‘Bay Kemal’ nefretinden ‘Kemal Abi’ sevgisine

Kılıçdaroğlu, CHP’nin başındayken helalleşme açılımı başlattığında ‘CeHaPe zihniyetiyle helâlleşirsek kalbimiz kurusun, sonuna kadar kutuplaşacağız’ diye tersleniyordu.

7 yıl önce Çubuk’ta linç saldırısına uğradığında da halkın haklı öfkesini anlamaya, suçu kendinde aramaya, ne yaptı da bu öfkeyi üstüne çektiğini düşünmeye çağrılıyordu.

İşte o lince katılan 78 yaşındaki Yakup Karakoç, birden bir aydınlanma yaşadı. Helâlleşmek için Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti.

Kılıçdaroğlu’yla diyalog videosunu izledim.

Çok pişman olduğunu, pişmanlığın içini ‘cırmaladığı’nı, “beni Kemal Abi’me bir götürün de helâllik isteyeyim, elini öpeyim, özür dileyeyim” dediğini ve her kimlerse onların kendisini alıp getirdiklerini anlatıyordu.

7 yıl önceki linç girişimi ne kadar halkın anlık öfkesi ve spontane gelişen tepkisiydiyse... 7 yıl sonraki bu helâlleşme girişimi de işte ancak o kadar ani bir aydınlanma ve spontane bir helâlleşme arzusundan olabilir.

Kin ve nefret dolduruşlarının hedef tahtası Bay Kemal’den sevgi ve helâlleşme büyüğü Kemal Abi’ye durup dururken mi dönüştürülüyor? CHP’nin şu ‘mutlak butlan’ davasıyla bir ilgisi yok yani, öyle mi?

Linç davasından 2022’de çıkan sonuç üzerine şunları yazmışım:

“Şarkıcı Halil Sezai, komşusuyla arbededen tutuklu yargılanmış, davası 3 aya görülüp ceza almıştı.

Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta linç girişimine uğradı. Yumruklandı, sığındığı ev ‘terörist burada’ çığlıklarıyla yakılmak istendi, az daha öldürülecekti.

Savunma Bakanı Akar’ın tanıklığına göre canını zor kurtardı, Emniyet Genel Müdürü Uzunkaya’nın şahitliğine göre sağ çıkmayabilirdi...

Davası 3 yıl sürdü ve ancak dün sonuçlanabildi. 36 sanık vardı, tek tutuklu yoktu.

Saldırgan Osman Sarıgün, Kılıçdaroğlu’na yumruk yerine ‘sakıncalı’ bir tivit atsa bile daha çok ceza alırdı. En azından bir müddet de tutuklu yargılanırdı.

Linçe katılanlar gibi onları muhalefete karşı dolduruşa getiren, kin ve düşmanlığa tahrik edenlerin de yanına kaldı, desenize...

Saldırganı ‘Osman Amca’ diye sahiplenen, sırtını sıvazlayan, milli kahraman ilan eden iktidar kampanyası, neredeyse heykelini dikecekti.

Bu kadar övülen, desteklenen, cesaretlendirilen, ‘Kılıçdaroğlu suçu kendinde arasın’ diye haklılaştırılan, yenilerini teşvik ve özendirmekten çekinilmeyen bir saldırı davasından başka ne beklenirdi ki!

Ödül gibi cezalar ne sürpriz, ne şaşırtıcı...

Ödüllendirmeyip, manen göğüslerine üstün hizmet nişanı, boyunlarına şanlı cesaret madalyası takmayıp da ne yapılacaktı?

Kahramanlaştırılan, yüreklendirilen sanıkların yolu, bir de cezaevine mi düşürülecekti...”

Osman “amca”gillere spontane tepki cezaları verildi, hükmün ertelenmesi imkanından yararlandırıldılar ve şimdi Yakup “amca” bir kez daha plansız, tertipsiz bir hizmet için karşımızda. Örgütsüz, organizesiz, böyle kendiliğinden oluyormuş gibi dolmaları yutanlara âfiyet olsun.

