Back To Top
İki kitaptan altını çizdiklerim

İki kitaptan altını çizdiklerim

 - Son Güncelleme: 24.11.2019 Pazar 08:16
- A +

Geçtiğimiz hafta iki kitap okudum. Birisi 27 Mayıs’ın darbeci yarbayı Orhan Erkanlı’nın “Anılar, Sorunlar, Sorumlular” ismini taşıyan ve 27 Mayıs’ı anlattığı kitabı. Diğeri de Yavuz Donat’ın 50 yıllık gazetecilik hayatından kesitleri anlattığı “Of the record” isimli kitabı.

Alıntılar paylaşacağım sizlerle bu iki kitaptan. Her iki kitap ibretlerle dolu. 27 Mayıs’a “Darbeciler”in durduğu yerden bakan, ama darbecilere de bakan bir kitap Orhan Erkanlı’nınki. 

Yavuz Donat ise, Türkiye’nin 27 Mayıs bakıyesini, 12 Mart’ını,  12 Eylül’ünü, 28 Şubat’ını, bugünlerini, Bayar’la, İnönü ile, Demirel’le, Ecevit’le, Erbakan’la, Türkeş’le,  Evren’le, askerlerle, Tayyip bey’le ve daha yüzlerce politik sima ile birlikte yaşayan duayen bir gazeteci.

Alıntılar paylaşacağım, dedim. Şüphesiz birer damlacık niteliğinde. Pek çok şeyin altını çizdim, çünkü her iki kitabı okurken bugünlere gelip gidiyorsunuz.

27 Mayıs’ın bir “147’liler” listesi vardır. 147 üniversite hocasının görevine son verilmiştir. 12 Mart’ta bunların adı 1402’liklerdir. Bugünlerinki… Tırpan gelir böyle zamanlarda. İşte Erkanlı’nın o günleri anlatan notları:

“Her türlü kanaate, inanışa taarruz ediyorduk; solcusunu da sağcısını da atıyorduk. Doğum yeri şarkta olanı kürtçü diye, namaza gidenleri softa ve gerici diye, kitabı olanı çalmıştır diye, kitapsızları kitapsız diye, talebeye ciddi davrananı kaba ve sert diye, samimi hareket edenleri lâübali diye, kızlarla fazla ilgileneni ahlaksız diye damgalıyorduk. Solcu, sağcı, mason, kürtçü, gerici, cahil, tüccar, kitapsız, politikacı, vs. gibi sıfatlar sık sık kullanılıyor, bu barajları aşabilenler içerde kalıyorlardı…. Aslında gelen bilgilerin doğruluğu da şüpheliydi….Üniversite olayında bir sabotaja maruz kalıp kalmadığımızı, kasten hatalara itilip itilmediğimizi bugün dahi düşünmekteyim. Çünkü yapılan isabetsizlikleri, adaletsizlikleri başka türlü izaha imkan göremiyorum….. En hafif ihtimalle, müşavirlerimizin oyununa gelmiş, onların kendilerine yer açmak, eski hesaplarını görmek için giriştikleri oyunların aleti olmuştuk.” (s. 47-48)

“27 Mayıs sabaha karşı, Türkiye’nin büyük şehir ve kasabalarında bir insan avı başlamış ve bu hal günlerce sürmüştür…. İstanbul’da ihtilal kuvvetleri emrinde vazifeli olan bazı subaylar dahi yanlışlıkla tevkif edilmiştir.” (s. 79-80) binlerce insan kanunsuz olarak nezaret altında bulunmakta idiler.”  (s.91)

Erkanlı’nın kitabında bir de gözaltı furyasında Balmumcu’da toplananlara işaret edilir. Şöyle ki:

“Balmumcu’da tutuklu bulunanlar arasında partililer, valiler, bankacılar, polis şefleri, tüccarlar… hülasa her sınıf ve meslekten insanlar vardı. Bu kişiler niçin tutuklanmıştır, hangi makamlar bu hususta emir vermiştir, suçları ne idi, kimler tarafından nezaret altına alınmışlardır? Bu soruların cevabını bulmak mümkün değildir.” (s.127) “Kuruların yanında yaşların da yanması ihtilal dönemlerinde normal sayılabilir.” (128) Sonra bir gün Erkanlı’nın “İyi yürekli  Garnizon komutanı” diye nitelediği komutan Milli Birlik komitesini ziyaret eder ve şöyle der:

