Back To Top
Ali Babacan’ın eksik bıraktığı konu

Ali Babacan’ın eksik bıraktığı konu

 - Son Güncelleme: 04.12.2019 Çarşamba 08:01
- A +

Yeni bir parti hazırlığında olan Ali Babacan’ın Haber Türk’te Fatih Altaylı’ya yaptığı açıklamaları dikkatle dinledim ve notlar aldım.

Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtikten kısa bir süre sonra karşılaştığı ekonomik krizle “karanlık bir tünele” girdiğini, “ülkemizin içinde bulunduğu bu durumla ilgili” olarak “kendisini vebal altında” hissettiğini söyleyen Ali Babacan, AK Parti’nin reformist dönemlerindeki en önemli bakanlarından biriydi. Bugün dünyaca bilinen, uluslararası saygın kuruluşların ekonomi konusunda görüşlerine başvurduğu, küreselleşmenin zirvedeki temsilcisi G-20’nin “dünyanın 16 seçkin ekonomisti” arasında kabul ettiği bir isim.

***

Bu köşeyi okuyanlar Ali Babacan’ın “dünyanın 16 seçkin ekonomisti” arasında yer aldığını duyurduğum 5-6 Şubat 2019 tarihli “G-20’nin seçkin insanlar grubu ve herkese açık küresel finans sistemi” ve “Geliyorum diyen küresel krize hazır mıyız” başlıklı yazılarımı hatırlayacaktır.

Özetle şöyle yazmıştım:

Küreselleşmenin zirvedeki temsilcisi olan G-20 tarafından 2017 yılında dünyaca saygın isimlerden oluşan 16 ekonomistin yer aldığı bir grup oluşturuldu.

Ekonomideki “Taylor Kuralı”nı bulan ABD’li meşhur iktisatçı Jhon B. Taylor, krizleri önceden tahmin eden eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet, iklim değişikliklerinin yarattığı olumsuz koşulların ekonomiye olan etkisi üzerine yaptığı çalışmalarıyla dünyanın otorite kabul ettiği Nicholas Stern, Avrupa Merkez Bankası’nın kabul ettiği ve yürürlükte olan Two Pilar kavramını bulan 1936 doğumlu Otmar Issing gibi isimlerin yer aldığı bu gruba “Eminent Persons Group on Global Financial Govarence” (Küresel Finansal Yönetimde Seçkin İnsanlar Grubu) adı verildi.

Bu grup ülkeler arası sermayeden adil olarak fayda sağlanabilmesi ve ülkelerin finansal pazarlarını derinleştirmek için ne yapması gerektiği konusunda 100 sayfalık bir rapor hazırladı. Bu rapor IMF ve Dünya Bankası’nda dağıtıldı.

Raporu hazırlayan 16 isimden biri de Ali Babacan’dı. 

2017 yılı Sayın Babacan’ın ekonomi bakanlığında olmadığı bir dönem. Bu kadar saygın bir grubun içinde yer almasında, bakanlığı döneminde göstermiş olduğu performansın yattığını söylemeye gerek var mı?

***

Yeni bir parti hazırlığında olan Babacan isminin toplumda bu kadar heyecan yaratması, dikkatleri üzerine çekmesi ve söylediklerinin pür dikkatle dinlenmesi bu yüzden olsa gerek. Ben de bu gerekçelerle konuşmasında “hukukun üstünlüğüne, güçler ayrılığına, demokrasiye ve özgürlüklere” sıkça vurgu yapan Babacan’ı dikkatle dinledim.

Ancak dikkatle dinlerken “kurumlar, kurallar, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler” alanındaki somut problemler hakkında pek şey söylememiş olmasını yadırgadığımı belirtmek isterim. 

***

Önce notlarımda önemsediğim, altını çizdiğim sözlerini paylaşayım.

“Bu toplumda birlikte yaşama iradesi ve arzusu çok kuvvetli. Yeter ki siyaset ötekileştirmesin. Siyaset gelecek vadedemeyince desteğin yolu korkuda, karşı düşmanı üretmekte arıyor. Troller kutuplaşmanın, ayrışmanın araçları. Onlar doğal akan şeyler değil. Türkiye yeniden ümit ve gelecek siyasetine dönmek istiyor. Türkiye yeniden demokrasiyi ihya edebilir, özgürlükler ülkesi olabilir. Biz o dönemleri yaşadık.”

