Terörsüz Türkiye’de şimdi ne olacak?
Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'ndaki barış kısmında PKK, üstüne düşeni yapmıştı. Silah bırakıp örgütü kapatmışlardı, Bahçeli bunu teslim etmişti.
Gündüz SDG ayağı da tamamlanmış görünüyordu, akşama Şara'yla Abdi'nin bozuştuğu haberi geldi Şam'dan.
Gözler Bahçeli'de. MHP ile Komisyon'daki kurmayları Feti Yıldız'ın sosyal medya hesaplarına baktım. Bahçeli'nin bugün partilerinin Meclis grubunda konuşacağını duyuruyorlardı.
Konjonktürden dolayı özel anlam yükledim. Herhalde grup konuşmasına dikkat çekmeleri boşa değil. Bundan sonrası için nasıl bir yol haritası izleneceğini merak edenler, kulak kesilecektir.
Süreçte ilk aşama bitmiş ama ikinci aşamaya geçilememişti. SDG'nin Şam'la anlaşmaya uyması bekleniyordu, o şarta bağlanmıştı.
AK Parti ile MHP'nin Terörsüz Türkiye raporlarında koşulan SDG şartı karşılanırsa ikinci aşama başlayacaktı.
Bahçeli, barışın tek kanatla uçmayacağını, PKK kendini feshettiğinden beri söylüyor. Öcalan ve PKK üstlerine düşeni yapmış, sıra ikinci kanadı takmaya gelmişti.
O da barış karşılığında demokratik toplum inşa etmekti, Öcalan'ın çağrı başlığında yer alıyordu. Kimseyi dışlamadan, herkesi kapyasayacak bir hukuk ve demokrasi çatısı kurulacaktı.
Fakat dünün haberlerinden biriydi, milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıracak 14 dosya Meclis gündemine alınmış. CHP'lilerle İYİ Parti, DEM ve TİP'li vekiller hakkında. Dokulmazlığı kaldırılacaklar arasında CHP lideri Özgür Özel de var.
Terörsüz Türkiye süreci nerede kalmıştı, diye sorsanız kimse size bunu der miydi?
CHPYE MECLİS DAR EDİLİRKEN DAĞDAKİLERE NASIL YER AÇILACAK?
Dağdaki PKK'lılara sorsanız... Sıra, terörü bırakıp düz ovada siyasetle yola devam etmeleri için kendilerine Meclis kapısını açacak demokratik entegrasyon düzenlemelerinde.
AK Parti ve MHP raporlarına baksanız, yine orada kalmıştı süreç.
Dağdaki illegal örgüte, terörü bırakması için Meclis'te demokratik siyaset imkanını genişletmek, kapıları açmak yanlış değil.
Ama onu yaparken düz ovadaki legal parti DEM'e, Meclis'teki ana muhalefet CHP'ye, diğer muhalefete demokratik siyasetin alanını daraltmak, Meclis'i dar etmek doğru mu?
Sürecin vaatleriyle, amaçlarıyla, hedeflediği sıralı adımlarıyla nedense pek uyumlu gelmedi bana.
Sıranın sanki dokunulmazlıkları kaldırmaya gelmemesi, bunda olmaması gerekirdi.
Terörsüz Türkiye, kaldığı yerden devam edecekse... İktidarın iki kanadına göre de, zaten Suriye'de ölümcül bir sabotaj girişiminden sağ çıkmış olarak devam edecek.
Sürecin ölmediği, yaşadığı, hedeflerine ulaşacağı, barışa artık öbür kanadın da takılacağı böyle mi gösterilecek peki?
Ayrıca 'Suriye ayağında sürecin SDG krizini atlattığından o kadar emin miyiz, geride kaldı mı, bilemiyorum' dememe kalmadı. Atlatamamış henüz.
Çünkü taraflar, süreçten aynı şeyi anlıyor ve bekliyor değildi.
Öcalan ve Kandil; PKK'nın silah bırakmasının yeteceğini, SDG'nin de silah bırakmaya böyle zorlanmayacağını bekliyor gibiydi.
PKK, bu senaryoda terörü bırakacak ama örgütlü yapısını koruyacaktı. Kendini Türkiye'de bir sivil siyasi güce, Suriye'de ise meşru bir silahlı otonom aktöre dönüştürmesine izin verilecek ya da razı gelinecek sanıyorlardı.
Halbuki Ankara, PKK'nın örgütlü yapısını daĝıtmadan tehdidin ortadan kalkmayacağını düşünüyordu. Bunu yani SDG'ye dönüşerek Suriye'de varlığını sürdürmesini o yüzden istemiyordu.
Kısacası, barış karşılığında demokratik entegrasyondan aynı seyi anlamıyorlardı.
SDG, kendini dağıtıp kalabalığa karışmayacağı bir orta yola hazır gerçi. Varlığı ortadan kalkmayacak, yer yarılıp içine girmeyecek. Fakat hayâl ettiği gibi de olmayacak.
Geldiğimiz noktada, kimse istediğini tam alamıyor. Birbirlerinin beklentisini tümüyle karşılayamayacakları gerçeğiyle yüzleşme safhasındayız.
Bununla yaşamanın, süreci buna rağmen dondurucudan çıkarıp tamamlamanın yolu nasıl bulunacak?
Birinci aşamanın sonu, ikinci aşamanın başında kalmıştık. Kulağım bugün Bahçeli'de olacak.
