İnşaat dosyalarının birleştirilme sürecindeki belirsizlikler

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 27/8. fıkrasında yer alan “inşaat dosyalarının birleştirilmesi” uygulamasının nasıl yürütüleceğine ilişkin açıklamalar 2026/16 sayılı Genelgede yapılmıştır.

Ne var ki söz konusu düzenlemenin sahadaki işleyişi kolaylaştırması beklenirken, Genelgedeki belirsizlikler ve normlar hiyerarşisine uyumsuzluklar uygulamada ciddi sorunlara yol açabilecek niteliktedir.

Şöyle ki;

1. KANUN-YÖNETMELİK UYUMU

5510 sayılı Kanun 85. maddesi uyarınca asgari işçilik araştırması yapılması şartlarından biri de “özel nitelikteki inşaat işleri” olarak belirlenmiştir. 16/5/2026 tarihli Yönetmelik değişikliği ile 111. ve 112. maddelerdeki dar kapsamlı “bina inşaatı” ibareleri “özel nitelikteki inşaat” olarak güncellenerek, alt normun üst norma uyumu sağlanmıştır.

Buna karşın Yönetmelik değişikliğinde dosya birleştirmeyi düzenleyen istisnai nitelikteki 27/8. fıkrada “bina inşaatı” lafzı aynen korunmuştur. Yönetmelikte, birleştirme işlemindeki bu şartın yalnızca “bina inşaatıyla” sınırlandırılmış olmasına rağmen, Genelgede birleştirme işlemlerinde Yönetmeliğin çizdiği “bina inşaatı” sınırı aşılarak, kapsam “özel nitelikteki inşaat işleri” şeklinde genişletilmiştir.

2. “SİGORTALILARIN KARIŞMASI” KRİTERİ VE DENETİM YÜKÜ

Birleştirme işlemi için Yönetmelikte “parsellerin bitişik/yakın olması ve sigortalıların birbirine karışması” şartı aranılmaktadır. Genelgede uygulamanın detaylandırılması gerekirken Yönetmelik metni tekrarlanmakla yetinilmiştir. İspat yükünün kimde olduğu, “karışma” oranının ne olması gerektiği veya karışmanın nasıl tespit edileceği gibi hususlarda Genelgede bir açıklama yapılmamıştır.

Parsellerin bitişik ya da yakın olup olmadığının dosya memuru tarafından kontrol edilmesi mümkün olsa da bu inşaatlarda çalışan sigortalıların birbirine karışıp karışmadığının belirlenebilmesi için konunun sosyal güvenlik denetmenlerine intikal ettirilmesi gerekecektir. Esasen bitişik/yakın parsellerdeki şantiyelerde çalışan sigortalıların birbirine karışmaması beklenemeyeceğinden, bu incelemeler zaman kaybından öte gitmeyecektir. Halbuki Yönetmelik değişikliği sırasında sigortalıların birbirine karışma şartı kaldırılmış olsa idi, boşa geçecek zaman kaybı da önlenmiş olacaktı.

3. FARKLI TAKVİM YILLARINDA BAŞLAYAN İNŞAATLARDA HESAPLAMA BELİRSİZLİĞİ

Genelgede yapımına aynı yıl içinde başlanılmış ve birleştirme talebi kabul edilmiş olan iki ayrı inşaat için yapılacak asgari işçilik araştırma işleminde, her iki inşaata aynı yıl içinde başlanılmış olması nedeniyle hangi yıla ait birim maliyet bedelinin esas alınacağı noktasında herhangi bir tereddüt olmamasına rağmen konu örneklerle açıklanmıştır.

Ancak altı aylık süre içinde olmakla birlikte yapımına iki farklı takvim yılında başlanılan inşaatlarda (örneğin ilk dosyanın 2026/Kasım ayında, ikinci dosyanın 2027/Mart ayında tescil edildiği durumda) ikinci dosya için işe başlama tarihi olarak ilk inşaata başlanılan 2026/Kasım ayının mı, yoksa ikinci inşaata başlanılan 2027/Mart ayının mı esas alınacağı yönünde bir açıklama yapılmamıştır.

