Bakan Tekin Terörsüz Türkiye'yi nasıl anlamış?

Okullarda Terörsüz Türkiye’yi öğretiyorlarmış. Milli Eğitim Bakanı Tekin, katıldığı bir yayında açıkladı.

Şubatta okullar açılınca Türk bayrağıyla anlatmaya başlamışlar. Bakan Tekin’in ifadesiyle “çocuklarımız Terörsüz Türkiye’den ne kastediliyor, sorusuna cevap verebilsinler” diye.

“Okullara gönderilen notta, bayrağın milli birlik ve beraberlik açısından ne anlam ifade ettiğini anlatacak bir hafta olsun” demişler.

Konuyu doğru anlamışlar. Bakan Tekin, Terörsüz Türkiye’yi anlamış ama yanlış anlamış değil.

Aynı konuşmada eğitimin amacının iyi insan yetiştirmek olduğundan, milli ve manevi değerlerin yanında temel hak ve özgürlüklerle demokrasi bilinci vermeyi hedeflediklerinden söz ediyor.

Kim desteklemez? Buraya kadar Bakan Tekin’i ancak alkışlarsınız, kitabın ortasından konuşuyor.

Fakat ardından Ramazan genelgesi bahsinde lâfı, CHP’nin artık geçmişte kalan başörtüsü tavrına getiriyor. Ve ucuz kutuplaştırma siyasetinin dibini şöyle sıyırıyor:

“CHP’nin şu cevabı vermesi lazım. Dini inanç ve ibadet hürriyeti anlamında 2008 yılında Anayasa Mahkemesine başvuru yaptığı dönemdeki gibi mi düşünüyor? Yoksa kendi düşüncelerini revize etti mi? Mesela diyor ki ‘başörtüsüne özgürlük tanımak toplumun huzuru ilkesine aykırıdır’. Yani başörtüsüyle bir gencin üniversiteye gitmesi toplumun huzurunu bozar. Yani LGBT’yi savunmak toplumun huzurunu bozmuyor ama başörtüsüyle eğitim öğretim hakkını tanımlamak toplumun huzurunu bozuyor...”

Hızını alamıyor Bakan Tekin, damarı bulmuş gibi üstüne üstüne gidiyor.

“CHP’nin madem özgürlüklerle ilgili açılım yaptığını düşünüyorlar, madem başörtülü birilerini çıkartıp ekranlarda veya vitrinlerinde yer veriyorlar, çok açık bir şekilde bunlara cevap verirlerse...”

Milli Eğitim Bakanı’nın bu yaptığına ne demeli şimdi?

Bakan Tekin’i dinleyen de sanır ki CHP, geçmişteki başörtüsü yasakçılığının yanlış olduğunu kabul etmemiş, oradan dönmemiş, millete özeleştirisini vermemiş, üstünden en az bir 10 yıl geçmemiş, CHP’nin yeni lideri Özgür Özel üniversitedeyken başortüsü yasağına karşı eylemlere katılmamış, CHP’de başörtülüler siyaset yapmıyor, AK Partili olmayan başörtülüler olsa olsa vitrin süsüdür...

Son cümle CHP’llerin ağzından çıksa basörtülülere saygısızlık, inanç özgürlüğüne tahammülsüzlük, milletin dini değerleriyle kavga diye ortalığı ayağa kaldırmazlar mıydı?

Öyle olmadığını bildiği hâlde CHP’yi hâlâ başörtüsüne karşı, yasakçı göstermesine gelince...

Bir Milli Eğitim Bakanı çocuklara dürüstlükte, doğrulukta, iyi insan olmakta, yalan propagandayla karalamamakta, çamur atma siyasetinden kaçınmakta, demokratik olgunlukta, birlik ve beraberliği içselleştirmekte, sırf iktidarda kalmak uğruna toplumsal kutuplaşmayı kızıştırmamakta böyle mi örnek olur?

MHP lideri Bahçeli, Venezuela’dan ders çıkarmaya, İran’dan ibret almaya çağırıyor. İbret almayıp da ne yapalım, diye soruyor.

İki rejim de halklarını ayrıştırıp muhalefeti suçlaştırmalarıyla, zalimlikleriyle, acımasız ve baskıcı olmalarıyla tanınıyor. Dış tehditlere karşı iç cephelerini zayıflatan bu.

Bizdeyse iktidar, iç cepheyi daha da güçlendirmek, birliğimizi çok daha sağlamlaştırmak için Terörsüz Türkiye Süreci başlatmış...

Terörsüz Türkiye’den bunun kastedildiğini de okullarda anlatmaya başlamışlar...

Yani Bakan Tekin doğrusunu biliyor, yanlış anlamamış. Ama doğru bildiğini uygulamıyor. Çocuklara söylediğiyle kendi yaptığı, söylemiyle eylemi birbirini tutmuyor. Yine ses var, görüntü yok.

İRAN’IN BİZE SALLADIĞI ACEM KILICI

İran’ın Ankara Büyükelçisi Habibullahzade, gazeteci Sinan Burhan’a inkâr etti. Türkiye’ye füze attıklarını yalanladı. Hiç yapar mıyız size, tavrıyla. Aramızı açmaya çalışanların provokasyonuymuş. Genelkurmay’ları da açıklamış. Arkasında İsrail varmış, sıradaki hedefleri de Türkiye’ymiş.

Dışişleri Bakanı Fidan’sa İran yönetimini nasıl uyardıklarını kamuoyuyla paylaşmıştı. Şöyleydi:

“Biz provokasyona gelen bir ülke değiliz, bu eğer yolunu kaybetmiş bir füzeyse başka ama devamı gelecekse tavsiyemiz ‘aman’ diyeyim size, dikkat edin, böyle bir maceraya hiç kimse atılmasın...”

Ve dün Milli Savunma Bakanlığından şu açıklama geldi:

“İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik füze, NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildi.”

İkinci füzeyi de attılar.

Hem birinden yana, dost davranıp hem ona karşı olmaya, düşmanlık edebilmeye ‘acem kılıcı gibi’ denir.

Ellerindeki acem kılıcı, o belli de... Hem savaşın dışında kalmaya devam edip hem bize yönelen tehdide uygun, caydırıcı cevap nasıl bulunacak?

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.