“Tutuklular içinde İstanbul’un en önemli sanayici ve tüccarları vardı. Bu şahıslar içerde oldukları için işleri aksamış, piyasa durgunlaşmış ve iş sahaları bilhassa gayrı Müslimlerin eline geçmiştir. Kendileri ihtilale karşı değildirler, aksine ihtilali haklı bulan ve desteklemek isteyen kişilerdir. Komite veya hükümete maddi yönlerden yardım etmek arzusundadırlar. D.P. ile çoğunun samimi bir ilgileri yoktur. Her iktidar gibi gelenek icabı D.P.’ye de maddi yardım yapmışlar, iyi geçinmeye çalışmışlardır.” (s.129)

Bu gerekçe makul bulunmuş ve bir süre sonra söz konusu kişilerin önemli bir kısmı serbest bırakılmış.

Diyor ki Erkanlı: “27 Mayıs’ı takiben ihbar yapılmayan devlet memuru kalmamıştı.” (s. 133)

Geçmişten bugünlere baktığınızda kopyalanmış uygulamalar şaşırtıcı gelmiyor.

***

“Of the record”

Yavuz Donat’ın kitabı… Yazılan dönemleri ben de gazeteci – yazar olarak yaşadım. Kitapta ilgimi çeken, bilgilerimi yenileyen sayısız anekdotla karşılaştığımı belirtmeliyim. Çok renkli, akan bir kitap “Of the record”. Yerim kısıtlı. Daha sonraki yazılarımda zaman zaman kitaba atıflar yapacağım muhakkak. 

Burada sizlerle kitapta yer alan “Derin devlet”le ilgili bir anekdotu paylaşacağım. “Demirel’e ve Evren’e sordum, diyor Yavuz Donat, 2005’te, yazmak üzere. Demirel de saatlerce anlattı, diyor. Şöyle demiş Demirel:

“Evet, Türkiye’de bir derin devlet var.” “12 Eylül 1980 darbesinin bir derin devlet icraatı olduğunu söyledi” diye ilave ediyor. Şu satırlar da arkasından geliyor:

“Demirel’le konuştuktan sonra Kenan Evren’i ziyaret ettim. Demirel’in buna anlattıklarının doğru olduğunu söyledi. “12 Eylül derin devletin işidir” dedi. Bunları yazınca da “Küçük kıyamet koptu” diye not düşüyor Yavuz Donat.

Gerisini kitaptan okuyun, derim, Ama okuyun.

Şebnem Bursalı sormuş Yavuz Donat cevaplamış, 357 sayfalık kitap Turkuaz kitap arasında çıkmış.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 26 Kasım 2019 00:05
Size çok kolay gelsin. Bu duruşunuza alışmak zor olsa gerek. Haa alıştıysanız iyi yolculuklar..
istanbuloğlu 25 Kasım 2019 11:37
sonuç yorumu; Evren ve Demirel Derin devletin varlığını kabul ettiğine göre; Bu gün derin devlet ne iş yapıyor.Bahçeli ve Tayyib Erdoğan bu derin devletin neresinde?.Bu gün Derin Devleti kimler oluşturuyor.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 22:56
Bugünku uygulamalar 1960 daki uygulamalarin aynisi degilmi sayin yazar,kisa bir atif yapmısinız ama fazlası varki eksiği yok,enazindan o zamanlarda ruşvetin,adam kayirmanin,yolsuzluk ve millet malinı calmanin,gormemislik ve tarihte gorülmemis israfın da bugünün one cikmiş uygulamaları olarak deginmenizi ve bahsetmenizide bekleriz.
Aynı tas aynı hamam gidiyoruz demek ki.Bu gidişe bir son vermenin çaresi rahatsız olsan bütün kesimlerin ve başta kamouyunda bilgeligi,demokratlığı ve dürüstlüğü ile tebarüz etmiş kisilerin tek bir demokrasi cephesi altında birleşmesi ve yeni bir anayasal parlamenter sistem kurmak için bir beyanname yayinlanmasi.Seçime birlikte gidilip sistem kurulduktan sonra tekrar herkesin kendi partisi altinda seçime girmesi.Millet cephesi bunda birleşmeli ve tabanlarini da buna ikna etmelidir.Demokrasi, adalet, insan haklari, dürüstlük, esitlik, tasarruf vb konulara itiraz edecek hic bir parti göremiyorum
cumhur 24 Kasım 2019 18:52
Tarih tekerrür ediyor!Demek ki ibret almıyoruz.
Mehmet Karaman 24 Kasım 2019 18:44
Kargadan başka kuş Ulukışla dan başka yokuş tanımam . Derin Devlet CIA ve işbirlikçileridir. Biz CIA ajanı denilince çat pat Türkçe konuşan bir Amerikalı aklımıza geliyor aslında hiç te öyle değildir....
Muhtefi. . 24 Kasım 2019 21:44
2
Derin Devlet :)..Aynen katılıyorum. Fakat ..bir Cia'ya bağlı olan var/dır. .!. ve diğeri Bağımsızlığa Yürekten inanmış sen,ben, o ve Sorumluluk Makamında olan Yuce Yürekler. Fetosgillere Nal toplatan ŞUUR. ..bitmez, bitmeyecektir, bitirilemiyecektir. Balkanda çıkar, Asyada bulunur,Kaflasyadan olur, Ortagudan gelir. Anadolu Toplanma Merkezimizdir. .!.1000 yıldır böyledir bu Gelenek. .
empati sempati 24 Kasım 2019 18:07
sana istemediğin yapılanı başkasına yapma. iki ÖRNEK veriyorum, birinde kürtler işgal altında diğerinde türkler rus işgali altında. Ben kürdüm kendi dilimde eğitim ve kultürümü yaşamak istiyorum. anayasal olarak bür türk kardeşimle aynı haklardan yararlanmak benimde hakkım. Ben türküm kendi dilimde eğitim ve kultürümü yaşamak istiyorum. anayasal olarak bir rus kardeşimle aynı haklardan yararlanmak benimde hakkım.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 17:36
Chp den biri külliyeye çıkmış diyorlar. Bütün ülke bunu konuşuyor. Haberiniz varmı sayın abicim. Yoksa duymadınızmı.
İsmail Özcan 24 Kasım 2019 14:15
Sayın Taşgetiren; Anılar, Sorunlar, Sorulular adlı kitabı okumakta çok, ama çok geç kalmış. O kitap 12Mart Muhtırası adresinin adeta kült kitabıydı.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 14:13
Tüm darbelerin ve darbe girişimlerinin derin devlet işi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü kurunun yanında sürekli yaş da yandı. Ama 15 temmuz hepsine bedeldi. 200/300 bin insan direkt 2 milyon insan dolaylı olarak olumsuz etkilendi.
e.k 24 Kasım 2019 13:10
27 Mayıs'ta yapılanlar ıle 15 Temmuz sonrası yapılanlar arasında cok bır fark yoktur. Tek fark bırısı fasızan bır askerı cunta grubu dıgere hak, hukuk, adalet, Islam , Hz Omer adaletı dıye ıktıdara coreklenen dınbaz sıyası bır cete. Mazlumlar yıne aynı. Sucsuz ınsanlar tohmet altına gırdı. Yetmedı ekmeklerınden oldu. Yetmedı cezaevıne gırdı. Yetmedı oldu. Zıhnıyet aynı. Guc kımdeyse kendını haklı sanıyor. Kendısı gıbı olmayanları ezıyor. Degısen bır sey yok yanı. Hamam aynı taslar degıstı. Kahrolsun zalımler ve yalakaları.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 13:03