Yapımına iki ayrı yılda başlanılmış inşaatlarda birleştirme işlemi yapıldığı durumlarda asgari işçilik araştırma işleminde ikinci inşaatın işe başlama tarihi olarak; ilk dosyanın mı yoksa ikinci dosyanın mı tescil tarihinin esas alınacağı yönünde bir açıklama yapılmadığı takdirde sosyal güvenlik merkezleri arasında maliyet bedelinin farklı belirlenmesi gündeme gelecektir.

4. İKİNCİ DOSYA ZORUNLULUĞU

Mevzuatın yaratabileceği bir diğer bürokratik sorun, Genelgedeki birleştirme için “ikinci dosyanın mutlaka açılmış olması” yönündeki şarttır.

Yönetmelik değişikliği öncesinde ilk inşaat için dosya tescil edildikten sonra ikinci inşaat için yeni bir dosya açılmaksızın bir dilekçe ve eki yapı ruhsatının sunulmasıyla birlikte birleştirme işlemi yapılabilmekteydi. Haliyle Yönetmelik değişikliği sonrasında da hiç işçilik bildirilmeyecek ikinci inşaat için dosya açılmasının kimseye bir faydası olmayacağından, ikinci inşaat için bir dilekçe ve ruhsatla başvuru yapılarak da birleştirme yapılmasına imkân sağlanmalıdır.

5. ALTI AYLIK SÜRE ŞARTI VE GEÇİŞ HÜKMÜ EKSİKLİĞİ

Düzenlemenin sahadaki en yakıcı sorunu ise başvuru için getirilen “ilk işin başlangıcından itibaren 6 aylık süre” sınırıdır. Genelgede kurgulanan örneklerde, ilk dosyanın 1/3/2026, ikincisinin 15/4/2026’da açıldığı ve talebin kabul edildiği belirtilmiştir. Halbuki “altı ay” kuralı, Yönetmelik değişikliğiyle 16/5/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Hukukun temel prensibi gereği, yeni bir süre şartı getirildiğinde “geçiş hükmü” konulması zorunludur. Geçiş hükmü olmaksızın, genelgedeki örneklerde olduğu gibi yeni uygulamanın, mevzuatın yürürlük tarihi öncesini de kapsayacak şekilde başlatılması, hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Nasıl ki aynı Yönetmelik değişikliğiyle aynı tarihte yürürlüğe giren “2 yıl faaliyetsiz dosyaların re’sen araştırılması” kuralı Genelge ile 2028 yılına ötelenmişse; birleştirme işlemlerinde altı aylık süre şartının da aynı şekilde 16/5/2026 sonrasına yönelik işletilmesi gerekirdi.

6. İZİNSİZ BİLDİRİMLERİN DURUMU

Birden fazla işyeri dosyası bulunmasına rağmen SGK bildirimlerini tek dosyadan yapan ve altı aylık süre içinde birleştirme talebinde bulunmayan işverenler yönünden, ilk dosyadan bildirilen fazla işçilikler ikinci dosyadan yapılacak asgari işçilik hesaplamasına dahil edilmeyecektir.

Altı aylık süre içinde talepte bulunma şartının geçirilmesi durumunda ikinci dosya için hiç işçilik bildiriminde bulunulmamış olduğu durumlarda ise asgari işçilik oranında % 25 eksiltme yapılmaksızın hesaplanan prim borçlarının tahsili cihetine gidilecek olması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır.

***

Sonuç olarak,

Aynı işverene ait bitişik veya yakın parsellerdeki inşaatların tek dosyada birleştirilmesi elbette ki mümkündür. Ancak birleştirme işlemleri liyakatli bir alt yapıyla kurgulanmadığı ve usul ve esasları detaylıca açıklanmadığı takdirde tabir caiz ise suya sabuna dokunmadan bu uygulamanın sorunsuz bir şekilde yürütülmesi pek de mümkün değildir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.