Maduro'ya vefa borcumuz nereden?

Konu biz değiliz, Venezuela'yla hiçbir benzerliğimiz yok ama Maduro'ya kendi halkından daha fazla sahip çıkıp savunmamız gerekirmiş gibi bir hisse kapılıyoruz.

Trump'ın Maduro'yu yatağından aldırıp ABD'ye kaldırması olayını kendimize döndürmeyi başardık yine.

Bir anda kendimizi Yunanistanlı aşağılık bir provokatörün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Maduro'yla, Türkiye'yi Venezuela'yla bir tutan kışkırtmasına gelirken bulmayalım mı! Kaale almaya değer mi yahu, kim oluyor ki sosyal medyada ağzının payını verme sırasına girerek kışkırtıcı saldırısnı kendi elimizle biz yayıyoruz?

Maduro; halkını ezerek kendi altını oyan, adı Türkiye Cumhurbaşkanı'yla yan yana anılmayı hak etmeyen bir kağıttan kaplandı. Bu payeyi baştan vermeyecektik, yanlıştı.

ABD'ye kafa tutması, bağımsızlık mücadelesi bayrağına sarılıp ayakta kalmak içindi, sahte kahramanlıktı. Halkına kaybettirme, açlığa mahkum etme pahasına kazanmaya çalıştı. Bu sonu kendisi hazırladı, önce o ülkesini sattı, sonra da ülkesi onu.

Trump'ın zaferinden değil, Maduro'nun trajik yenilgisinden bahsedebiliriz ancak. Altı boş kolpaları, ülkesine büyük bir utanç yaşatarak bitti işte. Başka ne olacaktı?

İstanbul'a geldiğinde Diriliş Ertuğrul setini ziyaret etti, diye Maduro emperyalizmle mücadelede yiğit dava arkadaşımız olmadı. Dengimiz de değil, özdeşimiz veya uzaktan akrabamız da değil. Nabzımıza şerbet veren her popülist şovmeni amcaoğlu zannedip duygusal bağ, yakınlık filan kurmak gibi bir ezeli yanılgının eseri.

İki kötü arasında bir tercih yapmaya niye mecbur hissedelim? Ne Maduro ne Trump, der geçeriz. Savunacaksak uluslararası hukuku savunur, karşı duracaksak ne oldum delisi Trump'ın sınır tanımaz saldırganlığı ve müdahaleciliğine karşı dururuz.

Ve evet; çıkarlarımızı önceleyerek, belâya bulaşmadan Trump'ı kınayacak diplomatik bir dil bulamamış olmamız bir eksikliktir. Tarafları itidale davet etmekle kalmayıp en azından saldırganlığı onaylamadığımızı, daha âdil ve 5'ten büyük bir dünya düzeni istediğimizi söylemeliydik. Acısını CHP'den ve Özgür Özel'den çıkarma, sorumluluğu yine günah keçisine yıkma söylemleri bunu kapatmaz. Maduro CHP'nin adamı değildi, yatağından aldırıp ABD'ye kaldıran da onlar değil.

İlk yorumum şuydu:

Maduro'nun gücü halkına, Trump'ın gücü Maduro'ya yetiyor. Zorbalık, haydutlukta yarışıyorlar. Biri antiemperyalist, diğeri emperyalist geçiniyor. Dinsizin hakkından imansız gelir, al birini vur ötekine. Tepkimizi merak ediyorum, bakalım o dostun bu dosta müdahalesi kınanacak mı?...

Ama elbette hayır; beklediğim tepki Trump'la karşı karşıya gelmek de değildi. Onun altında, tarafları sağduyuya çağırmanınsa yarım ağız üstünde bir tepki önerirdim. Tutarlılık ve dirayet gösterisi için yeterdi.

Vefamız demokratik değerlerin ve uluslararası hukukun korunmasına olmalı, yoldan çıkmış demokrasi kaçkınlarına değil. ( Nitekim bu yazdıklarım basıldıktan sonra, dün akşam Bakanlar Toplantısı çıkışında Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan beklediğim vurgularla, ince ayarlı bir mesaj geldi.)

DEMOKRASİYİ ÇÖKERTEREK KENDİ ALTINI OYDU

Maduro, 2019'da ABD destekli başarısız bir darbe girişimine uğradığında yazdıklarım bugün de geçerli...

Emperyalizme karşı çıkmak, dış müdahalelere karşı durmak, ABD’nin başka ülkelere sömürge valisi atar gibi kukla devlet başkanı tayin edemeyeceğini söylemek, darbeleri kimden gelirse gelsin reddetmek, darbeye direnenleri tutmak ve direnişleri alkışlamak kulağa hoş geliyor. Yakışan da budur.

Ancak madalyonun görmezden gelemeyeceğimiz bir yüzü daha var.

2015’te meclis çoğunluğunu muhalefet kazanınca seçim sonucunu kabullenmeyen, yüksek yargı darbesiyle meclisi önce etkisizleştiren, sonra safdışı bırakan, göstermelik oylamayla emir eri bir meclis kuran, demokrasiyi fiilen rafa kaldıran, kazanmadığı sandığı tanımayan, hatta ortadan kaldıran antidemokratik müdahalelerin mimarıdır Maduro. Maruz kaldığı da dahil, hepsi kendi eseri...

Yönetimin sandıkta el değiştirmesini imkansızlaştırarak, sırtını halk desteği yerine rejim milisi Chavistalara dayayarak, demir yumrukla yöneteceği uyduruk bir baskı rejimi inşa ederek o başlattı, o davetiye çıkardı tüm bu kötülüklere. Şimdi, yol açtığı iki şerden birini biz niye seçelim?

Velhâsıl, Maduro'nun uğradığı son darbeyi bizdeki 15 Temmuz darbe girişimi alçaklığına bile benzetmeyi doğru bulmam. O kadar da değil, hak etmiyor.

YORUMLAR (63)
63 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.