Gayrimenkul ve finansal varlık araştırmalarıyla tanınan Londra merkezli danışmanlık şirketi Knight Frank, her yıl merakla beklenen küresel servet raporunun 2026 yılı sonuçlarını yayımladı. Rapora göre dünya genelinde ultra yüksek net değerli birey (UHNWI) sayısındaki yükseliş sürerken, Türkiye’deki büyüme hızı küresel ortalamayı ikiye katladı.
TÜRKİYE'DE ULTRA ZENGİN SAYISI 4 BİN BARAJINI AŞTI
Ekonomim'in haberine göre raporda yer alan tarihsel verilere göre, Türkiye’de 30 milyon doların üzerinde net varlığı bulunan kişi sayısı son 5 yılda adeta patlama yaşadı:
5 yıl önce 2.174 olan ultra zengin sayısı, yüzde 93,5’lik bir artışla 4.208’e ulaştı.
2031 yılına gelindiğinde bu sayının yüzde 13 oranında bir artış daha kaydederek 4.772’ye çıkması bekleniyor.
Türkiye'deki milyarder sayısının ise 2031 yılına kadar yüzde 31 oranında artarak 35’ten 46’ya yükseleceği öngörülüyor.
TÜRKİYE DÜNYADA ÜÇÜNCÜ SIRADA
Knight Frank’in araştırması, Türkiye’nin son 5 yıllık süreçte servet büyüme hızında dünya liginin en üst sıralarında yer aldığını ortaya koydu. 30 milyon dolar üzeri varlığa sahip kişilerin en hızlı arttığı ilk dört ülke şu şekilde sıralandı:
Polonya: %109
Katar: %107
Türkiye: %93,5
Romanya: %93
KÜRESEL ÖLÇEKTE 713 BİN ULTRA ZENGİN VAR
Aynı 5 yıllık dönemde dünya genelindeki ultra zengin sayısı 551 bin 435’ten 713 bin 626’ya yükseldi. Bu, dünya genelinde yaklaşık yüzde 29’luk bir artışa ve 162 binden fazla yeni ultra zenginin sisteme dahil olduğuna işaret ediyor.
Küresel düzeydeki bu artışın yüzde 40'ından fazlası Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı oldu.
Çin ikinci büyük güç olarak yerini sağlamlaştırırken, Hindistan ise Asya-Pasifik bölgesinin parlayan yeni servet üretim merkezi olarak öne çıktı.
SERVET COĞRAFİ OLARAK YAYILIYOR
Veriler, ultra zengin sayısının coğrafi olarak geçmişe kıyasla daha geniş bir alana yayıldığını ancak servet üretiminin hâlâ belirli finansal merkezlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Kuzey Amerika toplam hacimdeki liderliğini sürdürürken, Asya-Pasifik bölgesi en hızlı büyüyen bölge olarak Avrupa'nın payını zorluyor.
Türkiye ise bu küresel makroekonomik döngü içinde, doğrudan bir finansal üretim merkezi olmasa da varlık büyümesinden en yüksek payı alan yükselen ekonomilerden biri olarak dikkat çekiyor.
