Zarlar bu kez gelmedi

Bizim Çocuklar, büyük rüyalar ve devasa umutlarla gittiği Dünya Kupası’na, Haiti’nin ardından en erken veda eden ikinci takım oldu. Sözü hiç dolandırmadan, yazının finalini en baştan söyleyelim: Yaşadığımız tam anlamıyla bir hayal kırıklığıydı.

Gruptaki Paraguay maçı, aslında Avustralya karşılaşmasının üç aşağı beş yukarı karbon kopyası niteliğindeydi. Rakip, oyunu kendi yarı alanında kabul etti, topu tamamen bize bıraktı ve arkaya atılacak kontra ataklarla gol aradı. Tıpkı Avustralya maçında olduğu gibi, dün de kalemize gelen ilk topun ağlarla buluşması gardımızı tamamen düşürdü, takımı krize soktu.

Vincenzo Montella Milli Takımdaki kariyeri boyunca zarların hep iyi gelmesine güvenerek bildiğinden şaşmadı ve o çok tartışılan “santrforsuz oyun” ısrarını sürdürdü. Kerem Aktürkoğlu yine en ileri uçta, fizikli savunmacıların arasında ezildi gitti. Fakat bu oyun planında çözülemeyen devasa bir çelişki vardı: Millî takımımız iki maçta tam 61 şut çekti, 67 orta yaptı. Yani neredeyse her 2,5 dakikada bir ceza sahasına orta kestik, sürekli hücumda kaldık ama tabelada tek bir golümüz bile yoktu! Kurguyu klasik santrforlu sisteme göre yapıp, sahaya santrforsuz çıkıyorsanız bir yerlerde büyük bir hata var demektir.

Bu kez zarlar Montella’nın istediği gibi gelmedi; dolayısıyla bu başarısızlığın baş sorumlusu doğrudan İtalyan teknik adamdır.

Tabii ki bir faturada oyuncularımıza kesilmeli. Esas aktörler onlar, sahada ter dökenler onlar.

Bizim kadromuza bakıyorsunuz; Real Madrid, Juventus, Inter, Porto, Frankfurt... Rakibe bakıyorsunuz; Bragantino, Strasbourg, Vancouver, Sunderland...

Kağıt üstünde ciddi bir kalite farkı var ancak sahada bu farkı ispatlayamayan bir ruhsuzluk izledik.

Tamam, direkten dönen şutlarımız, kaçan net pozisyonlarımız var ama bunlar filelerle buluşmadığı sürece tabelada hiçbir anlam taşımıyor. Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız gibi süperstarlarımızın sahne alıp sazı eline alması gerekirdi; oysa dün o farkı yaratmaktan çok uzaktılar.

Takımın en tehlikeli aksiyonları yine savunmadan gelen isimlerden oldu. Mert Müldür’ün direkten dönen füzesi ile Merih Demiral’ın son dakikada dışarı çıkan kafa şutu bunun göstergesiydi. Yıldızlarımız dünkü kör dövüşünde adeta ortada yoktu.

Peki, biz nasıl gol atacaktık? Montella, Can Uzun ve Deniz Gül’ü 60. dakikada sahaya sürerek ilk kez ideale yakın bir 11’i denedi. Ancak burada da kronik bir sorun baş gösterdi. Büyük umut beslediğimiz Deniz, ayağına gelen üç net pozisyonu cömertçe heba ederek kupaya veda etmemizde başrolü oynadı. Böylece Montella’nın Deniz Gül’ü neden ilk 11’de az tercih ettiğini de acı bir şekilde anlamış olduk. Zira Deniz, Porto’da koca sezonu 44 maçta sadece 7 golle tamamlamıştı. Yani çok da hazır bir isim değildi.

O zaman şu soruyu sormak gerekir: Montella’nın kadroya alacağı başka santrafor yok muydu?

Süper Lig’in gol krallığı listesine baktığımızda en çok gol atan yerli futbolcunun Umut Nayir olduğunu görüyoruz. Sezonu 11 golle tamamlayan Umut, listenin ancak 15. sırasındaydı ve önündeki 14 isim de yabancıydı. Yani hocanın elinde çok geniş bir alternatif havuzu yoktu ama yine de Umut gibi bir ismin kulübede yer alması doğru bir tercih olabilirdi.

Netice itibarıyla; ağır savunmalarından birine sahip olsak da, santrforsuz olsak da dünyanın en yetenekli orta saha hatlarından birine sahiptik. Ne var ki o uyumu yakalayamadık; artılarımızın değil, eksilerimizin ön plana çıktığı kapkara bir süreç geçirdik. Uluslararası düzeyde elit oyunculardan kurulu bu güçlü jenerasyonla Dünya Kupası’na çok ama çok erken veda ettik. Montella’nın zarları bu kez düşeş gelmedi. Yazık oldu. Ne diyelim, Nasrettin Hoca’nın o meşhur fıkrasındaki gibi: “Bu da bize ders olsun…”

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.