“Türkiye’nin bugün genel anlamda ifade özgürlüğü, adalet sorunu ve yakan ekonomik sorunu var. Bu özgürlük, adalet, ekonomi gibi pek çok sorunun çözülmesi için çalışmak. Bugünün ihtiyacı bu. Biz sadece bir kesimin değil her kesimin özgürlük sorununu çözmek için uğraşacağız.”

“Düzgün bir parlamenter sistem. Öncelikle güçler ayrılığı. İkincisi kontrol mekanizmalarıdır. Yüzde 90’ın üzerinde Meclis var, bir de 50+1 var. Eskiden Meclis’ten bütçe geçmese hükümet düşerdi. Şimdi öyle bir şey yok. Meclis gücünü kaybetmiş durumda. Meclis’i bir istişare organı olarak görmek lazım. Türkiye’nin buna ihtiyacı var.”

***

Meclis’in gücünü kaybetmiş olduğunu, bu yeni hükümet sisteminin kendilerini “Züğürt Ağa” gibi hissettirdiğini AK Partili milletvekilleri bile söylüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “termik santrallere filtre takılmasını erteleyen” yasanın veto edilmesi cumhurbaşkanlığı hükümet sitemini ve Meclis’in konumunu anlatan iyi bir örnek olmadı mı?

Sayın Babacan’ın “güçlü kurumlara ve kurallara” vurgu yapması bu yüzden oldukça önemlidir.

Gelelim benim “yadırgadım” dediğim hususa…

Kuralların önemine vurgu yapan, her fırsatta hukukun üstünlüğünü savunan Sayın Babacan’ın haftalardır kapısına kilit vurulmaya çalışılan ve maalesef dün AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik tarafından Marmara Üniversitesi’ne devredileceği duyurulan Şehir Üniversitesi hakkında tek bir söz söylememesi…

Şehir Üniversitesi’nin başına gelenler kurallara, hukukun üstünlüğü ilkesine, temel hak ve eğitim ilkelerine uyuyor mu?

Uymuyor elbette.

Zira Şehir Üniversitesi ve Halk Bankası arasında yaşananlar normal bir alacak verecek meselesi değil. Borçları yeniden yapılandırılan, batmaktan içinden geçtiğimiz ekonomik kriz sürecinde kurtarılan onca inşaat şirketleri ve spor kulüpleri varken Şehir Üniversitesi’ne yapılan tavrın anlaşılır bir izahı yok...Meselenin hukuki değil siyasi olduğu ortada...Dolayısıyla görmezden, duymazdan  gelinecek bir mesele değil..

Babacan’ın “Gençlerde sağ, sol, liberal, muhafazakâr çok fark etmiyor. Onlar iyi gelecek, iyi bir eğitim istiyor. Biz bunu bütün gençlerle beraber inşa edeceğiz” sözlerini dinleyen Şehir Üniversitesi’ndeki gençler ne düşünmüştür?

Yadırgadım dediğim husus işte bu.

Şehir Üniversitesi’ne sahip çıkmak, Şehir Üniversitesi’nin başına gelenlere tepki göstermek en çok Ali Babacan’a yakışır çünkü.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURUyum 04 Aralık 2019 16:11
Babacan da eminim çok üzülüyordur ama, şehir üniversitesini kurtaracak bir güç yok. Babacan iktidarın yaptığı tüm haksızlıkları toptan kaldırmak için bir yola girdi Allah yardımcısı olsun güç versin. Allah haksızlık yapan kim varsa bu Dünyada da öbür dünyada da rezil etsin hesabını sorsun inşallah! Amin.....
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 15:17
Neden her şeyi dini aidiyete bağlıyorsunuz? Din birilerinin veya bir siyasi partinin tekelinde mi? Hukuksuzluğa karşı çıkmak için sadece müslüman olmak mı gerekir? Bu da bir ayrıştırma yöntemi değil mi? Bir işlem hukuka aykırıysa aykırıdır, buna dini inancı olan da olmayan da karşı olmalıdır? Ayrıca, Ali Babacan’ın her bir hukuksuzluğu tek tek sayması neden gereksin?
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 14:53
Sayın Elif Çakır daha önce gereksiz yere el konulan üniversitelere niye ses çıkarmıyordu.
ceton 04 Aralık 2019 21:13
0
jeton köşeliymiş geç düşebilüü.
kazanova 04 Aralık 2019 14:49
Elif hamın çok güzel bir yazı sizin gibi tebrikler....
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 13:21
2-"Artist" söylemi Nuri Pakdil tarafından da daha sonra tekrar dile getirilecek, Nuri Pakdil "Yedi güzel adam içerisinde en artist mizaçlı kişi Cahit Zarifoğlu'ydu." diyecektir. KAYNAK:Fikriyat. YORUM:Sayın elif çakır,ortada muhteşem bir babacan konseri varken ;sen ,niçin notalarla meşgulsün?sen, artist misin?
turgut ertav 04 Aralık 2019 13:20
BİZİM ARTİSTİMİZ 1-Cahit, Necip Fazıl'ın evinde bir sohbet meclisindedir. Herkes pür dikkat üstadı dinler ama yerinde duramayan Cahit ayağa kalkar ve evin içinde dolaşmaya başlar. Necip Fazıl'ın kitaplığına bakan, plaklarını karıştıran şair liseden bu yana Aristo olan sonra lakabı Necip bundan sonra 'Artist' olacaktır. Cahit'in evin içinde dolaştığını ve kitapları karıştırdığını gören Necip Fazıl ona şunları söyler: "Yahu burada muhteşem bir konser varken sen notalarla meşgulsün artist."
Kasım Özdemir 04 Aralık 2019 11:53
Elif hanım bazı sorulara prof.de ilkokul mezunu da aynı cevabı veriyor. Son yıllarda yapılan hukuk dışı uygulamaların içinde şehir üniversitesi ne kadar yer tutar? Batmaktan kurtarılan bahis ise bunu da kurtarını belirginleştirir. Daha fenası sizin gazetede albayrak kamu tahsislerini yazmıştı. Ne veren ne yiyen günahtan korkmuyor... İşte böyle, okur unutmaz!
EMEKLİ BİR VATANDAŞ 04 Aralık 2019 11:48
BİR GAZETE,TV ALIŞVERİŞİ DEĞİL Kİ BU İŞ KAMU BANKALARI KREDİ AÇSIN VEYA YAPILANDIRMA YAPSIN.BÖYLE KALİTELİ BİR ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLAN ÖĞRENCİLER -ALLAH MUHAFAZA BUYURSUN !- AHMET DAVUTOĞLU,ALİ BABACAN VE ÖMER DİNÇER GİBİ DÜŞÜNEBİLİRLER.BELKİ DEVLETE (YÖK'E) BAĞLARLARSA BİR MÜDDET DAHA KORKULARINDAN EMİN OLABİLİRLER.
Ali Rıza ERDOĞAN 04 Aralık 2019 11:04
Şehir Üniversitesi hakkında 1) Davutoğlu marifetiyle bedelsiz hibe olarak devasa arazi verilmiş 2) Üniversite bu araziyi ipotek göstererek kredi çekmiş 3) Mimarlar odası danıştaya başvurmuş 4)Üniversite yönetimi borcunu ödeyememiş Şimdi ortada hem usulsüzlük var, hemde kötü beceriksiz bir yönetim var. Hal böyleyken hala ısrarla Akpartiye saldırmak. Muhalefeti gayrimeşru bir zeminde yürütmek...
ati 04 Aralık 2019 13:16
1
ayrıntıya henüz tam vakıf değiliz. ama, siz de akparti sözcülüğüne öyle hemen inanmayın! her açıklama gerçeği yansıtmayabiliyor.
Katre 04 Aralık 2019 13:43
1
1- O arazi cumhurbaşkanı imzasıyla devredildi.(etrafa tehlike saçan pislik yuvası olmuş bir arazi kamu yararına çevrildi trilyon yatırımlar ile eğitimhane oluşturuldu) aynı imza ile başka nereler kimlere tahsis edilmiş buyurun araştırın. 2- o arazi kredinin kaç katı değerinde sadece bir kısmı ipotekli. 3- mimarlar odası neden ünv ile ilgili 15 kere açıp kaybettiği davayı şimdi tekrar açtı ve şimdi kazandı ya da başka hangi davayı kazanmış acaba? 4- tüm bağışlar kesilmiş her türlü yalnızlaştırılan bir kurum bu halde bile borcunu öderken banka davayı bahane ederek hesaplara el koymuş ve bu yüzde
Katre 04 Aralık 2019 16:22
1
n borcunu ödeyemiyor. yoksa borcumu ödemicem diyen yok. 5- Biraz daha araştırırsanız doğruları öğrenebilirsiniz şayet niyetiniz var ise...
Ali Rıza ERDOĞAN 06 Aralık 2019 11:02
0
Bir kurumu kapatmak için bahane üretmek gerekirse onlarca sıralayabilirsiniz. En basta TBMM nin kapanması gerekir. Sizde cok iyi biliyorsunuz siyasi bi karar inanmadiginiz birseyi savunmayin.
Ali Rıza ERDOĞAN 04 Aralık 2019 10:54
Olaya sadece kendi zaviyenizden bakarsanız evet haklisiniz Elif Hanim fakat somut onbinlerce birikmiş olay varken birinden bahsedip diğerlerinden bahsetmemek tarafgirlik olacağından veya oyle algilanacagindan bence bahsetmemistir. Konusmasında özellikle 2013 yılına vurgu yapıyor. Düsunun koskoca 6 yil neler yasandi neler.
Takipci 04 Aralık 2019 10:48
Sn Babacan iyi ve guzel seyler soyluyor ama, eksik soyluyor. 1) Borc batagina saplanmamizda kendisinin de onemli rolu var. 2) Yolsuzluklar konusunda tek kelime etmiyor.
Karar okuru 04 Aralık 2019 10:24
Başarı hızı sever.Doğru yolda,hızlı adalete,güven veren yolda....her insanla çalışma,insanımız değerlidir.Bir elin nesi var,iki elin sesi var.Doğruluktan güç doğar.
MM 04 Aralık 2019 10:13
Bu konuşma henüz kurulmamış, kadrosu bile tam belli olmayan partiye ilişkin ilk yapılan konuşma, yıllar sonra babacan ilk defa su üstüne çıktı. Bir anda her konuda fikir beyan edemez. Bekleyelim, sabır ve selamet. Babacan şu an katıksız liberal söylemle geliyor, toplumun değişik kesimlerine (işçi emekli bağkur) ne vaat edecek ve toplum bunu ne kadar satın alacak? Parti programını görmemiz lazım.
Sabahattin 04 Aralık 2019 10:13
Ön seçim ve dar bölge olmadan Meclis bağımsız ve saygın olmaz. Mesele başkanlık sistemi/parlamenter sistem değildir. Milletvekili bağımsızlığıdır. Eski parlamenter sistemde de Meclis diye bir şey yoktu. Her şeye 3-5 parti başkanı ve o başkanların iplerini ellerinde tutanlar karar veriyordu.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 10:09
Iyi günler elif hanim yazılarınızı beğenerek okuyorum yazının başından itibaren tespitler gayet güzel Yazının sonunda şehir üniversitesi değmeseydiniz iyiyiydi Fakat sizde haklısınız şu an ülkemizde kulaklar sağır olmus kimse kimseyi duymuyor takı kendisine dokünana kadar malesef durum bu Böyle gidere sanirim herkese dokunacak o zamanda çok geç olacak
Özgür Dinç 04 Aralık 2019 09:54
Ahmet Davutoğlunu mu yoksa Ali Babacanı mı destekliyorsun. Yada AKP ye karşı olsun da kim olursa olsun mu?
Ali Rıza ERDOĞAN 04 Aralık 2019 11:06
11
Bence bunlar için farketmiyor. Küresel hamileri gibi Erdoğanfobikler bunlar
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 13:04
2
Erdoğanfobik değiliz sadece size benzemiyoruz. Biz ülkemizi seviyoruz, siz bir kişinin kulusunuz.
Sabahattin 04 Aralık 2019 16:58
0
Ben demokrasi ve hukuku savunan herkesi tutuyorum. Hukuka ve demokrasiye boşveren herkese de karşıyım.
Katre 04 Aralık 2019 09:33
Şehir Üniversitesi’ne sahip çıkmak... bu erdemde ahlakta çok az müslüman kaldı canım ülkemde... çok yazık...
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 13:45
0
Neden her şeyi dini aidiyete bağlıyorsunuz? Din birilerinin veya bir siyasi partinin tekelinde mi? Hukuksuzluğa karşı çıkmak için sadece müslüman olmak mı gerekir? Bu da bir ayrıştırma yöntemi değil mi? Bir işlem hukuka aykırıysa aykırıdır, buna dini inancı olan da olmayan da karşı olmalıdır? Ayrıca, her bir hukuksuzluğu tek tek saymak neden gereksin?
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 20:42
0
Sana göre değil, başkalarına görece yapılan yanlışlara, zülümlere de karşı çık.Hak arayanlara da sahip çık.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 07:01
Elif Hanım, PKK'nın Güneydoğuda nasıl hakimiyet kurduğunu hatırlıyor musunuz? Önce ülkücüler "halledildi". Sonra Adalet Partisi ve "erbakancılar" temizlendi. Ondan sonra CHP kıstırıldı. Son olarak sıra kendilerinin dışındaki aşırı sol fraksiyonlara geldi. Süreç size bir şey çağrıştırıyor mu?
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 20:43
0
Sana ne çağrıştırıyor? Anteni Uzun!.
evin 04 Aralık 2019 06:30
gezide 2 seçeneğiniz vardı. ya özgürlük ve demokrasiyi destekleyecektiniz ya da akpyi. siz akpyi desteklediniz..ne ekersen onu biçersin demiş atalarımız...
KARAR OKURU 21 saat 59 dakika önce
10 Aralık 2019 21:19
0
Gezi, İstanbul sermayesinin Küresel kapitalist mafyanın emriyle tezgahladığı bir kalkışma idi. Bizim ayran budalası solcular da balıklama atlayıp rezil oldular ama adamlardaki deri değil kösele, kızarmıyor bile ...
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 03:56
sermayenin hep kazandığı halkınsa kemer sıktığı bir dünya.bunu sağlamayı beceren sihirbazlar.değişen sihir ve bazlara bizi ikna edenler,,onlara düzülen övgüler.sistem aynı aktörler değişiyor.siz de değişimi kabul ettirmeye çalışıyorsunuz.KEMERLER SIKI.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 03:23
Iki husus: Sayin Babacanin toplumda bir heyecan olusturdugu tespitine katilamayacagim. Gonlum oyle isterdi ama durum o yonde degil bence. Ikincisi, evet sehir universitesi malesef en son hukuksuzluk orneklerinden birisi ama ona gelinceye kadar oyle fecaat hukuk ve hak katliamlari var ki ulkede, bunu muslumanim diyen nasil yapar diye sasiriyor insan. Verilecek ornek illa kendi mahallenizden olmak zorunda mi? Kimlik ve dunya gorusunu birkenara birakarak, en acil ve agir sorunlari en basa koyabilen objektif yazar sayisi yok denecek kadar az bu ulkede.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 02:57
Hayal kırıklığınız beni hayal kırıklığına uğrattı doğrusu. Ülkeyi yönetmeye aday şahıs daha en temel meselelerimiz hakkında ağzını açabilmiş değilken siz neyin hayalini kurdunuz acaba? Demirtaş meselesi, kayyumlar, İBB seçimleri, KHKlar, Osman Kavala, hapisteki bebekler, sınır ötesi operasyonlar...Adam deveyi bile göremiyor, görüyorsa bile ifade edemiyor, siz kalkmış kulaktan bahsediyorsunuz.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 02:50
şehir üniversitesinin durumu türkiyenin durumu yanında devenin kulağı bile değildir.
Sorgulayan 04 Aralık 2019 11:09
2
Türkiye'nin durumunu öğrenmek isteyenler Şehir Üniversitesi'nin durumunu araştırıp inceleyebilirler. Şehir Üniversitesi'nin durumu Türkiye'nin durumunu öğrenmek isteyenler için turnusol kağıdıdır.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 01:45
Şehir universitesi mensupları ve ogrencileri dahil,siz dahil hanmfendi,2015 deki referandumda evet dediyseniz,ki dediniz,,kimsenin sikayet etmeye hakkı yokk,hukukcu olduğu bile tartisilir Burhan kuzunun hazirladiğı bu ucube sisteme nasil evet dediniz halâ şaşıyorum,inaninki şuan bile şaşkinim.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 00:28
Babacan gibi dönemi başarılı bürokratın yanında, iyi bir teorisyen fakat başarısız bir dönem geçirmiş Davutoğlu'nun yeni parti kurması değil var gücüyle Babacan cephesine destek olması gerekir.
Hermes 04 Aralık 2019 10:21
1
Bu görüşe %100 katılıyorum. Teorim şudur: Devlet memurundan ne Cumhurbaşkanı olur ne parti başkanı. Ömrü bu ülkede devlet memuru olarak geçmiş insandan devlete itaat dışında özgürlükler, demokrasi vs beklemek saflık olur. Devlet memuru bizde devleti berileme, vatandaşı öteleme üzerine kuruludur. Sn. Babacan, muhafazakar-burjuva diyebileceğimiz bir insan, ekonomik hayatın içinden gelen birisi, gerçek özgürlük-demokrasi-kalkınmayı bu tür insanlar getirir ülkelere.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN