“Gayretullaha dokunursa…”

Ahireti, Mahşeri, Hesap gününü hatırlatmak, ülkeyi yöneten “muhafazakâr – dindar kadro”nun, diyelim “zulüm – haksızlık” diye nitelenen davranışlarına karşı uyarı mahiyetindedir. Yani “Bunlarda bir ahiret – mahşer hassasiyeti vardır, Allah’ın huzuruna çıkacaklarına inanırlar, dünyada hesaba çekilmeseler bile orada hesap vereceklerini bilirler, o yüzden mahşer uyarıları bunları dizginler” kanaati hakimdir.

Onun için Muhafazakâr – Dindar kişilerin, kadroların devam edegelen zulüm ve haksızlıkları karşısında da “Siz ahirete inanmıyor musunuz?” sorgulaması devreye girer.

Şimdilerde Bülent Arınç’ın “Dindar insanlar şu sözden korkarlar: “Bu yaptığımız iş gayretullaha dokunur mu?” ifadesiyle hatırlattığı “Gayretullaha dokunmak” ise, yapılan büyük haksızlıkların, zulümlerin, günahların veya kutsal değerlere yapılan saldırıların bir sınırı aşması ve Allah’ın gazabını, ilahi müdahalesini harekete geçirecek bir boyuta ulaşması anlamına gelmektedir.

Şöyle diyor Arınç:

“Bu kelimeyi belki yeni yetişen gençlerimiz veya bu işten uzak olan insanlar bilmeyebilir. Ama bu bizi derinden korkutan, endişelendiren bir konudur. Eğer bu gözyaşları gayretullaha dokunursa, Türkiye’de biz felah bulamayız, bundan korkuyorum. Ne olur gözyaşları dinsin, ızdıraplar dinsin.”

Arınç bu sözü, Beylikdüzü ve Eyüp Belediye Başkanları örneğinden yola çıkarak, belediye başkanlarına yapılan şafak vakti gözaltılar, iddianemesi bile yazılmamış uzun tutukluluklar, gizli tanık – itirafçı iddialarından oluşan suçlamalar, AYM kararlarına rağmen cezalandırmanın devam etmesi (Tayfun Kahraman örneği) üzerine söylüyor.

“Annelerin, eşlerin, çocukların gözyaşları”na işaret ediyor. İşte oradan çıkıyor “Eğer bu gözyaşları gayretullaha dokunursa, Türkiye’de biz felah bulamayız, bundan korkuyorum” cümlesi.

Bunlar Arınç’ın ilk defa söylediği sözler değil.

Arınç Ak Partili. Ak Parti’nin kurucu babalarından.

Arınç Erdoğan’a yakın. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Heyetinde bulundu.İktidarın uygulamalarını eleştirdiği konuşmalarında bile Erdoğan’ı sakınan bir tavrı var. “Erdoğan düzeltir, ona göre, bütün aksaklıkları.”

Ak Parti hükümetlerinde hükümet sözcülüğü yaptı, Meclis Başkanlığı yaptı.

Arınç, sonradan gelmişlerin, Erdoğan’a sonradan bitişmişlerin kendisini dışlamaya çalıştığının da farkındadır.

Ama o, “kökten Ak Partili” hüviyetiyle, dışlama tavırlarını elinin tersiyle iterek uyarılarını sürdürüyor.

Bu son çıkışı, belli ki partinin muhafazakâr – dindar hüviyetinin hâlâ var olduğu, orası hatırlatılırsa yanlışların yapılmayacağı kanaatinden yola çıkıyor.

Normalde de “Allah’ın zulmü ve zalimleri sevmediği, haksızlığa razı olmadığı” inancında olan bir insan, “Gayretullah’a dokunacak”, yani fahiş niteliği bağıran, gören herkesin vicdanını – duygularını isyan ettiren bir davranış içine girmez.

Bülent Bey, “Gayretullah uyarısı”nı, oralarda bir yerde, birlikte yol yürüdüğü, acıyı – tatlıyı paylaştığı insanlarda bu hassasiyetin bulunduğu inancıyla yapıyor.

“Yoksa felâh bulmayız” diyor. “Felâh” da bir Kur’an ifadesi… “Dünyada ahirette felâh” arar bir Müslüman.

Peki Bülent Bey, sözlerine yansıyan zulümlerin bu uyarı ile sona ereceği inancında mı?

Yani “Gayretullaha dokunma” uyarısı, icraatın içinde olan insanların yüreğinde bir yankı oluşturacak mı?

Arınç, önemli bir siyasetçi. Tecrübeli bir siyasetçi. Ak Parti’nin başını, geldiği yeri iyi okuyabilen bir siyasetçi. Yol arkadaşlarının ruhunu bilen bir siyasetçi.

Şimdi, önceki gün Ak Parti rozeti takılan İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın transferini seyrederken içinden geçenleri okumak mümkün olsaydı herhalde Türkiye’de muhafazakâr siyasetin nerelere savrulduğunu görmek bakımından çok faydalı olurdu. “Siyaset ahlâkı” diye bir şey kaldı mı bu memlekette?

Sandıkta kazanamadığınız yerleri, insanların korkularını – umutlarını kullanarak transferlerle ele geçirmenin “Erdemliler hareketi”nden kaç fersah uzaklara düştüğünü Arınç kadar net görecek başka birisi var mıdır?

Arınç, yol arkadaşlarına “Gayretullah” uyarısı yapıyor. Ben de “Diri bir vicdan bulabilir miyim?” diye ısrarla öyle yazılar yazıyorum.

Ama okuyucu yorumlarında bu uyarıların boşa düştüğü tepkilerini de alıyorum. Bülent Bey de okusun meselâ bu okuyucu yorumlarını. Eminim ki “Bugüne kadar neredeydiniz? Zulümleri yeni mi görüyorsunuz? Neden parti içinde mücadele etmediniz de elinizle kurduğunuz partinin buralara savrulmasına göz yumdunuz?” gibi sarsıcı eleştirilere tanık olacaktır.

En kötüsü “Bizden olmayan”a her türlü haksızlığın zulmün “caiz” olduğuna dair yaklaşımın bir “ters inanç” haline gelmiş olması ve liderliğin telkini ile kitleleşmesi. Bütün uyarıların boşluğa düşmesi…

Serkan Bayram’ı boğdular üç gün içinde… Arınç’la benzeri şeyleri seslendirmişti. Özür dilemek zorunda bırakıldı.

Arınç dirençlidir. Öyle yamulmaz ümidindeyim. Hoş, gene de belli olmaz, 40 yıllık muhalif belediyeleri yamultan, boyun eğdiren, pusturan, kuyu tiplerinde kıvrandıran iklim onu da etkilerse ihtimalini gözden ırak tutamıyorum. Bilmem ki belki o tür tornistanlar da gayretullaha dokunacaktır. Hakkı söyleyenin tükendiği bir ortam değil mi zaten gayretullahın beklendiği ortam!

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.