orta yaşın sonlarına geldim; geçmişe bakıyorum da, hayatımız bu meselelerle geçmiş. bir elli yıl sonra da bugünleri anlatan kitapların altları çizilir artık. neyse ki ben kurtulmuş olurum herhalde.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 12:58
70 bin öğretmen açığa alınmış. Dört öğretmenler günü geçmiş/dört yıl, hala sorgu yok, soruşturma yok, yargılama yok, iş yok. Batsın sizin adaletiniz. Öğretmenler günümüz kutlu olsun.
Tekerrür 24 Kasım 2019 12:38
Yıllar değişir ama olaylar değişmez...2019 yılında olduğumuzu sanıyordum....bugün onbinlerce haksızca,acımasızca işten atmalar meğer dün de olmuş...
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 12:02
Ne derin devleti be. 12 Eylül anayasası %90 evet oyuyla kabul edilmedimi. Derin devlet diye bir şey yok. Güç var. Kim güçlü ise halkda çoğunlukla ondan yanadır. Madem 80 ihtilali tü kaka idi neden %90 oranda anayasaya evet dendi. Neymiş efem derin devletmiş. O zaman deseydiniz derin devlet var diye. İş işten geçmiş fantazi yapıyorsunuz.....
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 10:24
Bugün öğretmenler günü. 20. öğretmenler günüm olacaktı bugün. Dört yıldır bunu bizden haksız yere mahrum eden zihniyette adalet yok, merhamet yok. Hepsini Allaha havale ediyorum. Öğrencisini canından can bilip emek harcayan tüm fedakar meslektaşlarımın bu özel günlerini kutluyorum.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 11:54
0
Hukuk ve adalet talep etmek hakkındır. Devletin yükümlülüğüdür bunlar. Devlet kimsenin babasının çiftliği değildir/olmamalı. Bunlar var ise , başka birşey gerekmez.
Takipci 24 Kasım 2019 09:52
Maalesef Orta Dogu ulkesiyiz, gecmiste pek cok haksizlik ve hukuksuzluklar olmustur. Fakat Islamci iktidarin yaptiklari butun eski rekorlari kirdi, bunlarla yetinmedi her gecen gun kendi rekorlarini kendisi kiriyor.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 08:33
15 temmuz araştırılsın deniliyor ,ama iktidar ve ortağı yok diyor.Yani buda eskilerin kopyası mı demek mi istiyorsun... Allah Allah bu ülkeye demokrasi gelmeyecek mi... Sn Taşgetiren.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 08:11
Derin devletin olmadığını kimse inkar etmiyor öyle ya bunca faili meçhul cinayetleri kim işledi en basit bir örnek
Yurdumun İnsanı 24 Kasım 2019 06:52
Demek ki bir arpa boyu yol alamamışız! Toplum olarak (çok azı hariç) siyasi, dini, aydın, akademisyen başlar ve toplum marazi kişileriz.O zaman liberal, sosyalist, kominist, islamcı, muhafazakar VS olmadan önce Adil, dürüst, vicdanlı, ilkeli insan olmalıyız. Problemimiz her şey olup, ADAM OLAMAMAK! Müslüman toplumlara bakın! Zalimliklerimiz;yalan,yağma,rant, hırsızlık, tecavüz,katletmek için İslam dan delil üretiyoruz. Ama insan gibi yaşamak için değil!Selam, selamet dininden felaket üretmeyi ancak hasta zihinler becerir.Müslüman ve İSLAMI Sevdirmedi nefret ettirdiler.Ne beceri ama!
timur 24 Kasım 2019 01:17
Ahmet bey günümüzdede o baskılar o insan avlanmaları oluyor, hdp belediye başkanları vekilleri avlanılıyor, bence eskilerin yaptıklarından çok yenileri sayfanıza alsanız memlekete daha hayırlı işler yapmış olursunuz. Mesela ülkemizde türk ırkından olmayanların hakları dilleri başka inançtan olanların hakları bu var olan anayasayla hakları güvence altına alınmıyor, türkiyede tıkanan işlenmeyen hukuğunda ana kaynağı zaten bu sorunlar bunları konuşalım. koca türkiye 2 gündür koca karılar gibi chp li vekilin sarayla konuştuğnunun dedikodusunu yapıyor. yazık bu memlekete yazık.
Karar Okuru 24 Kasım 2019 01:09
Genel toplum zaaflarından muaf ve pek de güvenilir değildir gazeteciler. Yaşanan her olay bunu kanıtlıyor. Geri kalmış bir ortadoğu ülkesinde olduğumuzu hatırlamalı ve beklentileri abartmamalıyız. Hem ezilir hem aldatılır ona rağmen peşinden sürükleniriz aldatanların ve sömürenlerin; sorada anlamayız olup biteni. Ve paralel bir hayal dünyasına sığınırız gerçekle alakası olmayan. Hep mazeret, mağduriyet, haset ve hamaset le yoğruluruz. Sonrada hatıratlarda ararız geçmişin anahtarını. İş bugün iyi kötü ekmeğini kazananın ekmeğine göz dikilecek günlere geliyoruz hak ettiğimiz gibi
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 01:07
Osmanlı dönemi, Cumhuriyet dönemi hepsinde yapılan hak hukuk ihlallerini, yanlış ve isabetsiz uygulamaları toplasanız birkaç kere çarpsanız hepsinin toplamı şu AKP-ERDOĞAN dönemindeki haksızlıkların toplamına erişemez. Hakkı yenen, hukuku çiğnenen, ah eden lanet eden o kadar çok insan var ki hiçbir süreçte bu topraklarda adalete bu kadar muhtaç olmadık. Adalet yoksa gerisi yalan ve lüzumsuzdur. İktidar bunu hala anlayamadı. Anlamazsa da vebal olarak Allah'ın hesabına katlanacaklar. İlahi adalet elbette tecelli eder.
G. Dündar- Ana sınıfı öğretmeni: Suçu 4-6 yaş grubunda olan öğrencilerine komünizm propagandası yapmak.
neyani 24 Kasım 2019 00:50
"Geçmişten bugünlere baktığınızda kopyalanmış uygulamalar şaşırtıcı gelmiyor"... BU kadarına da pes diyelim Sayın Taşgetiren... Yuh demek bize yakışmaz da...
Üstün Korugan, Taner Barlas, Taha Parla, Şevket Pamuk, Yakup Kepenek, Sungur Savran, Orhan Alkaya, Oruç Aruoba, Ömer Madra, Sencer Divitçioğlu, Savaş Dinçel, Rona Aybay, Rona Serozan, Server Tanilli, Nazif Tepedenlioğlu, Mustafa Alobora, İlber Ortaylı, İdris Küçükömer, Bahri Savcı, Baskın Oran, Emre Kongar, Alpaslan Işıklı, Artun Ünsal, Ceyhan Mumcu, Haluk Gerger...
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 00:44
12 Eylül döneminde sayıları 5 bini bulan kamu görevlisi 1402 sayılı yasa ile işlerinden oldu. 1402'likler deyimi daha çok üniversiteden uzaklaştırılan öğretim elemanları ile özdeşleşse de, tiyatro oyuncularından ilkokul öğretmenlerine çok farklı kesimlerden kamu çalışanının uğratıldığı mağduriyetin adı oldu.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 09:11
0
Neredeyse tamamı geri vazifesine geri döndü. Çünkü öyle böyle adalet vardı. Şimdi ise sadece tabela olarak var. Batsın sizin gibi müslüman görünümlü sahtekarlar.
Her türlü kanaate, inanışa taarruz ediyorduk; solcusunu da sağcısını da atıyorduk. Doğum yeri şarkta olanı kürtçü diye, namaza gidenleri softa ve gerici diye, kitabı olanı çalmıştır diye, kitapsızları kitapsız diye, talebeye ciddi davrananı kaba ve sert diye, samimi hareket edenleri lâübali diye, kızlarla fazla ilgileneni ahlaksız diye damgalıyorduk. Solcu, sağcı, mason, kürtçü, gerici, cahil, tüccar, kitapsız, politikacı, vs. gibi sıfatlar sık sık kullanılıyor, bu barajları aşabilenler içerde kalıyorlardı…."
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 00:41
osmanlıdan bu yana meşru birinci sınıf vatandaşına bunları fasılalarla reva gören devlet acaba bunların dışındaki vatandaşlarına neler yapmıştır.
Demirel; “Evet, Türkiye’de bir derin devlet var.” diyor. “12 Eylül 1980 darbesinin bir derin devlet icraatı olduğunu söyledi” diye ilave ediyor Yavuz Donat.
Diyor ki Erkanlı: “27 Mayıs’ı takiben ihbar yapılmayan devlet memuru kalmamıştı.” 15 Temmuz sonrasında da devletin en y-etkili kişisi "şikayet edin" demişti. Şikayetler yağmur gibi yağmıştı.
KARAR OKURU 24 Kasım 2019 00:16
Bu kadar benzerliğe pes doğrusu
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN