‘Hezarfen Çizgen’den ‘Anbean’

Yolunuz hiç Kadırga’ya düşer mi? Bizans döneminde büyük bir kadırga limanının bulunduğu, fetihten sonra da bir süre karakterini muhafaza eden bu renkli semtte 16. yüzyılda Sokullu Mehmed Paşa ve eşi İsmihan Sultan’ın muhteşem sarayları vardı.

17-03/12/12kr2besir3.jpgÇizgen’in bugünkü İstanbul’u yansıtan bir illüstrasyonu.

Sultanahmet yahut Çemberlitaş’tan yürüyerek giderseniz, Mimar Sinan’ın eseri olan ve gözlerden ırak kaldığı için az bilinen o harika Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi’ni ziyaret etme imkânı da bulursunuz. Kadırga Meydanı’ndaki Esma Sultan Çeşmesi’ni de ziyaret ettikten sonra, cadde üzerindeki İstanbul Fotoğraf Müzesi’ne uğramanızı hararetle tavsiye ederim.

***

Fatih Belediyesi, 2011 yılında kendi mülkü olan Kadırga Kültür Merkezi’ni, Fotoğraf Dostları Derneği tarafından kurulan müzeye tahsis etmişti. Fotoğraf sanatçısı Gültekin Çizgen’in bir müze altyapısını hazırlamak amacıyla kurduğu Fotoğraf Dostları Derneği’nin gayreti ve projeye sahip çıkan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in olumlu yaklaşımıyla vücut bulan müze, bin metrekarelik bir alanda beş fotoğraf galerisi, zengin fotoğraf arşivi, kütüphanesi ve yayınlarıyla hizmet vermeye devam ediyor.

17-03/12/12kr2besir1.jpgGültekin Çizgen

Gültekin Çizgen, İstanbul Fotoğraf Müzesi’nin fotoğrafın Türkiye’ye gelişinden bu yana oluşan çok zengin birikimi bir sistem içinde bir araya getirip korumak, sergilemek ve tanıtmak ihtiyacından doğduğunu söylüyor. Bu sebeple müzenin fizikî yapılanması içinde yer alan beş galeriden biri “Klasikler” adıyla daimi bir sergi olarak düzenlendi. Bu galeride hayatta olmayan Ahmet Kayacık, Baha Gelenbevi, Cafer Türkmen, Esat Tengisman, Fethi Sabunsoy, Fikret Minisker, Haluk Doğanbey, Hüsnü Gürsel, İhsan Erkılıç, Kemal Baysal, Limasollu Naci, Mehmet Avcıdırlar, Muhlis Hasa, Mustafa Kapkın, Mustafa Türkyılmaz, Othmar, Sami Güner, Selahattin Giz, Şahin Kaygun, Şakir Eczacıbaşı, Şemsi Güner, Şinasi Barutçu, Yılmaz Kaini ve Zeki Faik İzer gibi büyük fotoğraf sanatçılarının yanı sıra, hâlen hayatta olan, fotoğraf çekmeye devam eden ve eserleri artık Türk fotoğrafının klasikleri sayılan sanatçıların eserleri de yer alıyor. Ara Güler, Ersin Alok, İbrahim Zaman, İzzet Keribar, Ozan Sağdıç, Reha Günay ve Sabit Kalfagil gibi…

***

Çok önemli fotoğraf sergilerine de ev sahipliği yapan İstanbul Fotoğraf Müzesi’nin fikir babası ve kurucularından biri olan Gültekin Çizgen’in “Anbean” ismini verdiği retrospektif sergisi şu sıralarda aynı müzede ziyaretçilere açık. Mart sonuna kadar ziyaret edilebilecek olan bu harika sergi, sanatçının 1958-2016 yılları arasında çektiği fotoğraflar arasından seçilip Türkiye’nin önemli fotoğraf sanatçıları tarafından yorumlanmış 84 eserden oluşuyor. İkinci sergiye Gültekin Çizgen’in çok yönlülüğünü ifade eden bir isim seçilmiş: “Hezarfen Çizgen”. Bu sergide sanatçının dijital illüstrasyonları, fotografik çalışmaları, çeşitli cam işleri ve hat sanatından yola çıkarak ortaya koyduğu dikkat çekici denemeler yer alıyor.

17-03/12/12kr2besir2.jpg‘Anbean’ sergisinden.

İki serginin de albümlerinin basıldığını, ayrıca fotoğraf yazarı Tekin Ertuğ tarafından bir Gültekin Çizgen kitabının yayımlandığını da sanatsever okuyucularıma hatırlatmak isterim.

***

Fotoğrafı sanat kılan, vizörün arkasındaki farklı gözün zamana ve eşyaya nüfuz kabiliyeti ve derecesidir. Altmış yıldır fotoğraf çeken Gültekin Çizgen’in retrospektif sergisi “Anbean”da, sanatçı gözünün sıradan gözlerden ne kadar farklı olduğunu görüyor ve hayretler içinde kalıyorsunuz. Dedim ya, önemli bir sergi; hem de 84 sanatçı tarafından yorumlanmış olması bakımından bir ilk... Kapanmadan gidip görün derim.

Derkenar

Bir kitabın kapağına dair

Türk Dil Kurumu, “Türkçeye Emek Verenler” isimli bir dizi yayımlıyor. Baskısı ve fotoğraflarıyla dikkati çeken bu dizinin yeni kitaplarından biri de Ahmet Hikmet Müftüoğlu... Ancak bu kitabı görenler, eğer Ahmet Hikmet Bey’in fotoğraflarını daha önce görmüşlerse afallıyorlar. Çünkü kapaktaki fotoğraf ona değil, büyük romancımız Halid Ziya Uşaklıgil’e ait... Kitabın yazarı Hüseyin Tuncer’in basılmadan önce kapak tasarımını görmediğini farz ediyorum. Bu da Türk Dil Kurumu uzmanlarının Müftüoğlu’nu da, Uşaklıgil’i de tanımadıkları anlamına geliyor. Ben TDK Başkanı Mustafa Kaçalin’in yerinde olsaydım, bu kitabı derhal toplatır, kapağını yenilerdim. Lütfen biraz daha dikkat…

17-03/12/12kr2besir4.jpg

Ahmet Hikmet Müftüoğlu kitabının kapağı.

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum