AK Gençlik'in davası ne?

İktidar partisinin Kocaeli'deki Bir Gençlik Şöleni büyük ses getirdi.

Öyle ki AK Gençlik nasıl bir gençlik, şimdi o tartışılıyor.

İsminden başlayalım. Neden Gençlik Şöleni değil de Bir Gençlik Şöleni?

"Bir gençlik", Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabe'sinde tekrarlanan ifade kalıbına gönderme herhalde. Nasıl "bir gençlik" istediği üzerineydi.

Hani "dininin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik" sözlerinden 'kindar nesil' kalıbı çıkarılan hitabe vardı ya, o işte.

Ama o gençlik, bu gençlik miydi? İktidar taraftarlarından itirazlar yükseliyor, tarife uyan gençlik bu değildi diye.

NECİP FAZIL'A TERS 'BİR GENÇLİK'?

Stat tribünlerini dolduranlar, böyle 'bir gençlik'e benzetilemeyince AK Parti içinde ve medya saflarında çalkantıya yol açtı.

Sunucuya takılıyorlar. Neden cengâver bir dava fedâisi değil de iktidarı eleştirmiş, İmamoğlu'na destek atmış oyuncu Eser Yenenler seçildi diye. İlla Çok Güzel Hareketler kadrosundan biri olacaktıysa iktidarın kılıcını sallamaya başlayan Metin Yıldız da vardı.

Şarkıya ve şarkıcıya kızıyorlar. Gençler; Celal Karatüre'nin Kâbe'de Hacılar ilahisiyle huşû bulup coşturulacağına, niye Sefo'nun kulüp şarkısı Kapalı Kapılar'la pop-rap dansa kaldırıldılar diye.

İnanır mısınız, tribünlerdeki gençlere dahi bozuluyorlar. Dans edip eğlenmeye gelmiş bu göbeği açık kızlar, bu aklı oynaşta erkekler mi sizin yetiştirdiğiniz dindar nesil diye.

TEKKEYİ BEKLEYEN ÇORBACILARA BAKMAYIN

Bazıları, tekkeyi kendileri beklerken çorbayı başkalarının içmesine tepkili. Çorbacıları koyalım bir kenara...

Diğerleri samimi kutuplaşanlar. CHP'li fenomenin dahi Cumhurbaşkanı Erdoğan'la sahneye çıkarılmasına içerliyorlar. 'Bizi ne diye nefret dolduruşlarıyla kutuplaştırıyorsunuz öyleyse' hayâl kırıklığına uğramışlar.

Ama suç onlarda değil, onlara olmayacak vaatlerde bulunanlarda. Nesil yetiştirmeyi bahçede zerzevat yetiştirmek mi sandınız?

KAFALARI ÇOK KARIŞIK

AK Parti Gençlik Kollarını ve başkanları Yusuf İbiş'i kutlarım.

Belediye araçlarıyla, okullardan ve yurtlardan öğrenci toplayarak, konsere diye parti etkinliğine taşıdılarsa ayrı konu. Fakat gençlere ayırmadan kucak açıp kimi seviyor, kimi istiyorlarsa onlarla ulaşmaya çalışarak doğru olanı yapmışlar.

35 bin kişilik stattaki şölene 100 bin kişinin katıldığını söyleyerek abartmış olabilirler. Siyasetçiler yapar böyle şeyler.

Ancak büyük bir kafa karışıklığı yaşadıkları da ortaya çıktı ki, bununla yüzleşmeden ve düzeltmeden şu sunucuyu izleyip bu şarkıcıyı dinleyen gençleri mümkün değil kazanamazlar.

Önce ne olduklarına artık bir karar verecekler; dava partisi mi, kitle partisi mi?

HEM DANS HEM DAVA OLUR MU?

AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, Halk TV'den İsmail Saymaz'a kitle partisi olduklarını söylemiş. Yukarıdaki eleştiri ve tepkilere cevabı bu.

Yani başı açık- kapalı, dindar olan olmayan, muhafazakâr yaşayan yaşamayan herkese ideolojisi açık bir parti. 'Vur patlasın çal oynasın' clubber'lar ile meyhanecilere de cami cemaatine de aynı mesafedeler. Ayrımsız hepsine sesleniyorlar, herkesin oylarına talipler.

