2026’da sıra Batı’nın saatiyle kavgada
CHP'lilerin Silivri Cezaevi önünde adâlet arayarak, AK Partili'lerin Galata Köprüsü üstünde toplanıp Gazze katili Netanyahu'nun şahsında ikiyüzlü ve çifte standartlı şu ahlâksız Batı medeniyetini protesto ederek, komedyen Cem Yılmaz'ınsa "yapıştıracağım birkaç politik espri de, benim klasik mercedesleri polis arabası yaparlar diye şey yapmıyorum" ironisiyle karşıladığı yeni bir yıla girdik.
Dolayısıyla ikiyüzlülük, çifte standart ve ahlâksızlığı Batı'ya yakıştırdığımız bir yıl daha başlıyor. Geçen yıldan bir farkı yok.
2025'te CHP'nin nasıl kötü yönetildiğini konuşmaktan AK Parti'nin Türkiye'yi iyi mi, kötü mü yönettiğini konuşmaya fırsat bulamamıştık. Yolsuzlukla mı, muhalefetle mi mücadele edildiğini anlayamadan da yıl bitti.
Kalan zamandaysa yerli ve milli şalvarla cepkeni üstümüzden alan, durdurmazsak soyumuzu kurutarak maazallah bizi cinsiyetsizleştirecek Batılılaşma mel'aneti, Batı'nın okullarında okumaya gidip etki ajanı olarak geri dönen içimizdeki hainler gibi halkın öbür gerçek gündemleri tartıştırıldı ülkeye.
Sıkıcılaştığında imdada yan gündemler yetişti. İktidardaki AK Parti'ye kalsa mümkünatı yok, izin vermeyecekti ama hep CHP bırakmadığı için düzeltilememiş çürüme ve yozlaşma yüzünden mutsuz çoğunluğunun kanını emmeye devam eden yeni mutlu azınlığın marjinal yatak odası bile dikizletildi bize. Yeniyetme, ne oldum delisi, yerli ve milli türedilerin gırtlağına kadar battığı pudra şekerli uyuşturucu bataklığından Dallas kadar sürükleyici detaylarla da renklendirildi. Halk düşmanı, milletin değerlerine yabancı elitlere göz açtırmama kararlılığı tüm hızıyla sürdü yani anlayacağınız.
Çok şükür, şükürsüz nankörlerin uydurduğu hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, barınma sorunu, zengini daha zengin ederken yoksulu daha da yoksullaştıran bozuk düzen gibi yapay gündemlere pek gelmedi sıra.
Nasıl başlarsa öyle gidermiş, bu sene de geçen seneyi aratmayacağa benziyor, müsterih olabiliriz.
Yine de dikkatte yarar var, fitneciler boş durur mu, Allah bilir ya ne fesatlıklar peşinde milletin gerçek gündemini saptırıp kafasını karıştırmaya uğraşacaklardır...
Ola ki pantolonla, ceketle, yılbaşı süslemeleriyle, müzikle, eğlenceyle, miladi takvimle kavga çok sıkarsa diye şimdiden ilave mevzu öneriyorum. Haçlı Batı'nın alafranga saat sistemine karşı da anlı, şanlı bir kavga başlatıp artık özbeöz ecdadımızın ezani saatine dönüş kampanyası açılsın.
Malumunuz, eskiden 'alaturka' dedikleri gurubi saat kullanılırdı. Gün batımını başlangıç alarak yeni günü akşam ezanıyla başlattığı için, ezani saat de denirdi.
Alafranga olansa zevali saatti. Güneşin battığı değil, en tepede olduğu öğle vaktini esas alıyordu.
Yüzyıl önce Doğu saatini terk ettik. Bugünkü Batı saatine geçtik. 1912'de Dahiliye Nezareti, alafranga saati zorunlu kılan bir genelge yayımladı. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1925'te de kanuna bağlandı. "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gün, gece yarısından başlar" hükmü kondu.
Zamanı ölçmekte kullandığımız sistemi yerlileştirmeyi, kendi saatimize dönmeyi 2026'da da tartışmayacaksak daha hangi yıl tartışmaya açacağız?
