Şeytan konfederasyonun neresinde?

Şeytan şurada saklıdır, şeytan burada saklıdır… Geneli bilmem ama insanların ve siyasetin şeytanı zamanının çoğunu kelimelerin içinde geçiriyor. İnanmazsanız Orwell’in 1984’üne bir göz atın. 1984’ün Yenisöylem dilinde gerçi “özgürlük” kelimesi yoktur ama iktidar partisinin sloganlarından biri ülkenin her yerine asılmıştır: “Özgürlük esarettir”. Bakanlıkların isimlerini de hatırlayalım (Wikipedia’nın ilgili maddesinden alıyorum):

Barış Bakanlığı (Minipax) savaşla, Hakikat Bakanlığı (Minitrue) yalanlarla, Sevgi Bakanlığı (Minilove) işkenceyle ve Bolluk Bakanlığı (Miniplenty) açlıkla ilgilenir. Bu çelişkiler tesadüfi değildir, sıradan ikiyüzlülüğün sonucu da değildir: bunlar kasıtlı bir çiftedüşünce örneğidir.

Şimdi Terörsüz Türkiye ile çıktığımız bin kilometrelik yolun menziline tekrar bakmak istiyorum. Hatırlayacaksınız, Sayın Öcalan’ın sözüdür bu. Mealen, “Çerçeve kanun bin kilometrelik yolun ilk adımıdır.” Fakat Öcalan birçok siyasetçi gibi anlamsız laflar gevelemiyor. Nerede durduğunu ve daha da önemlisi nereye gitmek istediğini açıkça… Söylüyor da yazıyor da. Hani akılda kalmazsa satırda kalır.

KONFEDERASYON NE DEMEK?

Temel kavramlardan başlayalım. Demokratik Konfederasyon istiyor. Demokratik komünlerle işe başlayacak. Demokratik komün, belli bir bölgede, “Hadi biz komün olalım” diyen halkın kurduğu bir siyasî birim. Kendi kendini yönetiyor. Kendi okulu, müfredatı, kendi maliyesi ve vergisi, kendi mahkemesi ve kendi “öz savunma”sı var. Hendek, tünel falan kazmasına gerek yok.

Ta başından başlayalım. “Demokratik ne demek?” gibi içinden çıkılmaz bir soru sormayacağım. Çünkü biliyorsunuz Stasi Doğu Almanya’sından bugünün Kongo Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne oradan Demokratik Kore Halk Cumhuriyeti’ne kadar demokratik değil de “gerçek demokratik” rejimler kullanır bu kelimeyi. Eminim Sayın Öcalan iyi niyetle kullanmıştır ama nemize lazım. ‘Demokratik’i şimdilik bırakalım. Onun yerine gelin “konfederasyon”a bir göz atalım. İnternet arama motoruna doğrudan sordum: “Federasyonla konfederasyonun farkı nedir?” Meğerse böyle “Farkı nedir?” sorularına cevap vermek için hazırlanmış bir kaynak varmış. İşte benim sorduğum soruya cevap veren sayfanın adresi: https://www.diffen.com/difference/Confederation_vs_Federation

EGEMENLİK KİMDEDİR, KİMDEDİR?

Size zahmet olmasın ilk paragrafı hemen buraya alıyorum:

Tarif olarak, konfederasyonla federasyon arasındaki fark, konfederasyonda üye devletlerin üyeliği ihtiyari iken federasyonda öyle olmamasıdır.

Bugünlerde anlamlarda çok parazit oluyor. Daha açık yazayım. Konfederasyonda bir üye devlet isterse “Hadi bana eyvallah.” deyip ayrılabiliyor. Federasyonda ayrılamıyor. İşte millî dayanışma ve toplumsal bütünleşmemizi böyle güçlendireceğiz. Hem demokratik hem de konfederatif olarak.

Diffen.com, konfederasyonla federasyon arasındaki farkları tek tek değişik boyutlara göre de anlatmış. Bugünlerde bizim egemenlik üstünde düşünmemiz lazım. Hani eski adıyla “hâkimiyet”. Hani meclise falan “Hâkimiyet milletindir” yazıyoruz ya. Hatırlıyorum, rahmetli Deniz Baykal “Hakimiyet milletindir” üzerinden Sayın Erdoğan’a sormuştu: “Bu milletin bir adı yok mu?” O da “Türk milleti” demişti. Acaba Demokratik Konfederatif Cumhuriyet’te egemenlik nasıl olacak. Nedense “Türk milleti” cevabını beklemiyorum. Diffen.com anlatıyor:

Federasyon: Egemenliğin sahibi federal hükûmettir. Bir federasyonda, federal hükûmet nihai otoriteyi elinde tutar, üye devletler ona tabidir.

Konfederasyon: Egemenlik üye devletlerin elindedir. Bir konfederasyonda, federal hükûmet nihai otoritenin sahibi üye ülkelere hesap verir.

KUVAYI İNZİBATİYENİN KAÇIRDIĞI FIRSAT

Özetlersek, konfederasyon, özerklikten falan çok daha gevşek bir yapı. Onun için konfederasyon diyen adamın özerklikten vazgeçmesi son derece normal. İstiklale yürüyen adamın özerklikle ne işi var?

Sayın Kurucu Önder muhtemelen öyle demek istememiştir. Dil sürçmesidir.

Kelimeler dedim… Hakikat Bakanı (Minitrue) olsam “Terörsüz Türkiye” lafını icat edeni, maaşı kaç paraysa verip mutlaka kadroma almak isterdim. Bunun kalitesine yaklaşan bir tek “analar ağlamasın” düşünülebilir ama bu çok daha keskin. Muhalefet edene derhâl sorulur: Sen terörlü Türkiye mi istiyorsun? Bıkmadın mı terörden? Ve bu suçdüşünce sahibi Sevgi Bakanlığı’nın (Minilove) 101 numaralı odasına sevk edilir.

Bakınız İstiklal Harbi’nde Anadolu’daki milliyetçilerin muhalifleri, “Yunan Ordusu Halife’nin Ordusudur” demeyi akıl etti ama halk buna pek ikna olmadı. Halbuki “Harpsiz Türkiye”yi akıl etselerdi barış ve dayanışma çok daha erken gelebilirdi. Ne yani, elli yıldır harp ediyorduk. Bir çözüm gerekmez miydi? İstanbul’a, İzmir’e Şengen vizesiyle gidiveirdik. Harpsiz olsun, kan akmasın da...

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.