Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından hazırlanan yeni bir araştırma, sanal asistanlarla iletişim kurarken sergilenen nezaket kurallarının doğaya olan faturasını gözler önüne serdi.
Dijital dünyada her gün milyonlarca kişinin kullandığı komutlardaki fazlalıkların elenmesi, gezegenin geleceğini koruma noktasında kritik önem taşıyor.
Yapılan son incelemelere göre, arama motorlarında sıkça sorgulanan yapay zeka enerji tüketimi verileri, dijital nezaket sözcüklerinin temiz enerji kaynakları üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu net biçimde kanıtlıyor.
Bu kapsamda atılacak bilinçli adımlar, özellikle gelişmekte olan bölgelerdeki elektrik krizinin hafifletilmesine doğrudan katkı sunuyor.
Microsoft açıkladı: Türkiye, dünya devlerini devirerek teknoloji rekoru kırdı
YAPAY ZEKA DOĞAYA ZARAR VERİYOR MU?
South China Morning Post gazetesinin paylaştığı güncel veriler, akıllı sistemlerle kurulan diyaloglarda, "Lütfen" ya da "Teşekkür ederim" gibi ifadeleri kullanmamanın çevreye nefes aldıracağını kanıtlıyor.
Uzmanlar, sadece bu iki kelimenin sistemlerden çıkarılması halinde, Sahra Altı Afrika bölgesinde yaşayan 760 bin insanın bir yıllık evsel elektrik ihtiyacını karşılamaya yetecek düzeyde bir tasarrufun önünün açılacağını hesaplıyor.
Yayımlanan bu çarpıcı çalışma, yeni nesil teknolojilerin genellikle göz ardı edilen çok boyutlu ekolojik zararlarını tüm çıplaklığıyla sahneye taşıyor.
Hazırlanan metinde, akıllı algoritmaların gerçek faturasının sadece karbon salımıyla sınırlı kalmadığına dikkat çekiliyor.
Sürecin arka planında yer alan devasa su tüketimi, geniş arazi kullanımı ve büyüyen elektronik atık dağları, çevre krizinin diğer halkalarını oluşturuyor.
Fiziksel altyapıyı ayakta tutan teknoloji üslerinin, geçtiğimiz yıl yaklaşık 448 teravatsaat (TWh) seviyesinde bir enerjiyi doğrudan harcadığı tahmin ediliyor.
Bu veriler ışığında, söz konusu teknoloji merkezleri bağımsız bir ülke olarak kabul edilseydi, küresel enerji tüketim sıralamasında Fransa ile neredeyse aynı düzeye ulaşarak dünya genelinde 11'inci sırada yerini alacaktı.
Sınav puanları çakılınca düğmeye basıldı: Okullarda yapay zeka yasaklandı
YAPAY ZEKA VERIİ MERKEZLERİ NE KADAR SU TÜKETİYOR?
Bahsi geçen devasa elektrik miktarının üretilebilmesi adına yaklaşık 4,5 trilyon litre suyun harcandığı resmi kayıtlara geçiyor.
Bu miktar, tam 1,8 milyon adet olimpik yüzme havuzunu tamamen doldurmaya yetecek bir hacmi ifade ediyor.
Çevresel etkinin mekansal boyutu da azımsanmayacak seviyede seyrediyor.
Mevcut teknolojik altyapının konumlanması için yaklaşık 6 bin 900 kilometrekarelik bir toprak parçası gerekiyor.
Bu genişlik, Büyük Londra sınırlarının tam 4,5 katı büyüklüğe denk geliyor.
Geleceğe yönelik projeksiyonlar ise tehlikenin boyutunun katlanarak artacağını işaret ediyor.
Kullanım ağının hızla yaygınlaşması nedeniyle, teknoloji kaynaklı elektrik sarfiyatının 2030 senesine kadar 945 TWh seviyesine tırmanacağı öngörülüyor.
Bu tırmanış, ilgili dönemdeki toplam küresel elektrik talebinin yüzde 3 gibi ciddi bir oranını tek başına yutacağı manasına geliyor.
Bununla birlikte, donanım bileşenlerinin 2030 yılı itibarıyla her yıl 2,5 milyon tona ulaşan bir elektronik atık yükü doğuracağı tahmin ediliyor.
Söz konusu devasa atık miktarı, her sene yaklaşık 250 adet Eyfel Kulesi'nin doğrudan çöpe fırlatılmasıyla eşdeğer bir anlama geliyor.
Türkiye, kamu hizmetlerinde yapay zeka için Google ile el sıkıştı
TEKNOLOJİK ALTYAPI ADALETSİZLİĞİ NEDİR?
Araştırma ekibinin raporunda, ortaya çıkan bu ekolojik faturanın dünya genelindeki topluluklar arasında adil bir şekilde bölüşülmediği gerçeği vurgulanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin, dünya üzerindeki yapay zeka odaklı bulut sistemlerinin yüzde 90'lık devasa bir kısmını kendi topraklarında barındıyor.
Bu durum, daha küçük ölçekli ülkelerin sistemlere erişim hakkı, fiyat politikaları ve veri yönetimi mekanizmaları üzerinde son derece kısıtlı bir söz hakkına sahip olmasına yol açıyor.
Bazı gelişmekte olan küçük devletler, bu sistemlerin işleyişi için elzem olan ham maddeleri veya enerji kaynaklarını bizzat tedarik ediyor.
Ancak bu ülkeler madencilik faaliyetlerinin yıkıcı sonuçlarını ve elektronik çöplerin ağır yükünü tek başlarına omuzlarken, elde edilen stratejik ve ekonomik kazanımların tamamı gelişmiş büyük ülkelere akıyor.
Bu adaletsiz denge, küresel teknoloji ekosisteminin en büyük çelişkilerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bildiğimiz ChatGPT devri bitiyor: Süper asistan olarak hizmet verecek
GPT-5 MODELİ NE KADAR ENERJİ HARCIYOR?
Modellerin ilk geliştirme aşamalarının da çok yüksek kaynaklar talep ettiği aktarılıyor.
Örnek olarak OpenAI firmasının geliştirdiği GPT-5 modelinin eğitim süreçlerinde yaklaşık 100 gigavatsaat (GWh) elektrik harcandığı tahmin ediliyor.
Ne var ki uzmanların yaptığı detaylı analizler, günlük kullanıcı işlemlerinin toplamda çok daha yoğun bir kaynak tüketim sarmalı yarattığını ortaya koyuyor.
Günlük bazda yaklaşık 2,5 milyar istemi işleme alan ChatGPT platformu, tek başına yılda yaklaşık 383 GWh elektrik tüketiyor.
Çevre bilimciler, bu kontrolsüz sarfiyatın önüne geçebilmek adına bireysel kullanıcıların 'kısa ve öz kullanım' prensibini bir alışkanlık haline getirmelerini öneriyor.
Yapılan simülasyonlar, komutlardan, "Lütfen" ve "Teşekkür ederim" tarzındaki eklerin arındırılmasının, sistem tarafından üretilen kelime ve veri yoğunluğunu yüzde 30 seviyesinde aşağı çektiğini gösteriyor.
Sadece bu basit alışkanlık değişimi sayesinde yılda 87 ila 98 GWh arasında net bir enerji tasarrufu elde edilebiliyor.
Şarkıcıların yapay zeka korkusu büyüyor: Mesleğinizi kaptıracaksınız
DİJİTAL SİSTEMLERİN GİZLİ MALİYETİ NEDİR?
Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü Direktörü ve raporun baş araştırmacısı unvanına sahip Prof. Dr. Kaveh Madani, yeni nesil teknolojilerin toplum hafızasında sanıldığı kadar soyut bir yapıda bulunmadığını belirtiyor.
Prof. Dr. Kaveh Madani, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanıyor:
"Yapay zeka çoğu zaman ağırlığı olmayan, sanal bir teknoloji gibi tanımlanıyor.
Ancak gerçekte her istemin, görselin veya videonun arkasında enerji sistemleri, su kullanımı, arazi tüketimi, maden çıkarımı ve elektronik atıklardan oluşan büyüyen bir altyapı bulunuyor."
Raporda, bahsedilen gizli ekolojik bedellerin gelecekte tamamen yönetilemez bir boyuta ulaşmadan evvel görünür kılınması ve acilen yasal denetim altına alınması gerektiği aktarılıyor.
Yaşanan bu gelişmeler karşısında küresel ölçekteki hükümetlerin de boş durmadığı ve enerji ihtiyaçlarına yönelik somut adımlar atmaya yöneldiği görülüyor.
Örnek olarak; Çin yönetimi, mayıs ayı içinde hayata geçirdiği yeni stratejik hamleyle, akıllı bilişim altyapılarına yönelik temiz enerji tedarikinde 2030 yılına kadar küresel lider konumuna yükselmeyi amaçlayan kapsamlı bir eylem planını resmi olarak başlattı.
Google, canlı yayında teknolojinin geleceğini gösterdi: Görenler gözlerine inanamadı