İMAMOĞLU’NDAN BİLGİ ALMAYIP DEVLETE BİLGİ VEREN CASUS

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı ‘casusluk davası’ başladı ama nasıl başlamak o öyle...

İmamoğlu’nun seçim kampanyasını yöneten Özkan, etkin pişmanlıktan yararlanan Gün’e soruyor:

Suçlandığımız üzere seçim kampanyası için size İBB verisi veya bir bilgi verdim mi, aldım mı, veri analizi veya manipülasyon desteği istedim mi, e-mail ve şifre benzeri İBB verisi paylaştım mı, örgütsek talimat ilişkimiz oldu mu, (2019’da henüz başlamamış) İstanbul Senin ve İBB Hanem uygulamalarıyla alakanız var mı?

Hepsinin cevabı ‘hayır’.

Hüseyin Gün, “kendimden eminim, casus değilim” demekle kalmıyor.

İmamoğlu, Özkan ve gazeteci Yanardağ’ı casuslukla suçlamadığını kayda geçiriyor Casusluk ilişkisini tümden reddettiği gibi orada da bırakmıyor.

Gün; FETÖ’yle mücadelede görevlendirildiğini, siber güvenlik hizmeti verdiğini anlatıyor. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay imzalı, mayıs 2017’yi kapsayan belge sunuyor filan...

“Ben 313 gündür bugünü bekliyorum” demesi boşa değil.

Hele bir de MİT’in göremediği casusluğunu, ‘alo ihbar’ hattına kendisini bildiren kişinin mi gördüğünü sorması var ki...

“Siz hiç bilgi almayıp bilgi vermeyi teklif eden casus duydunuz mu” şaşkınlığımı güncelliyorum.

Yahu, siz İmamoğlu İBB’sinden hiç bilgi toplamadığı gibi, bilâkis devlete kritik bilgi verdiğini söyleyen casus duydunuz mu?

Duymadıysanız Silivri’de epey ilginizi çekecek bir dava başladı.

Sınırın İmamoğlu ve CHP tarafında casusken aynı kişinin AK Parti tarafında casus olmama sorunu, büyüyeceğe benziyor.

İddiaya göre Gün, 2019’da İmamoğlu’nun ikinci seçim kampanyasına İngiliz casusu olarak yanaşmıştı. Fakat 2010’da AK Parti’li bakanları, yetkilileri Londra’da toplantıya davet edip Lordlar Kamarasında ağırlarken casusluk niyetiyle yaklaşmamıştı.

Yine, 2014’te AK Parti’li Mehmet Sekmen’in isteğiyle Emniyet’e Fuat Avni sunumu yaparken de casus şapkasını takmamıştı.

Casusluk faaliyetini 2019’daki ikinci İmamoğlu kampanyasıyla sınırlayan, 2024 seçimlerine bile bulaşmayan bir İngiliz casusu portresi çiziliyordu.

İddia ve şüpheler doğru dahi olsa hepsi, hedef seçmen profili çıkarmak için açık kaynaklarda dijital veri madenciliği ve veri analizi satışı hakkındaydı.

Gün’ün İngiliz casusluğunu itiraf eden bir ifadesi yansımamıştı, aksine yalanlıyor. Çalıştığı İngiliz siber güvenlik şirketiyse yakınlarda bile 2 bakanlığımızdan ihale almış görünüyordu.

Devlet sırlarını elde etme, sızdırma, yabancı istihbarata o gizli bilgileri verme yokken casusluğa nasıl sokuluyordu? En fazla kişisel verilerin korunması kanununu çiğnemiş olabilirdi.

Özkan ifşa etmişti, dosyadaki 17 e-mail gibi İBB verileri de 2019 yani İmamoğlu öncesinde sızdırılmış.

Gün’le Özkan’ın ilişkisine dair yalanlamaları çürütecek bir para alış- verişi bulgusu, bir MASAK tespiti sunulmuş değil.

Tam seyirlik, izlemenizi öneririm.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.