AK Parti’nin Bursa zaferi
''Bursa Büyükşehir CHP’den AK Parti’ye geçti” haberini kimse yadırgamadı. Çünkü kanıksanmasa da sıradanlaşacak kadar çok örneği yaşandı.
CHP’li Başkan Bozbey tutuklanınca Bursa Büyükşehir Başkanvekilliğine dün AK Parti’li Şahin Biba’yı seçtiler. Belediye meclisindeki çoğunluk AK Parti ile MHP’de olduğundan CHP, boykot ederek aday bile göstermedi.
Biba, işte çetin bir seçim mücadelesiyle kazandıkları bu demokrasi zaferini şu balkon konuşmasıyla selamladı:
“Meclisimizin aldığı bu karar milletimin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı, sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir.”
Kutlu olsun da, geçen yazın haberlerini hatırlatıyor. Hani “Hakan Bahçetepe’nin tutuklanması üzerine belediye meclisinde yapılan seçimle Gaziosmanpaşa Belediyesi, CHP’den AK Parti’ye geçti” şeklindeki haberleri....
İlk tepkim şöyle olmuştu: “Gaziosmanpaşa’da sandıktan CHP’ye çıkan belediye başkanlığı, sandıksız el değiştirdi, AK Parti’ye geçti. Tebrikler, budur ileri demokrasi.”
İleri demokrasi, sonra Bayrampaşa’ya ilerlemişti. “Oyları gaspedilen meğer AK Parti’ymiş” başlığıyla ne yazmışım, gelin bakalım:
“Bayrampaşa’da belediye başkanvekilliği seçimi, AK Parti’nin ileri demokrasi, vesayetle mücadele ve milli iradeye bağlılık anlayışındaki dönüşümün son örneği.
Evet, belki seçimde alamadıkları belediyeleri yargı baskısı altında CHP’den transfer edip zafer gururuyla rozet takan kendileri olabilir...
Ama milletin ferasetine, basiretine, yanlış anlamayıp doğru okuyacağına güveniyorlar.
Millete şöyle okuturlarsa tamamdır: CHP’nin gerçek yüzünü görenler, ardına bakmadan kaçıp AK Parti’ye sığınıyor. O kadar.
Böylece milletin sandıktaki hatası da sandıksız düzeltilmiş oluyor.
Bayrampaşalıların seçtiği CHP’li Başkan Hasan Mutlu tutuklanmış, bazı meclis üyeleri de CHP’den istifa edince denge değişmişti. Belediye meclisinde başkanvekili seçilecekti. Turlarda başa baş kaldılar ve kura çekiminde CHP’li aday çıktı.
Halkın tercihini terse çevirerek belediye el değiştirmemiş, AK Parti’ye geçmemiş oldu.
Bunun hazımsızlığı çekilir mi, çekiliyor. Sandıkta kazandığı belediye AK Parti’nin elinden alınmış gibi tepki gösteriyorlar.
Şaka değil, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, CHP’yi oy gaspçılığıyla bile suçlayabildi.
Meğer CHP’liler, tek parti ve Milli Şef dönemi alışkanlıklarıyla AK Parti oylarını gaspetmişler. AK Parti de yargıya götürmüş, hakkın yerini bulmasını bekliyor...”
Bulmaz mı, hak tabii ki yerini buldu. Orası da AK Parti’ye geçti.
Yargı, sandıkla değil yolsuzlukla mücadele ediyor. O sırada sandık sonuçları sandıksız terse dönerken AK Parti de bir milli irade zaferinden ötekine koşuyor.
İflah olmaz CHP, tek particilik adına gücü yetse milli iradeyi AK Parti’den gaspedecek yine ama Allah’tan yok.
Son iki yılda görevden almalar, kayyum atamaları ve parti değişiklikleriyle toplam 85 belediye el değiştirmiş. 19 belediye başkanı tutuklu yargılanıyor.
HDP, DEM adaylarının seçime girmesi serbest ama kazanması fiilen yasakken ne sorgulanıyordu: Terörle mi, milli iradeyle mi mücadele ediliyor?
Çünkü sandık sonucu, sandıksız değişiyordu.
CHP belediyelerini silkeleme döneminde bir sorgulama daha eklendi: Yolsuzlukla mı mücadele ediliyor, milli iradeyle mi?
Çünkü yine sandık sonucu, sandıksız değişiyor.
Seçmen, tüm uyarılara rağmen yanlış tercihini düzeltmiyor, hatadan dönmüyor diye... Seçim sonucu, seçimsiz düzeltilir mi?
Sandıkla, milli iradeyle inatlaşılmayan ileri demokrasimiz buysa bir de inatlaşılanı nasıl olurdu, varın siz düşünün artık.
ŞAHBAZ ŞERİF’İ KISKANANLARA SÖZÜM
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, kendisine Trump’ın sipariş ettiği ateşkes ricacılığı göreviyle çalım satmaya kalktı.
Dedi ki:
“Tokyo’dan Londra’ya, Kazablanka’dan Kuala Lumpur’a kadar her yerde televizyonlar ve kurumlar Pakistan’ı konuşuyor.
Daha önce hiç böyle bir ana tanık olmadınız.
Pakistan’a dünyada artık saygıyla bakılıyor.”
Bir ricası Trump’la Devrim Muhafızları’nı durdurmaya yeten adam pozları kesecekti. Fakat hevesini kursağına, bu lâflarını da ağzına tıktılar.
ABD’yle İran’a hatırla ateşkes yaptırabilen büyük ülke, güçlü dünya lideri olmak o kadar da heves edilecek bir rol değilmiş demek.
15 günlük ateşkes daha 15 saatini doldurmadan verdikleri sözleri, yok etme tehditlerini, caydıkları taahhütleri, hatta kestikleri füzeleri birbirlerinin yüzüne fırlatmaya başladılar.
Lübnan vurulmaya, Hürmüz kapatılmaya devam etti. Buluşma günü da cumadan cumartesiye, dünden bugüne atıldı.
Şahbaz Şerif ise aralarına girenin nasıl araya gittiğini kıvranarak deneyimliyor.
Birbirine güvenmeyen tarafların karşılıklı sözlerine kefil olmadan, araları bulunamıyor. Boyundan büyüklere kefil olmanın riski bu, ara bulucuyu itibarıyla ortada bırakıyorlar.
İran soruyor; bize Lübnan’ın ateşkese dahil olduğunu söylemedin mi, diye.
Şahbaz Şerif, yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal. Arada ezilip büzülerek çırpınıyor.
Kaçırdığınıza üzüleceğiniz, çalmaya çok istekli ve hevesli görüneceğiniz, aslında arkadaki gizli kahramanın siz olduğunuzu yayacağınız bir rol değil.
Sakin kalın, yerinde olmaya can atıp kıskanacağınız bir durumu yok Şahbaz’ın.
