Öcalan’a statü muhaliflere Silivri yolları mı?

Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmek için çıkarılan çerçeve yasa, barış için atılan önemli bir adımdı. Bu konuda elbette birtakım itirazlar, eleştiriler olacaktır. Bu, son derece doğal.

Ancak bu bir ilk adım. Barışın sağlanabilmesi için özellikle İmralı’nın ve Kandil’in siyasal taleplerinin çerçevesini henüz görmedik.

Nitekim yasanın ardından Öcalan’ın talepleri şimdiden şekillenmeye başladı bile. DEM İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığındaki kurula bağlı Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’na Öcalan’ın başkanlık edeceğini açıkladı: “Geri dönüşlerin koordinasyonu buradan yönetilecek.”

Bu ifadelerden de anlıyoruz ki Öcalan, Cevdet Yılmaz’ın bir bakıma yardımcısı olacak.

Pervin Buldan’ın açıklamalarına göre Öcalan’ın yeni dönemdeki rolü yalnızca silahsızlanma süreciyle de sınırlı değil, o aynı zamanda DEM’i de fiilen yönetecek tek lider. Buldan diyor ki: “Sayın Öcalan yeni bir partiden söz ediyor. Hem tüzük hem program hem kadro değişikliği. Bütün bunların hepsinin içerisinde yer aldığı yeni bir yapılanma, yeni bir hareket olacak.”

Bu konuda bir diğer dikkat çekici açıklama ise İmralı’da uzun süre Öcalan’la birlikte kalan Veysi Aktaş’tan geldi. Aktaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin açıklamasını “çok değerli” olarak nitelendirdi ve bunu siyasi iradenin Öcalan’ın statüsünü tanıması olarak yorumladı.

Aktaş’ın açıklaması aynen şöyle: “Bana göre Türkiye’nin en tarihi anlarından biridir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da Sayın Öcalan’ın statüsüne dönük açıklaması da çok değerli bir açıklamaydı. İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu.”

Çözüm adımlarının bundan sonra nasıl bir sürece evrileceği konusunda, şimdiden net şeyler söylemek mümkün değil belki ama İmralı ve Kandil’in hedeflerinin çerçeve yasa ile sınırlı kalmayacağı kesin. Ayrıca dünya örneklerinden de biliyoruz ki uzun yıllar süren bir terörün bitirilmesi öyle sanıldığı kadar kolay olmuyor. Dolayısıyla Türkiye’deki terör meselesinin de bir yasayla halledileceğini ummak fazla hayalcilik olur.

Şunu açıkça ifade edelim; eğer iktidar endişeye kapılıp yeni engeller çıkarmazsa, Öcalan artık devlet tarafından oluşturulacak bir kurulun başkanı, DEM’in ya da yeni kurulacak partinin fiili başkanı olacaktır.

Haliyle şu aşamadan sonra terör liderliğinden çözüm kurullarından birisinin başkanlığına terfi ederek yeni bir statü kazanan Öcalan, siyasetin önemli bir aktörüdür.

Nitekim Öcalan, “Demokrasinin yolu Silivri’den değil İmralı'dan geçer" şeklindeki açıklamasıyla, aktif siyasete ilk adımını atmış oldu. Bundan sonrası da mutlaka gelecektir.

Başından beri ‘çözüm’e aktif destek verin biri olarak, bütün bu olup bitenleri çözümün bir parçası olarak gördüğümü ifade etmek durumundayım.

Ancak bazı itirazlarım ve endişelerim var. Bir kere iktidarın, çözümün gereği olarak atılması gereken ve atılan adımlar konusunda şeffaf davranmadığı ve toplumu eksik bilgilendirdiği kanaatindeyim.

Sanki yanlış bir şey yapıyorlarmış gibi çerçeve yasayı Meclis’e sessizce getiriyorlar. Yasa çıkınca da sanki iktidarın hiçbir dahli yokmuş gibi bir havaya bürünüyorlar. İmralı heyetinde yer alan AK Partili vekilin “ben gitmedim” şeklinde açıklama yapmasına benzer bir durum yani.

Ancak esas itiraz edilmesi gereken mesele şu; Meclis’te oluşturulan çözüm komisyonunun demokrasi ve hukuk manifestosu niteliğinde olan raporu adeta yok sayılmıştır. Eğer dikkate alınmayacak idiyse, neden böyle bir komisyon kuruldu?

Açıkçası bu durum, kelimenin tam anlamıyla bir ciddiyetsizlik örneğidir ve de Meclis’e saygısızlıktır.

Bir kere o rapor, komisyonda yer alan AK Parti, MHP, DEM, CHP (Yeni Parti) ve Yeni Yol grubuna mensup milletvekillerinin ittifakıyla hazırlanmıştır. Ve “Terörsüz Türkiye”nin yol haritası niteliğindedir.

Demokratik perspektif açısından tarihi bir nitelik taşıyan rapor, çok net bir şekilde demokratikleşmeye ve hukukun üstünlüğüne işaret etmektedir: “AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli; ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.”

Eğer bu rapor dikkate alınsaydı, hem iktidarın eli daha güçlü olurdu hem de muhalefetin net desteği sağlanmış olurdu. Böylece Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi ‘Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler göreve’ dönebilirlerdi.

Eğer muhalefetin de ittifak ettiği ve de ‘hukukun üstünlüğü’nü esas alan rapor dikkate alınsaydı, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuksuz yargılanmasının önü açılabilirdi. Daha da önemlisi, ‘iç barışı tahkim’ sadece PKK’lılarla sınırlı kalmazdı.

Ama öyle anlaşılıyor ki Öcalan ‘Silahsızlanma ve Siyasallaşma’ komisyonunun başkanı olarak statü kazanırken, muhalifler Silivri’de ikamet etmeye devam edecek.

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.