Fakat AK Gençlik Başkanı İbiş, düzenledikleri şölenin ardından başka bir şey söylüyor. X hesabından "bu davayla doğmuş, bu davayla büyümüş" bir gençlikten ve nesilden bahsediyor.

Hangi dava bu? O cıvıl cıvıl tribünlere aynı dünya görüşünü giydirip aynı ideolojiyle hitap edebilir misiniz? Bir dava kalıbına sığar mı o rengârenk çeşitlilik?

ÜSTATLARIN BİLE ANLAŞAMADIĞI BİR DAVA

AK Parti'nin üstatları Fesli Kadir'le Necip Fazıl ve milli şairimiz Mehmet Akif bile aynı kalıba sığmıyor.

Kadir Mısıroğlu'na göre; "bir gençlik" davası güden Necip Fazıl ahlâken Müslümanca yaşamadı, Âsım'ın Nesli'ni yazan Mehmet Akif ise hâşâ serserinin teki. Daha gâliz ifadeleri de var, videoları dijital mecralarda dolaşıyor.

Ayrıca 'dava gençliği' derseniz, şölen görüntüleri bu tanımı doğrulamıyor. "Bu muydu sizin dava gençliğiniz" tepkilerini de haklılaştırırsınız.

Kaldı ki; o gençler aynı davayla doğup büyümüş olsa yine birbirlerine uymaz, benzemezlerdi. Attila İlhan romanını yazdı, her zenci bir değil.

AK Parti'den başka iktidar görmediler ama bakın, gençlerin bazıları AK Parti şöleninde kameradan yüzünü saklıyor. Parayla gelen sunucu, orada olduğunu sosyal medyasından duyurmuyor hiç.

DELİ GÖMLEĞİ GİYDİRMEK MÜMKÜN OLSA

AK Parti, kendi kültürel hegemonyasını kurmayı başarsa da değişmezdi. Kültür savaşı, boş iddia.

Kültürden sanata Batılılaşma maceramız, tâ Osmanlı'dan başlayıp Cumhuriyet devrimleriyle devam etmiş. Toplum mühendisliğiyle olsa AK Parti şölenine katılacak başörtülü genç 25 yıl önce bulunamazdı.

Batılı yaşama hayranlık ve özenme tarihimiz, zirvelerinden birine Abdülhamid'in sarayında çıkmış. Tepeden inme modernleşme halkta tutsa haftada bir opera izleyip arya dinlemeyen Abdülhamidçi kalmazdı bugün.

İktidarın bir başka üstadı Cemil Meriç'in sözüydü, ideolojiler idrâkimize giydirilmiş deli gömlekleridir.

Bütün bir topluma deli gömleği giydirmek, herkesi tek tipleştirmek, kurşun asker gibi nesil yetiştirmek mümkün olsa...

Çin'de Mao; güya yozlaştıran burjuva kalıntılarından toplumu arındırmaya, Kızıl Muhafızlar'ıyla kültür devrimine giriştiğinde olurdu. Halka düşman gösterdiği okumuşları çalışma kamplarında ölüme sürdüğünde olurdu.

Olsa... Kamboçya'da Pol Pot; toplumu bozmakla suçladığı aydınları, okumuşları ölüm tarlalarında Kızıl Kmerler'le terbiye ettiğinde, sözüm ona halklaştırdığında olurdu.

BÜYÜKLERİN DEMODE EZBERLERİNİ BIRAKIN

Sorun AK Gençlik'te değil, kendilerini beğenmeyen eski kafalı bazı büyüklerinin ne dediklerini bilmemelerinde.

70 model, kulaktan dolma siyaset esnafı ezberleriyle; yanlış yunluş, demode taşra muhafazakârlığı şablonlarıyla bugünün dünyasını ne anlayabilir ne de akranlarınıza ve gelecek kuşaklara anlatabilirsiniz.

Önce kendiniz hakkındaki kafa karışıklığınıza bir son verin, kim ve ne olduğunuzu tanıyın: Dava partisi misiniz, kitle partisi mi?

Hem o hem o olmaya kalkarsanız ikisi de olamayacağınızı söylememe gerek yok sanırım. Selam ve dua ile.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.