Sürecin şimdiye kadarki serancamı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, 22 Ekim 2024 tarihinde, partisinin grup toplantısında yaptığı ‘tarihi’ konuşmayı gelin de hatırlamayın.
Şu sözlerini: “Şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. / Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘umut hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenleme yapılsın ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.”
Silahların bırakılması çağrısı için TBMM’ne gelmesi gerekmedi Abdullah Öcalan’ın, buna karşılık ‘umut hakkı’ elde etme yolunda bayağı bir merhale kaydettiği görülüyor…
Öcalan için, adada, görüşme alanı, çalışma ofisi, kütüphane ve spor alanı gibi bölümlerden oluşan büyük bir kompleks şeklinde rahat çalışabileceği bir bina inşa edilmiş.
Bu gelişmeyi duyuran Rudaw sitesi, ‘statüsü’ belirlenene kadar Öcalan’ın eski yerinde kalacağı ayrıntısını da haberine eklemiş…
Galiba statüsü de hazır; onu da, adaya son ziyaretinin ardından, DEM Parti’nin önemli ismi Pervin Buldan duyurdu. Çerçeve yasada bir kurul öngörülüyordu, onun altında oluşacak ‘silahsızlanma ve siyasallaşma’ kurulunun başında Öcalan yer alacak ve gelişmeleri organize edecekmiş…
Statü ise, işte size statü…
Bundan böyle adada misafir de kabul edecekmiş; hatta görüşmek istediği kişiler için birkaç isim de vermiş kendisini ziyaret eden heyete…
Yeni bir yapılanmadan da söz etmiş Öcalan…
DEM Parti kendisini feshetmeye hazırlanıyor gibi; ‘Demokratik Toplum ve Cumhuriyet hareketi’ şeklinde kurulacak partinin ilk grup toplantısına, bir bakmışız, o da katılıvermiş…
Pervin Buldan’ın açıklamalarından, yasa metninin, henüz Meclis’e sunulmadan, aynı sabah, incelemeleri için, AK Parti hukukçuları tarafından kendilerine verildiği anlaşılıyor…
‘Terörsüz Türkiye süreci’ çoktan yeni aşamalara ulaşmış görünüyor…
Yasanın öngördüğü kurul 24 Ağustos’ta -yarın- toplanıp alt kurullar oluşunca dağdan ineceklerin silah bırakmasının başlaması bekleniyor…
Uzun uzun anlatıyorum ki, sürecin hangi aşamaya doğru yol aldığını daha iyi anlayabilelim…
Gelinen aşama, Bahçeli’nin çerçevesini çizdiği nihai gelişmenin bir öncesi…
“Demokrasinin yolu Silivri’den değil İmralı’dan geçer” gibi iddialı bir cümlesi de var Öcalan’ın…
YENİ Parti lideri Özgür Özel’in sert tepki verdiği o cümle Öcalan’ın direktifleriyle kurulacak yeni partinin seçim propagandasının en önemli malzemesi olabilir…
O cümleyle, Türkiye’de demokrasinin önünü açacak kişi olmaya talip görünüyor Öcalan…
Selahattin Demirtaş gibi, Osman Kavala gibi hangi gerekçeyle cezaevinde tutuldukları tam anlaşılamayan kişiler, kurul çalışmaları sırasında serbest bırakılabilirmiş…
Acaba daha kapsamlı bir ‘demokratikleşme’ için anayasa değişikliği de görüşülecek ve esas ‘siyasallaşma’ telkinleri o dönemde gündeme gelecek midir? İmralı yolcuları görüşmelerinde anayasa konusunu da açmışlar mıdır?
‘Nihai aşama’ yeni anayasa olacak çünkü…
Konuya ilişkin haberleri gözden geçirirken, yakın zamanlara kadar gündemde olduğu halde şu yakınlarda hemen hiç değinilmeyen bir konuyu zihnimde taşıyordum…
Suriye’deki PKK varlığının ne olacağı konusunu…
YPG/PYD de PKK’nın kendini feshedip militanlarına silah bıraktırma kararı almasına eşlik edecek ve o da kendi militanlarına silah bıraktıracak mı?
Başka ülkelerde benzer süreçler yaşanırken karşı karşıya gelinen en önemli sorun, hedef örgüt silah bırakırken, içlerinden bir veya daha fazla grubun o sürece karşı çıkması ve yeni örgüt/ler ile karşılaşılması olmuştu.
İngiltere’nin İRA ile olan sorunu çözmesi olayında tam da böyle bir durumla karşılaşıldı ve genel anlaşmanın hemen ardından ‘Gerçek İRA’ adıyla ayrılıkçı bir örgüt doğuverdi.
Son model gelişkin silahları ABD ordusundan teslim almış bulunan örgütün Suriye ayağının da, Türkiye’de birkaç aşaması geride kalmış sürece dahil olması beklenir…
Silahları kurulun göstereceği yere teslim ederek…
Nedense bu konu son zamanlarda hiç konuşulmuyor…
Öcalan’ın etkisi Suriye’ye kadar uzanmıyor mu acaba?
Süreci yasal zemine oturtma amaçlı yasa Meclis’te pek görülmemiş bir çoğunlukla -467 oyla- kabul edilince, siyasiler, bundan sonra yapılacakların kamuoyu tarafından daha kolay olumlu karşılanabileceğini düşünüyor olmalılar.
Meclis Komisyonu üyesi sıfatıyla adaya da gitmiş olan AK Parti’nin genel başkan yardımcısı Hüseyin Yayman’ın Hürriyet’e verdiği mülakatı okurken bu hisse kapıldım.
O da “2053 ve 2071’e kadar AK Parti” diyor da başka bir şey demiyor…
Toplumdan yükselen homurtuları duymuyor olabilirler mi?
