Nature Nanotechnology dergisinde yayımlanan çalışmada, yapay sinir hücreleri laboratuvar ortamında fare beyin dokusu üzerinde denendi. Deneyler, bu hücrelerin gerçek nöronları etkili biçimde uyarabildiğini ve doğal sinyal davranışlarını taklit edebildiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, geliştirilen bu teknolojinin özellikle görme, işitme ve hareket kaybı yaşayan bireyler için geliştirilen nöroprotez sistemlerde önemli bir dönüm noktası olabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda beyin-makine arayüzlerinin daha doğal ve verimli çalışmasına da katkı sağlaması bekleniyor.
SİLİKONDAN BİYOLOJİK MODELE GEÇİŞ
Geleneksel bilgisayar sistemleri, sabit ve sert silikon yüzeyler üzerine kurulu milyarlarca transistörle çalışırken, insan beyni esnek ve sürekli değişen bağlantılardan oluşan üç boyutlu bir yapı sergiliyor. Bu fark, bilim insanlarını daha az enerji tüketen ve daha karmaşık işlemleri gerçekleştirebilen biyolojik sistemleri taklit eden donanımlar geliştirmeye yöneltti.
Yeni nesil malzemeler kullanıldı
Yapay nöronların üretiminde, yarı iletken özellik taşıyan molibden disülfür ve iletken grafen içeren özel elektronik mürekkepler tercih edildi. “Aerosol jet” adı verilen püskürtme yöntemiyle esnek polimer yüzeylere basılan bu yapılar, nöronların ateşleme davranışlarını taklit edebilen karmaşık sinyaller üretebiliyor.
Gerçek nöron davranışları taklit edildi
Daha önce geliştirilen yapay nöronlar, ya çok yavaş çalışmaları ya da biyolojik sistemlerle uyumsuz hızlarda sinyal üretmeleri nedeniyle sınırlı kalmıştı. Northwestern Üniversitesi ekibi ise polimer malzemenin kısmi parçalanma özelliğinden yararlanarak, gerçek nöronların “patlama” ve “sürekli ateşleme” gibi karmaşık tepkilerini başarıyla taklit etti. Deneyler, bu yapay sinyallerin canlı beyin devrelerini doğal bir sinyal gibi harekete geçirebildiğini gösterdi.
Gelecekteki kullanım alanları
Bu teknolojinin, yapay zekâ sistemlerinin yüksek enerji tüketimini azaltabilecek yeni donanımların geliştirilmesine katkı sunması bekleniyor. Ayrıca sinir sistemiyle daha uyumlu implantlar sayesinde felç ve duyusal kayıpların tedavisinde daha etkili çözümlerin önü açılabilir.
