Müjde, İran’a savaşı yeniden başlatmak mıydı yoksa?
Ankaralılar bir hafta boyunca çile çekti, bazıları kendi evleri yerine devletin nezarethanesinde kaldı, başkentin iyi görünmesine yarayan makyajlar için kim bilir ne kadar para sarf edildi. Neyse sonunda 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını NATO Zirvesi vesilesiyle ağırlamış olduk.
Vaktiyle istenmeyen misafirler için ‘‘Geldikleri gibi giderler’’ denilmişti. Gelenler davetle geldiler ama onlara da aynısını rahatlıkla söyleyebiliriz.
ABD Başkanı Donald Trump’ı memnun edebildiğimiz anlaşılıyor. Gitmesinden önce soranlara memnuniyetini aktardığı gibi kendisini götüren uçaktaki Amerikalı gazetecilere de sevincini birkaç kez tekrarladı.
Katar’ın hediyesi uçakla gelmişti, dönerken o uçak yerine böyle gezilerde yakın zamana kadar kullanılan eski uçağını tercih etti.
Verilen izlenime göre, İran’dan bir saldırı beklentisi üzerine böyle bir tedbir alınmış.
‘Müjde’ ne oldu, müjde?
Önceki yazılarımı okuyanların bu soruyu zihinlerinde taşıdıklarını biliyorum. Trump’ın hareketinden bir-iki gün önceden başlayan Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı övücü açıklamalarında en fazla dikkat çekici bölüm, Trump’ın sevindirici bir müjdesi olduğu, onu Ankara’da açıklayacağı bilgisiydi.
F-35 uçaklarının yeniden verilmesi?
Kaan uçaklarının motorlarının sağlanması?
Yaptırımların kaldırılması?
Birbiri ardına açıklanan bu başlıklar, Trump’ın anlatım tarzına göre, pek ‘müjde’ içermiyor. ‘‘Hiç müttefik bir ülkeye yaptırım uygulanır mı?’’ gerekçesi hemen hepsi için geçerli.
Yine de ülkemizde bu üç başlık altına giren konularda verilen sözler ‘müjde’ olarak algılandı.
Aza razı olanlar açısından öyle de sayılabilir.
Oysa, o üç konu da Trump’ın kendi inisiyatifiyle çözülebilecek cinsten sorunlar değil. Her üç konu başkanın yetkileriyle çözülemiyor. Kongre’nin onayı şart.
Trump, herhalde, Kongre’yi ikna edebileceğini düşünerek o sözleri verdi.
Çoğu üyeleri kendisi tarafından atanmış Amerika’nın anayasa mahkemesi olan Supreme Court’un son kararlarından biriyle yetkileri eskisinden biraz genişlemiş oldu. Yoksa bu yeni durumu bahane edip Kongre’nin arkasından dolanmayı mı düşünüyor Trump?
ABD anayasasına göre, ülkeyi savaşa sokma kararı da savaşı bitirme mutabakatı da Kongre’nin onayına bağlı. Başkanlar savaşın başlamasından en geç bir ay içerisinde o onayı Kongre’den almak zorunda ve varılan barış mutabakatını da, bütün ayrıntılarıyla Kongre’ye sunmaları gerekiyor.
İran’a savaşta ve ateşkes mutabakatında onaylar için Kongre’nin kapısı çalınmadı.
Etrafında Kongre’yi arkadan dolanma konusunda uzman hukukçular var galiba.
Ya da Trump, ABD milli futbol takımının kırmızı kart görmüş ve bu yüzden bir sonraki karşılaşmada oynayamaz hale düşmüş golcü bir oyuncusunu, FIFA başkanına telefon ederek oynayabilir hale getirmesine benzer bir oldu-bittinin mi peşinde?
‘Müjde’ diye Türkiye’ye Kongre’nin yetki alanında bulunan üç başlığı sunmuş oldu, bizlerin sevinmemiz için vakit erken.
O konular ABD ile en az on yılı bulan bir geçmişe sahip zaten. Her gelen Amerikalı yetkiliyle görüşüldüğü gibi, Washington’a uğrayan bizden her yetkili de görüştüklerine o konuları açmaktaydı.
Esas beklenmeyen, Trump’ın Ankara’ya ayak basar basmaz açıkladığı İran’la ateşkese son verme kararıydı.
Trump’ın ülkemize gelmesiyle birlikte İran üzerine füzeler yağmaya başladı. Giderken de Trump İran’a saldırıları artıracakları ‘müjdesini’ verdi.
Hürmüz Boğazı’na abluka yeniden konulabilirmiş.
Zirvenin ilk günü, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile basın karşısına çıktığında İranlılar hakkında şu sıfatları kullanabildi Trump:
‘‘Onlar yalancı. Onlarda bir sorun var. Kafayı yemişler. Yalancılar, dolandırıcılar, hasta insanlar.”İnsan aynı masaya oturup düşmanlığı sona erdirme, ateşkese ulaşma veya savaşı bitirme müzakereleri yürüttüğü kişilerle ilgili bu tür sfatları, onların kulaklarına gidecek şekilde sarf eder mi?
Ateşkes ve savaşı bitirme müzakereleri halen devam ederken hem de…
Ne oldu da, NATO Zirvesi sırasında İran’a saldırı yeni bir boyuta ulaştı; yeniden İran’ı yerle bir etmekten söz etti Trump?
İki gün üst üste Ankara’da aynı zemini paylaştığı Batılı liderlerin pek çoğu, Netanyahu’nun peşine takılarak açtığı İran’a savaşı desteklemek bir yana, yapılana karşı çıkmışlardı.
Umarım, Türkiye’de özellikle kendisine gösterilen benzersiz olağanüstü ilgiyi, NATO üyesi ülkelerin liderlerinin uyumlu görünme arzularını yanlış değerlendirmemiştir Trump.
İran’ı yok etme konusunda onları ikna ettiğini mi düşünüyor ABD başkanı?
Kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, daha kendi ülkesi halkını ikna edememişken…
