CHP’ye ‘seks soruşturmaları’ da mı varmış?
İyi sufle alan iktidara yardımcı gazetecilerden Abdülkadir Selvi’ye göre var, nasıl olmaz. Dün şöyle yazıyordu:
“AK Parti’yi Erdoğan sırtlıyor. Ama ortaya çıkan skandallara, yolsuzluk ve seks soruşturmalarına rağmen CHP nasıl yüzde 30’da kalıyor?”
Yahu madem CHP’liler seksten de soruşturuluyor, bize niye kimse demiyor, söylese ya adli makamlar...
Bilip bilmeden boş yere çenemizi yoruyormuşuz.
Selvi’nin bahsettiği Özkan Yalım’la Gökhan Böcek’in ifadeleri meselâ....
Sanıyorduk ki Uşak ve Antalya belediyelerindeki kendi yolsuzluk suçlarını itiraf etmek için etkin pişmanlıktan yararlanıyorlar...
Selvi’den çıkardığım kadarıyla yanlış anlamışız. Eğer dediği doğruysa bu kişiler, kendi suçları yerine başka CHP’lilerin seks günahlarından duydukları etkin pişmanlık için ifade veriyorlarmış.
Çünkü etkin pişmanlık ifadesi diye şimdiye dek sızdırılanlar içinde, kendi yolsuzluklarına dair müthiş sırları itiraf ettiklerini görmedik. Soydularsa belediyeyi nasıl soydukları, ne kadar çalıp çırptıkları yok.
Fakat Veli Ağbaba’nın, Özgür Özel’in, başka CHP’lilerin, en son Tanju Özcan’ın kimle, nerede, ne yiyip içtiklerine dair bolca detay sızıyor. Çarşaf çarşaf pehlivan tefrikalarını geçti. Ama yalan ama doğru, ama uydurma ama gerçek, millete pembe Brezilya dizisi gibi seyrettiriliyor. Üstüne de dalga geçiyorlar, Dallas dizisine dönmüş CHP diye.
Kaba işçilikle üstünkörü süslenen bu hamam dedikoduları baştan sona doğru olsa bile en fazla aldatma, yasak aşk ve ahlâksız ilişkiye giriyordu. Ne kadar zorlarsanız yine dağınık özel hayat, savruk yatak odası gibi uygunsuzluklarla, cinsel günahlarla kalıyordu.
Kanunsuzluk ve suç içermedikleri için sanıyorduk ki, bunların ifadelere katılması, manipüle edilerek sızdırılması, yayılması ve ilgililere karşı kullanılmasındaydı asıl suç.
Adalet Bakanı Gürlek de bu kısmından rahatsızdı, sızıntıların kaynağını araştırıp bulacaklardı, izin vermeyeceklerini açıklamıştı.
İster ifşa ister iftira olsun, suç özel hayat mahremiyetiyle onuru çiğnenenlerde aranmayacaktı. Kanuni soruşturmaların gizliliğini ihlâl edenlerde, iğrenç karalamalarına âlet edenlerde aranacaktı.
Sızdıranlar bulunup cezalandırılacak ve gizli soruşturmalardan hem de suçlamalarla ilgisiz sızıntılar önlenecekti.
Artık her ne duyuma dayanıyorsa demek Selvi, bizim bilmediğimiz bir şey biliyor.
KILIÇDAROĞLU NEYE KILIÇ ÇEKTİ?
CHP’liler seksten soruşturuluyorsa ortalığa saçılanlar siyaseten birilerine yarayacak. Yaramaz olur mu?
‘Özel değil genel bunlar, genel’ diye siyaseten CHP’yi yıpratmakta kullanabilirsiniz meselâ. Tabii FETÖ’nün kaset kumpaslarından, siyaseti dizayn şantajlarından gerekli dersleri hâlâ çıkarmadıysanız. Ve tabii ahlâki standartlarınız müsaade ediyorsa.
Fakat hepsi o kadar zannediyorduk, meğer değilmiş. Abdülkadir Selvi’den öğreniyoruz ki, seks hayatları da CHP’lilere yönelik soruşturmalara dahilmiş.
Nasıl oldu acaba?
Etkin pişmanlıktan yararlananlar, savcılığa gidip şunu mu dedi:
‘Benim yolsuzluk suçlarımı itiraf etsem ne olacak, gelin ben size asıl başkalarının cinsel günahlarından duyduğum büyük pişmanlığı anlatayım, kulaklarınıza inanamayacağınız seks sırlarını itiraf edeyim...’
Ardından da hedefteki muhalif siyasetçilerin seks hayatları mı mercek altına alındı?
Suçla mücadele açısından çok kritik olduğundan mı Özkan Yalım; kimin kimle nerede, ne içtiğine dair hikayesinde isim, yer, tarih tutmayınca etkin pişmanlık ifadesini ikinci, üçüncü kez düzeltiyor?
Ondan mı biz de milletçe bu maddi düzeltmelerden haberdar ediliyoruz?
Tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özkan’ın, bir teknede kimlerle ne yiyip ne içtiğini anlatan ifade aynı sebeple mi okutuluyor bize?
Çünkü ifadeye bakılırsa ortamda yasa dışı hiçbir şey olmadığı söyleniyor. Oysa birlikte partilemeyi örgütlü suç faaliyeti gibi sunan haber, soruşturmanın derinleştirileceğini bildiriyordu.
Belli ki Selvi yalnız değil, CHP’ye seks soruşturmaları açıldığına başkaları da inanıyor ve seviniyor.
Bense soruşturma savcılarının ve Adalet Bakanı Gürlek’in böyle gösterilmesinden hoşlanacağına hiç ihtimal veremiyorm.
Nedeni açık. Siyasetçilerin kirli çamaşırlarını sergileyerek, yatak odası teşhiriyle rezil etmek, hukuk devletinin başvuracağı bir suçla mücadele yöntemi değildir.
Yolsuzlukla değil de sanki ana muhalefet CHP’yle mücadele ediliyor gibi görünür. Buna göz yummazlar umarım.
Yine de iktidar durumdan yararlansa şaşırmayız.
Ancak eski lideri Kılıçdaroğlu’nun da kirlenmeye karşı temiz siyaset mücadelesini CHP’den başlatması manidar. Dünkü arınma çağrısıyla bu tablodaki hangi kirlenmeye öncelik vermiş, kılıcı neye karşı çekmiş oldu şimdi?
