzmanlar, özellikle D vitamini eksikliği ve hatalı beslenme alışkanlıklarının bu sinsi hastalığın temel tetikleyicileri arasında olduğunu vurguluyor.

Kalın bağırsak (kolon) kanseri vakalarındaki küresel artış, tıp dünyasını önleyici yeni tarama protokolleri geliştirmeye yöneltiyor. Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Uzun tarafından paylaşılan güncel klinik verilere göre, bu kanser türünde erken evre teşhisiyle 5 yıllık yaşam süresi yüzde 90'ların üzerine çıkabiliyor. Hastalığın genellikle 50 yaş üstü erkeklerde görüldüğü bilinse de, son epidemiyolojik beklentiler genç yaş gruplarında ve kadınlarda da vaka oranlarının hızla tırmandığına işaret ediyor.

KOLON KANSERİNİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Hastalığın ortaya çıkış mekanizması incelendiğinde, genetik yatkınlıktan ziyade çevresel ve metabolik faktörlerin öne çıktığı görülmektedir. Doç. Dr. Orhan Uzun'un aktardığı klinik bulgulara göre temel risk faktörleri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Metabolik Eksiklikler: Yetersiz D vitamini alımı, hücresel mutasyonlara karşı bağırsağın savunma mekanizmasını zayıflatan en kritik unsurlardan biridir.
  • Beslenme Toksisitesi: Yüksek miktarda işlenmiş et tüketimi, şekerli içecekler ve obezite, bağırsak florasını bozarak kanserleşme sürecini hızlandırır.
  • Sistemik Hastalıklar: Tip 2 diyabet ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (IBD), kolon epitelindeki anormal hücre çoğalmasını doğrudan tetikleyen ana risk gruplarındandır.

18-kolon-4207-4076.webp

Onkoloji ve gastroenteroloji uzmanları, toplumdaki yaygın bir yanılgıyı kesin bir dille reddediyor. Kronik kabızlık, bağırsak tembelliği veya hemoroidal hastalıklar gibi mekanik problemlerin doğrudan kolon kanserine dönüşmediği, hastalığın tamamen farklı bir hücresel mutasyon süreci olduğu vurgulanıyor.

ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Sinsi ilerleyen ve ileri evrelere kadar belirgin semptom göstermeyen kolon kanseri, "önlenebilir kanserler" kategorisinin başında yer almaktadır. Hastalığın henüz polip aşamasındayken yakalanması için uluslararası standartlarda belirlenen tarama adımları şunlardır:

  • Yıllık FIT Testi: 50 yaşını aşan her bireyin, herhangi bir şikayeti olmasa dahi yılda bir kez "İmmün Kimyasal Fekal Gizli Kan" testi yaptırması elzemdir.
  • Periyodik Endoskopi: Standart risk grubundaki bireyler için 5 yılda bir fleksibl rektosigmoidoskopi veya 10 yılda bir tam kolonoskopi planlanmalıdır.
  • Genetik Projeksiyon: Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan kişilerin, birinci derece akrabasının tanı aldığı yaştan tam 10 yıl önce kolonoskopi taramalarına başlaması hayati önem taşır.

Tıbbi istatistiklere göre, hastalığın bağırsak duvarını aştığı ve çevre lenf nodlarına sıçradığı "Evre IV" metastatik senaryolarda hayatta kalma oranı yüzde 20'ler seviyesine çakılmaktadır. Bu radikal düşüş, lezyonların henüz iyi huylu "polip" formundayken endoskopik olarak çıkarılmasının (polipektomi) kanseri önlemede neden altın standart olduğunu matematiksel olarak kanıtlamaktadır.

bagirsak-kanserinde-guncel-tedaviler.jpg

POLİPLERE DİKKAT

Tıbbi terminolojide İleoçekal Valv, ince bağırsağın bitip kalın bağırsağın başladığı otonom kapakçık sistemini ifade eder ve yaklaşık 150 cm uzunluğundaki tubuler kolon yapısının başlangıç noktasıdır. Kalın bağırsak kanserleri, bu boru şeklindeki yapının iç yüzeyini kaplayan "epitel" dokunun genetik kodunun bozularak kontrolsüz çoğalmasıyla (displazi) başlar. Epitel yüzeyde oluşan ve başlangıçta iyi huylu olan bu polipler, zamanında tespit edilip çıkarılmazsa amansız bir mutasyon zinciriyle invaziv (yayılımcı) kanser hücrelerine dönüşerek sistemik dolaşıma karışır.

KOLON KANSERİNİN EN NET BELİRTİSİ

Dışkılama alışkanlığında ani değişimler, bağırsağın tam boşalmadığı hissi, dışkıdan bağımsız rektal kanama, açıklanamayan demir eksikliği anemisi ve nedensiz bulantılar hastalığın en kritik ilk sinyalleridir.

Vakaların yaklaşık yüzde 90'ı genetik bir mirasa dayanmadan, tamamen çevresel faktörler, ilerleyen yaş ve D vitamini eksikliği gibi metabolik sebeplerle aniden ortaya çıkmaktadır.

Hastalık henüz sadece bağırsak mukozasıyla sınırlıyken, büyük açık ameliyatlara gerek kalmadan doğrudan endoskopik yöntemlerle tümörlü doku tamamen temizlenebilmekte ve kanser büyümeden önlenebilmektedir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN