Back To Top
AK Parti Alevi sorununu niye çözemiyor?

AK Parti Alevi sorununu niye çözemiyor?

- A +

İnanç pedagojik eğitimin en önemli alanlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak mesele çocuğa hangi inancı aşıladığınız, ya da herhangi bir inanç aşılayıp aşılamadığınız değil. Bunu nasıl yaptığınız… Esas eğitim öğretilenlerden değil, öğretilme biçiminden ediniliyor. Diğer taraftan herhangi bir inancı benimsemiş ise, çocuğun çevresinden bu konuda olumlu geribildirim ve teşvik alması özgüvenini artırıyor, hayata bakışını pozitif yönde etkiliyor. O nedenle okul ve eğitim sisteminin çocukların ailelerinden tevarüs ettikleri inanç değerlerine saygı göstermesi, onları değerli addetmesi pedagojik açıdan çok önemli.

Ne yazık ki Alevilerle ilgili araştırmalar bizim eğitim sistemimizde bunun tam aksi yönde eğilimlerin varlığını ortaya koyuyor. Tedrisattan muhteviyata Alevi çocuklar kurumsal ve sistemsel bir ayrımcılıkla karşı karşıyalar. Okulda doğan gerilimler ise genelde içe kapanmaya ve sonrasında doğrudan aileye karşı tepkilere yol açabiliyor.

***

Bu başarısızlık ve acizlik tablosunun temelinde bir türlü çözülemeyen ‘zorunlu din dersi’ meselesi var. Din dersini hem zorunlu yapmak hem de uygulamada içeriğini Sünni İslam öğretisi üzerine kurmak doğrudan ayrımcı bir tutum. O nedenle ne savunulabilir ne de sürdürülebilir… Açıktır ki ya bu dersi seçimlik yapıp inancı öğretmek, ya da zorunlu bırakıp içeriğini din kültürü/tarihi ya da doğrudan ahlak konusu ile sınırlamak durumundayız.

Ne var ki yapılması gereken bu denli bariz olmasına, hatta bu konuda bir sürü çalıştay yapılıp aynı minvalde raporlar yazılmasına rağmen ilerleme kaydedilmiyor. Görünüşe bakılırsa bunun nedeni Sünni ve Alevi aileleri aynı anda tatmin etmenin zorluğu. Sünni aileler din dersinin zorunlu olmasını ve kendi inançlarının öğretilmesini istiyor. Alevi aileler ise Sünni İslam temelli olmaması halinde dersin zorunlu olabileceğini, ama eğer öyle kalacaksa seçimlik olması gerektiğini söylüyor. Bu arada kritik bir nokta, Sünni ailelerin bu eğitimin Alevi çocuklara da verilmesi gibi bir taleplerinin olmaması… Yani Sünni aileler din dersinin zorunlu olmasını sadece ‘kendi’ çocukları için istiyor. Dolayısıyla toplumsal taleplerden hareket edildiğinde çözülemeyecek bir mesele yok karşımızda. Buradan da anlaşılıyor ki eğer bugün hala çözülememiş bir ‘Alevi meselemiz’ varsa, bunun nedeni toplum değil devlet ve o devlete yakınlaştıkça devletleşen siyaset.   

***

Konuyu sözü edilen çalıştaylar sonrasında üç kez gündemine almasına karşın hiçbir adım atamayan AK Parti’ye baktığımızda demokrasi konusunda yüzeysel ve popülist bir tavrın yarattığı handikapı görmemek mümkün değil. Eğer demokrasi fikriniz önce çoğunluğun taleplerini veri alıp, onun izin verdiği ölçüde azınlık taleplerini karşılamak şeklinde olursa tabi ki ilerleme sağlamanız zordur. Buradan bir demokrasi çıkacağı da ayrıca çok şüphelidir…

Eğer demokrat zihniyet içinde şekillenmişse, ‘demokrasi’ denen birlikte yaşama modeli bizatihi bir ahlak ima eder. Önce geleceğe ipotek koymayan, tüm kimliklerden bağımsız, ilkesel bir çerçeve oturtmak ve bunu ayrımcılığa sebebiyet vermemesini sağlayacak kural ve normlarla desteklemek durumundasınız. Bilahare çoğunluğun taleplerini karşılayabilir ve aynı meşruiyet zemini üzerinde azınlığın isteklerine yönelebilirsiniz.            

***

Demokraside ilkeler çoğunluğun siyasi taleplerine veya bir kimliğin hayat tarzının gereklerine bağımlı kılınamaz. İlkelerin kimliklerden ve taleplerden bağımsız olarak ele alınması gerekir. Aynen gücün bizim elimizde olup olmamasından bağımsız olarak, ne denli meşru olduğunun sorulması gerektiği gibi…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mustafa Soylutürk 27 Şubat 2017 17:42
Sn.Musa Bağcı; 62yıldır çok sevdiğim vatanım da yaşıyorum.Diyorsunuz ki ''Sıra sizede gelir bu gidişle'' Ben 12 eyül darbecilerinin kurduğu mahkemelere çok ağır şartlar altında hesabımı verdim.Devletime küsmedim.Adalete olan inancımı hiç bir zaman yitirmedim.Bu günde bölücüler,yıkıcılar.fitneciler.T.C.vatandaşları arasına her türlü nifak sokmaya çalışanlarda hesbını vereçek.Masum birinin hangi dinden hangi milleten olursa olsun bir saniye bile hürriyetinden mahrum kalmasını istemem.Ezbere ne konuşurum nede yazarım!......
KARAR OKURU 26 Şubat 2017 11:05
Ak Parti hangi soruna köklü, kalıcı bir çözüm getirdi ki ?... Hiçbir soruna ...
Kurdislamic 25 Şubat 2017 03:56
Uzun uzum yorumlar..sacma. Sirasiyla kurdleri kararsizlari alevileri dusunuyor gibi demokrat tavirlar.. Uyandirma servisi..zamanlama malum.
Kemal 25 Şubat 2017 01:32
... azınlık durumunu yaşamayan bilmez , ne kadar bilsede tecrübe edilmemiş bir şeyi anlayamayız.. Dört hak mezheb listesinde yer almayan bir üsluba mensub olmak eziklik hissiyatı oluşturuyor çocuk yaşta .. toplum için bir " yara" .. umarım birgün herkes kucaklaşır. Bilen demez , diyen bilmez..
O k u r 25 Şubat 2017 00:13
Sorunun başı 90 yıldır devlete dayatılan seküler laik sistemdir. Ama sorunların seküler laik sistemden kaynaklandığını yok sayarak, suçu devlete yüklemeyi huy edindiniz. Yerli yersiz her şeyi tenkitte kendinizi mahir sanıyorsunuz ama, seküler laik sistemin dünyayı felaketin eşiğine getirdiğini göremiyor, bunun hakkında tek kelime edemiyorsunuz. Arıza, dogmalaştırılan seküler laik düşüncededir. Seküler düşünce, güç sahiplerinin, hırslarını tanrılaştırmalarına sebep olmuştur. İnsanlar arasında adaleti tesis etmek için ortaya çıkan devlet anlayışı, artık kağıt üzerinde formalteden ibaret kalmıştır. Hiç bir ahlaki mesneti bulunmayan seküler düşünce; insanlığı devletler öncesi, güçlünün güçsüze hükmettiği ilkel duruma geriletmiştir. İslam dünyasının geri kalmışlığı sadece kendine zarar verirken, seküler güçlerin gelişmişliği tüm insanlığa zulüm getirmektedir. Militarist güçlerin sağladığı faşist destekle 90 yıldır devran sürmekte olan seküler laik bir sistem, alevi yurttaşlarımızın sorunlarının neden çözmemiştir?.. Seküler, laik dogmaya bu soruyu sormak günah mıdır? Ya da tanrısallaştırılmış hırslar; böyle düşünmeyi yasak mı etmiştir?..
Elveda 24 Şubat 2017 22:50
Etyen Bey, geçmişte bir çok konuda aydınlatıcı oldunuz. Kanaatimce son yazılarınızdan çıkan tek sonuç parçalanmışlıktır. Halkın parçalanmışlığı, ve sizinde epey katkınız oldu/ oluyor. Türkiye büyük bir aydınını kayıp etti. Yazık ettiniz, hem kendinize hem de okurlarınıza. Elveda.
Kadi madraglı 24 Şubat 2017 18:43
Sayın Mahçupyan, Cumhuriyet tarihi boyunca bahsettiğiniz konuya dair sancılar yaşayan Alevi ve Ermeniler ile sürekli güvenlikçi politikalar ile bastırilmaya çalışılan Kürt sorununa dair dişe dokunur bir şey yapılamadı. Ama Dersim katliamından dolayı Özür dileyen, sonuca ulaşilamasa da bu konuyu gündemleştiren ve Kürt sorunun da adımlar atan mevcut iktidar dışındaki lerden sizin tabirinizle bu mevzuların ÇEPER ine bile yaklaşan bir parti daha yok. Hdp yi saymıyorum. Çünkü onların devrim ütopyaları buna müsaade etmiyor. Yani bu 16 nisan arefesinde sizin bu çabalarınizi ne Ermeni cemaati nede sizin gelecek nesil torunlarınizin makul göreceğini zannetmiyorum. Kalın sağlıcakla. ..
dağdaki çobana 24 Şubat 2017 18:34
Japonya da zaten din yok.Şintoizm var oda sadece ahlak felsefesi.Şintoizmde kısacası uzak doğu inançlarında ibadet ve inanç rafta.İnanç,ibadet ve ahlak ilkeleri ilahi olarak sadece şu anda islam dininde var.Tevrat,zebur ve incilde de namaz ve oruç olduğunu bize kuran bildiriyor ama değişime uğradığı için günümüzde bunlara bu kitaplarda göremiyoruz.İnsan akıllı bir varlık ama kur an olmasaydı haram,helal ve farzları nerden bilecektik.Alevilere din dersi verilmiyorki sadece din kültürü veriliyor.Zorla camiye kimse götürülmüyor
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 22:27
0
Dogruyu yanlisi bilmek icin dine ihtiyac yoktur. Cinayet, yalan, sahtekarlik, haksizlik, baskasinin hakkini yemek, zorbalik, kibir, acgozluluk, vs, bunlarin yanlis oldugu islamdan binlerce sene once de bilinirdi. Hammurabi'nin yazdigi kanunlari okuyun gorursunuz. Dindar olmakla ahlakli veya vicdanli olunmaz. Dindar devlet adamlarimizin yaptiklarina bakin, anlarsiniz ne dedigimi. Ahlak utanma duygusudur. Vicdan da sucluluk duygusudur. Var mi dindar devlet adamlarimizda boyle duygular?
dagdaki çoban 25 Şubat 2017 21:51
0
sunni islamdan başka din tanımam demekle kendinizi daha kısa yoldan ifade etmiş olurdunuz. japonyada hem şintoizm hemde budizm var. kutsal metinleri ve tanrısı olan her inanç bir dindir. bir inancın din olabilmesi için ille de senin tanrına inanması şart değildir. zaten esas sorun yazarın bahsettiği alevi ayrımcılığından çok alevileri sizin gibi sunni islam radikallığı korkusundan kurtarabilmek tir ki bu konuda sizin gibi düşünen zihniyet bırakın çözüm üretmeyi esas tehlikenin taa kendisidir
dağdaki çoban 24 Şubat 2017 15:49
Doğrumu bilmiyorum fakat japonyada okullarda da aile tarafındanda çocuklara 18 yaşına kadar herhangi bir din/inanç aşılamanın yasak olduğunu ve din dersinin tamamen kültür/bilgi amaçlı okutulduğunu duymuştum. Keşke bizdede öyle olsa ve Alevilere ilave haklar vs verileceğine sunilere verilen hizmetlerde durdurulsa ve diyanet kapatılsa. Bu vesile ile alevi-sunni veya başka inançlar arasında gerginlik yaratmak isteyenlerde devleti suçlama silahından mahrum kalmış olurdu
SD 24 Şubat 2017 14:15
ABD vatandaşı Bobby Henderson, 2005 yılında, okullarda evrim teorisine alternatif olarak yaratılışçılık inancının öğretilmesini protesto etmek için okul yönetimine bir mektup yazar ve mektubunda yaratılışçılık teorisi ile kendisinin Uçan Makarna Canavarı inancının eşit derecede değerli olduğunu öne sürer. Bu esprili ve alaycı mektup kısa sürede bir fenomen olur ve "Pastafarianizm" inancı çıkar ortaya. Bugün bu inanç, Hollanda ve Yeni Zelanda'da bir din olarak tanınmış durumda. Bu inanca sahip kişilerin kafalarına bir makarna süzgeci takarak çektirdikleri vesikalık fotoğraflar ile Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Almanya ve ABD gibi ülkelerde ehliyet almalarına izin veriliyor. Nedeni, dinleri resmi olarak tanınmamış olsa da, inançlarının bir gereği olarak kafalarına süzgeç takmak istemeleri ve bunun yüzlerini kapatmadıkça yetkililer için bir sorun teşkil etmemesi. Bu olguyu aktarmamın nedeni ise, din ve ahlak normları epeyce görecelidir ve doğduğunuz yere ve topluma bağlı olarak uygulanır. Örneğin Himalayalar'da doğmuş olsaydık, bize tamamen yabancı veya ahlaksızca gelebilecek olan poliandri ile çoktan tanışmış olurduk. Enerjimizi herkesi kendi din ve ahlak normlarımıza göre şekillendirmeye, giydirmeye harcamasak daha mutlu oluruz bence. Aleviler de, başkaları da inançlarını istedikleri gibi icra etsinler. Hayat yeterince kısa ve meşakkatli zaten!
zoka 24 Şubat 2017 13:05
Etyen bey daha önce başka bir yorumcunun dediği gibi demokrasi turşu kurmak gibi kolayca yapılacak bir şey değil ve yavaş gelişen ve yerleşmesi uzun bir süreç isteyen bir şey. Biz önce çoğunluğun taleplerini yerine getiren demokrasiyi kurmayı bir becerelim ,kervan yönünü yola çıktıktan sonra bulur misali daha sonraki süreçlerde azınlıkların taleplerinide yerine getirmeyi becerebilen bir demokrasiye doğru evrimleşebiliriz(sizce şu anki demokrasimiz çoğunluğun taleplerini yerine getiriyormu? Zira sizin daha önceki yazılarınızda bunun da tam böyle olmadığı ima ediliyor). Bu ders konusu kolaylıkla halledilecek bir konu. Daha önceki gibi din dersini seçmeli bir ders yapıp Aleviliği de müfredatına katarak hallolabilir. Bu vesile ile çocuğunun sunni islamı öğrenmesini isteyen ailelere bu imkan tanınmış olur. bence sunni ailelerin din dersinin zorunlu olmasını talep etme hakları yok veya böyle bir hak iddiasına demokratik hak olarak değerlendirmek yanlış olur.bir aile halen kendi himayesinde olan bir çocuğu seçmeli olan bir dersi almaya mecbur etmeye zaten muktedirdir. Dolayısı ile bu muktedirliğin sağlanmasını devletten beklememesi lazım. Bana bu konuyu bu şekil ele almanız biraz manidar gözüktü. Muhalefetin ve pkk-hdp nin kaşımaya çalıştığı sunni-alevi meselesi ne bir katkı amaçlı yazımı acaba diye süphelenmedende edemedim. Sunni-alevi gerginliği yaratmak bir FETO projesi ve umarım siz kendinizi bu projeye dahil etmezsiniz. Zira zorunlu din dersini alevi lerle alakalandırmaya hiç gerek yok, Alevilikle hiç alakası olmadan da zorunlu din dersi anti demokrat bir uygulamadır. Dindar olmayan sunni ailelerde bunu istememektedir. Dindar olmayan sunni ailelerde çocuklarının bu derse harcayacakları vakti başka derslerde kullanmasını tercih etmektedir(ki bu sunilerin %50 den fazlası için geçerli olabilir).
Bülent 24 Şubat 2017 12:42
Evvela aleviler kendi aralarında bir araya gelip kendilerini açıkça tanımlamalılar. Ali'li Ali'siz alevilik ve aralarında birbirini tekzip eden bir sürü fraksiyon var. Referanslarını ortaya koysunlar. Ben de dinimin laik bir devlet ve meşrulaştırma mekanizması olarak görev yapan Diyanet öğretilerinden memnun değilim! Müfredatta vera ve bera bahislerini, vaz ettiği hukuk sistemini göremiyorum! Dinim eksik anlatılıyor ve yanlış bir yoruma hapsediliyor? Alevi arkadaşlar önce ne olduklarına karar versinler gerisi gelir...
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 14:59
0
Sorun Alevilerin dertlerini anlatamaması mı yoksa biz sünnilerin kendi doğrulara onlara dayatmamız mı...?
Bülent 24 Şubat 2017 15:50
6
Sorunların en büyüğü alevilerin ne olduklarına net bir cevap verememesi. Esasında önce kavramlar üzerinde mutabık olmak lazım, sizin Sünnilik dediğiniz şey resmi ideolojinin menfaati doğrultusunda yorumladığı/yorumlattığı/dayattığı birşey. Bir nebze daha sünniliğe yakın olması gerçek sünnilere de dayatılmadığı anlamına gelmiyor. Namazsızlığa oruçsuzluğa benim kitabım Kur'an'ı tahrif etmeden indi yorumlarıyla oluşturdukları bir din/ideoloji olduğunu deklare etsinler, çözüm basitleşir...
hamza akyol 24 Şubat 2017 12:19
Sayın mahçupyanın bazı düşüncelerine bakıyorum "acaba hangi yılda yaşıyor", "acaba hangi ülkede yaşıyor" gibi sorular aklıma geliyor. Ülkede kürt sorunu, ülkede alevi sorunu, ülkede sunni sorunu, ülkede ermeni sorunu, ülkede yahudi sorunu yok. Bu ülkede demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, çoğunluğun yönetimi ama azınlığın haklarının korunması, yönetimin denetlenebilir ve hesap verebilir olması, insanların yönetime katılımı, düşünce ve ifade özgürlüğü sorunu var. tahmin ediyorum mahçupyan bu ikisinin arasındaki farkı kavrayabilir.
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 15:22
0
Ülkenin sorunları ile ilgili tespitleriniz çok doğru ve yerinde. Yalnız Yazar için söylediklerinize katılmıyorum. Yazar dün nerede duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik duruyor. Eğer birini eleştirmek istiyorsanız her devrin adamı olan, kral çıplak diyemeyen, kraldan çok kralcı yazarları eleştirin. Belki bahsettiğiniz sorunlar o zaman çözülür.
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 16:08
0
Buradaki en güzel tespit, tebrikler! Alevi hakkı, sünni hakkı, kürt hakkı değil İNSAN hakkı istiyoruz!
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 11:32
Yazinizi ve basligini soyle varsayslim: Akparti Sunni sorununu neden cozemiyor?" Tarihi Sorunun kaynagini ve cozumun zorlugunu dogru kavramak icin daha iyi olabilirdi. Sunni islamin da vesayetci sistem tarafindan kontrol ve baski altinda tutuldugunu, irtica yaygarasiyla en basit basortusunu bile yasak olmaktan cikartilabildigini gozardi etmeniz buyuk hata bence. Universite, orduevi, mahkeme. Baro, okullar...vs de yasanan zulum ve kepazelikleri de belki gelecek yazilarinizda konu edersinuz! Bunlarin toplum cogunluguna sahip ve ustelik yargiya ve herseye hakim "tek adam/diktator" idaresinde(!) dahi bunun mumkun olmadigini billdiginiz halde yine toplumumuzun cok degerli diger "vesayetci sistem magduru" kesimleri uzerinden konuyu ele almanizi da referandum oncesinde hayra yormak istiyorum sn yazar...
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 12:30
0
Yahu cemevi konusu bile çözülmedi, biraz ayıp olmuyor mu bu dedikleriniz? Hep bana, hep bana demek dinin neresinde var?
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 11:13
Kurt,alevi, sunni, azinlik vakif mallari..vs. sorunlarini yaratan, ozellikle 1938-Dersim ile hatirlanan Alevi lere ayrimcilik siyaset zihniyetinin kurucu ideolojisi olan "vesayetci kemalist burokrasinin" gunumuzdeki temsilcisi ve son kalesi CHP dir. Bunun adini acikca ifade ederek baslamak lazim cozum arayisina. AKparti'yi butun yakin siyasi tarihin hatalarini, kirli gecmisini ve dag gibi sorunlarinin "MUCIZE SORUN COZUCU SUPERMEN" kabul etmek hem haksiz olur hem de gercekci olmaz Etyen bey. Oldukca cesur ve devrim sayilacak isler yapti diye Akpartiden tek basina kemalist resmi devlet ideolojisini, son dobemde FETO olarak karsimiza cikan ele gecirilmis burokratik yapinin, bu islerin Anayasal ve kurumsal desteklerini mesela Diyanet Islerinin, 657 sayili Devlet Memurlari Kanunu ile getirilen koruma duvarinin henuz asilamadigi ve CHP nin her olumlu adimda "vesayetci sistemi koruma engeli" olarak ortaya cikmayi tek gorev/varlik sebebi bellemesinin otesinde "ideolojik saplanti, korluk,onyargi ile sakat bu zihniyeti Ataturk maskesi ile aldatarak savunmasi" nedeniyle ZIHINLERDE olusturulan tarihi bariyer cozumun onunde en buyuk engeldir. Bunun cozumu icin Alevi genel baskana sahip CHP nin istismardan baska bir sey yapmamasi ne hazin;toplumsal barisimiz ve demokrasi ozlemimiz icin ne buyuk kayiptir....
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 12:33
0
Başkalarını ideolojik saplantı ile suçlayanlar, önce dönüp kendilerine bakmalı..
s.k 24 Şubat 2017 10:58
Sorun gene ilkesel bir bakış açısının eksikliğini işaret ediyor.Durduğumuz yeri demokrasi,eşitlik,özgürlük,ahlak,vicdan gibi ilkelerle belirleyebilsek, her konuda çözümsüzlüğe mahkum olmayabiliriz.İlkesel bakış açısıyla çoğunlukçu (popülist) olmakla, çoğullukçu (demokrat) olmak arasındaki farkı, toplum tarafından anlaşılır ve kabul edilebilir hale getirebiliriz.Alevi kardeşlerimiz azınlık,sünni kardeşlerimiz çoğunluk.Onların sayesinde biz ülke olarak tekil değil çoğuluz.Aslında bu bizim zenginliğimiz.Her iki tarafın kabul edebileceği bir çözüm (din derslerinin seçmeli olması) mümkünken neden tercih edilmez?Bunun gibi bir çok sorun çözümsüz bırakılır.Aslında mesele kendinizi diğerinin yerine koyamamakta.Belkide önce empati yeteneğini geliştirmek gerek.Bu bize ahlaki,vicdani,yani ilkesel bir bakış kazandırabilir.Nede olsa biz vahdet-i vücut (varlığın birliği) kavramıyla tanışmış bir toplumuz.
ramazan gün 24 Şubat 2017 10:41
'demokrasi denen birlikte yaşama modeli bir ahlak vaazeder...' hımm... şimdi böyle kulağa hoş gelen 'evrensel ve popüler klişelerle' yüründüğü zaman herşey güzel tabi... bir örnek göster senin şu 'ileri demokrasili batılılarından'... mesela ingilizlerin irlandalılara çektirdikleri, veya fransızların cezayirli göçmenlere, almanların -mesela-türklere... bırakın kendi ülkesini koskoca dünyada cezayirliyi kendi ülkesinde, hindistanlıyı hindistanda rahat bırakmayan 'ahlak' da buna dahil midir?.. ıraka bir tonluk bombalarla demokrasi getiren amerika ahlakın da demokrasi tarihinin de zirvesinde midir?.. her ne kadar iyi niyete vereceğimiz barış, kardeşlik birlikte yaşama vb 'evrensel' klişeler dünyasında isek de; bunları en çok tekrar edenlerdir ki tüm 'diğerlerine' en çok zulmü edenlerdir... alevi meselesi, anadoluda bir 'motif' olarak bakılması gereken, her azınlık gibi istismara son derece açık olması sebebiyle 'dibine kadar istismar edilen' bu istismarın bir sünni (ve hatta şeriatçı) olarak benden çok kendisine zararı dokunan, (anlamak istemese de tuhaf ama) meselesinin benimle değil, benimle aynı hizada kemalist oligarşi ile olduğunu görmesi gereken alevinin kendi iç meselesi olduğunu bilmesi gerekir... 'birlikte yaşama' ille de devlet eliyle özel normlar ve kanunlarla belirlenmesi gereken bir zorunluluktan doğmaz; tabidir, kendiliğindendir, yanındaki ile dirsek temasını ve göz takibini kaybetmemektir... anadoluda yıllarca varolmuş bu halin sadece aleviler için değil -mesela- ermeniler için de bozulmuş olmasının kabahatini sünnilere yüklemek doğru değildir... kemalizmin sünniliği 'gerçek tehdit' olarak görüp, 'yular' kaabilinden diyanet mekanizmasını tesis etmesi bir kayırma olarak görülmemelidir... tekrar ediyorum; bir sünni ve şeriatçı olarak ben devletin dine böylesi dalmış halini 'kendim için' doğru bulmuyorum... ama benim meseleye 'gelişim ve gidişim' başka sebep ve neticeye dairken, senin geliş ve gidişin başka sebeplerden; bu da görülüyor... mahçupyan ne istiyor bilemem: sormak gerek, mesela osmanlıda azınlıklara gayrimüslüm tebaya verilmiş 'iç işler özerkliği' şimdi işini görür müydü?.. sen biliyorsun (bildiğini biliyorum, eskiden yazadın zira) osmanlı iyi zamanlarında bu konuda iyi idi... çuvalladığında... herkes çuvalladığında işler sarpa sarar... 'ortak yaşama'... mesele daima 'kimin kime yer gösterdiği meselesidir' ilave olarak belki 'yer gösterenin ahlakından' bahsedilebilir ki; 'ileri demokrasi menbaı batı' bu konuda daima çuvallamıştır...
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 13:30
0
Batıya yönelik eleştirel yaklaşımınızdaki ifrat, demokrasinin bizatihi kendisi ile demokrasiyi eksik uygulayan veya onu kendi menfaatleri için kullanan yönetimler arasında ayrım yapmanızı engelliyor. Bu durum, sözgelimi Batılılar "ahlaksız" olduğu için, onların ürettiği teknolojiyi veya otomobili de kullanmayı reddetmeye benziyor. Oysa bunların bir kısmını mutlaka kullanıyorsunuzdur. Evinizde veya her gün birileriyle iletişim kurarken... Aynen burada yaptığınız gibi! Yani kabahat demokrasinin kendisinde değil.
ramazan gün 24 Şubat 2017 15:01
3
ooo!.. hiç bileme!... ben ki burada daha önce bir sistemin yanlış uygulamalarına bakarak o sistemin kendisini mahkum etmek doğru olmaz diyen ve etyene bu sebeple karşı çıkarken, sosyalizmden örnek getiren kişiyim... 'demokrasinin bizatihi kendisi' ... dün veya evvelki yorumda yazmıştım: tanımı ve prensipleri belli, manifestosu yazılmış bir demokrasi yoktur... batılı adam, imkanları elinde tutan taraf olarak, karşılaştığı meseleyi kendine göre 'hal yoluna gider', çıkan neticeye de 'demokrasi' der ve demokrasinin kitabına ilave eder... zira kitapta ondadır... batının meselesi, bir batılının dediği gibi (adını unuttum tamda sizin dediğinize adamın yıllar önce cevabı gibi olmuş) 'batının sorunu, prensiplerin ve ilkelerin yanlış uygulanmasından kaynaklanmıyor; bu bir yanılgı... sorun bizzat prensiplerin yanlış olmasıdır...' ısrar ediyorum: -mesela- komünizm gibi olsun, ideolojisi, tanımı, prensipleri verilmiş bir demokrasi asla mevcut olmadı... vaktin icaplarına göre liberal ve kapitalist batının her yöne çektiği ve işini gördüğü sürece adına demokrasi dediği 'büyük bir demagoji' ile karşı karşıyayız... aslında kapitalizmde böyleydi galiba; hatta ona o ismi kendilerinden ayırmak için komünistler takmıştı, değil mi?.. anlayacağın, düşündüğün kadar bedavacı değilim; eşyayıda kullanırım, bilgiyide... sözlerimden değil de, şeriatçıyım dememden referans alarak matbaaya küfür aleti diyen yobaz kafayla benim aramda paralellik araman abes; bunlar parayı verenin çaldığı düdüklerdir.. keşke zamanında herkesçe böyle anlaşılsa idi de, eşyayı kullanana ilerici, kullanmayana gerici denmeye idi...
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 15:49
0
bilgi eksikliği mi yoksa ideolojik körlük mü bilemiyorum. Demokrasinin manifestosu olmayabilir. Ancak demokrasinin temel bazı kuralları vardır. Eğer "türk tipi demokrasi"den bahsetmiyorsak, bunlar uluslararasıdır. mesela hukukun üstünlüğü, insan hakları, halkın yönetime katılımı, yönetimin şeffaflığı ve hesap verebilir olması, çoğunluğun yönetimi fakat azınlığın da haklarının korunması, düşünce, ifade ve eylem özgürlüğü gibi.
ramazan gün 24 Şubat 2017 16:17
1
bir kaç açıcı örnek: mesela demokratşk alman cumhuriyeti ne kadar demokratiktşir?... birleşik krallık ismişnde hiç demokratşk kelişmesi geçmemesine rağmen mahçupyan dahil herkesin referans noktalarındandır... iran islam devletinin islamla ne alakası vardır?.. en komiği de: liberya'nın özgürlükle en ufak bir teması olmuş mudur?... yani bir şeyin ismi öyle olduğu için o şey öyle olmuyor anlayacağımız...
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 16:38
0
Yazdıklarımın sizin şeriatçı olmanızla hiç ilgisi yok ve şeriatçı olmanızı aldığım nefes kadar doğal karşılıyorum gerçekten. Ama bir şeriatçının, nereden gelirse gelsin demokrasiyi reddetmesini de aynı derecede doğal karşılarım. "Demokrasiye inanacaksın!" diye tutturacak halim de yok, hakkım da yok. Ayrıca kimse "tanımı ve prensipleri belli, manifestosu yazılmış bir demokrasi vardır" demiyor zaten. Bizimkine "hibrid demokrasi" diyorlar mesela. Sosyolojik ve politik kavramlar ve sistemler her zaman göreceli olmuştur ve toplumsal ihtiyaçlarla birlikte dönüşürler. Demokrasi de öyledir. Bugünkü göreceli anlamıyla demokrasi, 2500 yıl öncesinin Atina demokrasisi ile aynı mı? Sonuç olarak ortada adı "demokrasi" olan bir ürün var, beğenirseniz alabilirsiniz. Hepsi bu! Mesela, hiç okudunuz mu bilmiyorum ama mesela Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya demokrat(!) hükümetimizin nedense çekinceler koyduğu Avrupa Sosyal Şartının neresi kötüdür? Başkalarının nasıl uyguladığından bağımsız olarak bunlara "kötüdür, demagojidir, bunları asla kullanmayalım" diyorsanız, bende söz biter. Saygılarımla.
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 16:45
0
Ramazan bey, ya bazı kavramlar ile onları ismine dahil eden veya eksik uygulayan ülkeleri ayırt etmekte güçlük çekiyor, ya da açıkça "ben demokrasiyi reddediyorum" diyemiyor. Dese de hepimiz rahatlasak aslında! Zira bu tartışma sözcük israfına dönmeye başladı.
hamza akyol 24 Şubat 2017 17:11
0
Ramazan beyin yorumuna cevap yazan ve yorumuna "Yazdıklarımın sizin şeriatçı olmanızla hiç ilgisi yok ve şeriatçı olmanızı aldığım nefes kadar doğal karşılıyorum gerçekten." cümlesi ile başlayan yorumcu arkadaş, yaklaşımınızdan dolayı sizi tebrik ederim. Bu yaklaşımınız takdiri hakediyor. biz bu yaklaşımla birarada yaşayabiliriz zaten, demokrasi bu yaklaşım üzerinde filizlenir. bilim de öyle.
ramazan gün 24 Şubat 2017 18:50
1
'bunlar uluslararasıdır...' ben de bu cümleyi 'evrensel klişeler' olarak kullanıyorum... buradan aşağı doğru sıraladığın her şey, her cümle, tam bir 'demagoji-halk avcılığı sanatı mahsulü' dür... batılı adamın 'ihraç malıdır... en iyi ihtimalle de 'bir temenni'dir; hani böyle olsa kaabilinden... gözden kaçan ise şudur: böyle olmaz!.. olabilemez!.. zira demokrasi bir yönetim sistemi vaaz etmez... 'kıvrak karakteri' onun kah bir krallıkta, kah bir komünist diktatörlükte, kah kemalist bilmem nede 'adının geçmesine' sebep olur... bir manada bahsettiğin cümlelerle çok iyi propaganda edilebilir; ki batı ediyor... ama uygulanamaz... diğer yandan 'bunlar uluslararası' değildir!.. batı menşeli ihraç mamülleri olarak uluslararası imiş gibidir... ideolojik körlük; buna gelmem... 'ideolojiler çağı kapanmıştır' yavesi batının orta malı tayfasının fikir üretememe kabızlığına tutulduktan sonra kendini gizleme teranesidir; 'tıpkı felsefe çağı kapanmıştır' gibi... ideoloji var, körlük yok... neticede ben bir tarafım ve bunu beyan etme namusunu sergiliyorum... batılı adamda eleştirdiğim de bu; süslü kelimelere boğuyor... batı ile doğu arasında doğudan yana, komünizmle liberalizm arasında liberalden yana, filanla falan arasında filandan yana... bu durum beni, filancı yapmayacağı gibi, falancı düşmanı kör dövüşçüde yapmaz... çünkü ben bunların hepsine yön veren ve hepsinden başka bir fikrin tahriki ile bakıyorum hayata ve karşıma bir mesele çıktığında tercih yapıyorum... herkes böyle yaparken neden bunu böyle söylemek yerine 'evrensel klişelere' saklanıyorlar ki?..
ramazan gün 24 Şubat 2017 19:03
1
'Ayrıca kimse "tanımı ve prensipleri belli, manifestosu yazılmış bir demokrasi vardır" demiyor zaten.'.. böyle diyorsun... ben bu cümleyi etyen için kurdum; zira o cümlelere öyle bir başlıyor ki; demokrasi bir peşin kabul alemşümulmüş gibi... ve sen devamında savunma olarak: hibrid demokrasi diye bir şey söylemişsin ki; ayrı ayrı hatalı olan şeylerin bir araya gelince doğru netice vermesini beklemek konusu felsefede 'azıcık eğlenceli bir bahistir'... veya insana dair meselelerin kronolojik tarih çizelgesi boyunca 'ilerlediğini' düşünmek, sokratı bu günün cep telefonunu cin gibi kullanan 'telefonu kendinden akıllı' oğlanları için feda etmek olur... insan hakları sözleşmesi, avrupa şartı... bunlar en iyi haliyle birer temenni kalır; ki batılı adam iyi niyetli olmadığını daima isbat etmiştir ve bunları da o kaleme almıştır... birleşmiş milletler fikri mesela... bergson!.. dimi!.. ne güzel adam... sonra 'en ziyade müsaadeye mazhar milletler' gibi iğrenç bir hal!.. bergson tiksinmiştir; biz de öyle... yani bu işler batılının bağışladığı 'kaf dağından karlardır'...
ramazan gün 24 Şubat 2017 19:08
1
'eksik uygulayan ülkeleri'... bak hep aynı yerdeyim: ideal bir demokrasi tarifi, tasviri yok!.. bu sebeple eksik uygulayanlar diye bir şey yok... ideal bir komünizm tasviri vardı ve sovyetler yanlış uyguladı... gibi... diğer yandan bu zaman kadar neden anlaşılmadığını anlayamadım ama, hay hay, derhal: ben demokrasiyi İslama ve büyük doğuya nisbetle reddediyorum... demokrasiden beklediğiniz her ne ise orada alası var diyorum; veya buna inanıyorum...
ramazan gün 24 Şubat 2017 23:18
1
aslında işin özeti şu: hangi amerikan başkanı idi bilmem lakin çok güzel formüle etmişti: 'tatlı tatlı konuşun ve yanınızda büyük bir sopa taşıyın; göreceksiniz ki herkes sizi dinleyecek ve onaylayacaktır..' 'evrensel bilmem ne beyannamesi'.. 'avrupa insan hakları bilmem nesi'... 'birleşmiş milletler bilmem neyi'... barış, demokrasi, sevgi, demokrasi, insan hakları, demokrasi... bomba, demokrasi, atom bombası, demokrasi, katliam, demokrasi, işkence, demokrasi... demokrasi; işine gelenin içine her istediğini doldurduğu 'harikulade' sözcük; kendisi bu haliyle asrın icadıdır... demos kratos hesabı... hasılı, 'ben dinlememeyi tercih edenlerdenim; kalın sopa?... tanıştım:)
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 23:53
0
DEMOKRASiYE VE iNSAN HAKLARINA SAYGILI BiR HUKUK DEVLETi. Bu anlasilmayacak, yapilamayacak birsey degil. insan Haklari Evrensel Beyannamesini okuyun, anlarsiniz. Ote yandan Semavi dinlerden demokrasi, insan haklari, hukuk devleti cikmaz. Bilakis dinle demokrasi bagdasmaz. Kutsal kitaplar celiskilerle doludur. Dinler, mezhepler ayirimcidir, esitlik kavrami yoktur. Demokrasi kusursuz degildir ama en adil yasam seklidir. Hukuk devleti olmazsa diktatorluk olur.
zoka 24 Şubat 2017 10:19
Etyen bey daha önce başka bir yorumcunun dediği gibi demokrasi turşu kurmak gibi kolayca yapılacak bir şey değil ve yavaş gelişen ve yerleşmesi uzun bir süreç isteyen bir şey. Biz önce çoğunluğun taleplerini yerine getiren demokrasiyi kurmayı bir becerelim ,kervan yönünü yola çıktıktan sonra bulur misali daha sonraki süreçlerde azınlıkların taleplerinide yerine getirmeyi becerebilen bir demokrasiye doğru evrimleşebiliriz(sizce şu anki demokrasimiz çoğunluğun taleplerini yerine getiriyormu? Zira sizin daha önceki yazılarınızda bunun da tam böyle olmadığı ima ediliyor). Bu ders konusu kolaylıkla halledilecek bir konu. Daha önceki gibi din dersini seçmeli bir ders yapıp Aleviliği de müfredatına katarak hallolabilir. Bu vesile ile çocuğunun sunni islamı öğrenmesini isteyen ailelere bu imkan tanınmış olur. bence sunni ailelerin din dersinin zorunlu olmasını talep etme hakları yok veya böyle bir hak iddiasına demokratik hak olarak değerlendirmek yanlış olur.bir aile halen kendi himayesinde olan bir çocuğu seçmeli olan bir dersi almaya mecbur etmeye zaten muktedirdir. Dolayısı ile bu muktedirliğin sağlanmasını devletten beklememesi lazım. Bana bu konuyu bu şekil ele almanız biraz manidar gözüktü. Muhalefetin ve pkk-hdp nin kaşımaya çalıştığı sunni-alevi meselesi ne bir katkı amaçlı yazımı acaba diye süphelenmedende edemedim. Sunni-alevi gerginliği yaratmak bir FETO projesi ve umarım siz kendinizi bu projeye dahil etmezsiniz. Zira zorunlu din dersini alevi lerle alakalandırmaya hiç gerek yok, Alevilikle hiç alakası olmadan da zorunlu din dersi anti demokrat bir uygulamadır. Dindar olmayan sunni ailelerde bunu istememektedir. Dindar olmayan sunni ailelerde çocuklarının bu derse harcayacakları vakti başka derslerde kullanmasını tercih etmektedir(ki bu sunilerin %50 den fazlası için geçerli olabilir).
Ercan 25 Şubat 2017 00:42
0
Ideal bir şeriat tasviri varmı ya da tarihte şeriatın ideal olarak uygulundığı bir dönem kağıt üzerinde mükemmel olduğuna inanılan tüm ideolojiler uygulumada aksar çünkü işin içine insan yani homo sapiens faktörü girer
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 09:41
alevi sorunu aslında en çok alevi liderliklerince çözümsüzlüğe itiliyor.
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 12:35
0
ayıp yahu bu kadar kör olmamalı insan..
OĞUZ KILIÇARSLAN 24 Şubat 2017 09:30
16 NİSAN VESİLESİ İLE TÜRKİYE BÖLGESİ GENELİ İÇ KARIŞIKLIK EMARELERİ ORTAYA ÇIKTI.BİZ SAVAŞMAYA HAZIRIZ.SAVAŞ VAR.VATAN SAVUNMASI VE DAHA FAZLASI İÇİN SAVAŞIN.
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 12:36
0
Kardeşim delirdiniz mi? hiç mi ders almıyorsunuz Irak'tan, Suriye'den! Kendi ülkesinin insanıyla savaşmak tarih boyu kime yarar getirmiş? Sonra üst akıl dersiniz! Vallahi pes!
Tora Bora 24 Şubat 2017 09:18
Sorunun temeli, Kemalist paradigmadan kaynaklanmaktadır. Kemalist düşünce ve eylem, İslamı kamusal alandan uzak tutarak, Diyanet İşleri ile Sünni İslamı kontrol altına almaya çalışmış, (bu baskıcı laik uygulamanın yaratığı boşluktan, Aleviler görecede olsa faydalanmıştır) toplumun geneli üzerindeki, baskı aygıtlarını sürekli güncel ve tetikte tutmuştur. Bu paradigma 2002 seçimlerinden sonra çözülmeye başladı. Bu sürece kadar kendilerini görece özgür hisseden Aleviler, paradigma çözülmeye başlayınca kendilerini tedirgin hissetmeye başladılar. Siyaset gelişmekte olan yeni durumu değerlendirmeye çalıştı. CHP, Alevi seçmeni kendi çatısı altına almaya çalışırken, AK Partide bir dizi "Alevi çalıştayları" yaptı. Fakat nihai bir çözüme bağlanamadı. Çünkü bunun iki nedeni vardı; Alevilerin Sünni kesime karşı refleksi, Sünni kesimin ise Alevilere olan ön yargısıydı. Bu durum siyaset erbabı elinde uzun yıllar elverişli bir malzemeye dönüştürüldü. Umarız değişir. Sonuç, bu topraklarda tüm insanlar kendi tercihlerini özgürce yaşamalıdırlar. Devlette bunun teminatını kanunlar ve uygulamalar ile vermelidir.
Kurt sorunu gibi alevi sorununu da "ilk kez" gercek sosyal/muhafazakar demokrat Akparti lideri tarafindan dile getirilmis ve onyillardir ulus-devletin ornek yurttas formatina aykiri inanca sahip Alevi toplum kesimine "burokratik vesayetci devletin" fasizan inkar-imha-asimilasyon politikalarindan dolayi RTE ozur dilenmistir. Asil ilginc olan anamuhalefetin ustelik basina ALEVI bir genel baskan oldugu halde konuya sahip cikmak yerine Devleti hakli ve mazur gostermeye calismidtir. KAATIL8NE ASIK OLMAK boyle bir sey! Hala Akevi kimligini acifa vurmakran bile cekinmektedir, zalim burokratik vesayetci sistemin argumanlariyla secilmeden iktidar gucunu kullanmaya devam edebilnek icin bu diyeti odeneyi goze almak nasil bir ruh hali ve zihniyettir? Durum boyle iken vur abaliya hesabi sirumlulugu baska yerde aranak abestir sn.yazar. ayni sekilde basta Alman derin devleti olnak uzere "Alisiz Alevilik" sapkinligini gelistirerek ulkemiz-bolgemiz-dunya muslumanlarinin mezhepcilik uzerinden birbirine dusurulmesinin de vebali Alevi genel baskana sahip muhalefet uzerindedir daha cok.... bunu gormeden yorum yapmak eksik, yanli ve yanlistir...
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 06:40
Bir kere demokrasinin oldugu bir ulkede zorunlu din dersi olmaz. Okullarda din ogreten hocalar kendi gorus acilarina gore ogretecektir, bu da cocuklarin kafasini karistirir. Bizdeki zorunlu din dersinin asil amaci ise Alevi ailelerin cocuklarina Sunni muslumanligi ogretmek, boylece zaman icinde Alevileri asimile etmek. Nedense Cumhurbaskani'nin Alevi mezhebine karsi bir hosnutsuzlugu var. Bunu da acik secik beyan etmekte bir sakinca gormuyor. Almanya ziyareti esnasinda Aleviligin din olmadigini iddia ettigini gazetelerden okuduk. Diyanet isleri Baskani da Misir'i ziyaret ederken ayni iddiayi dile getirmisti. Zaten halkin %20sinin Alevi oldugu bir ulkede Diyanet Baskaninin sadece Sunni vatandaslari temsil etmesi de iktidarin bu konuya bakis acisini gosteriyor. Velhasil, bu ulkede Alevi Sorunu AK Parti iktidarda oldugu surece cozulemez.
KARAR OKURU 24 Şubat 2017 12:43
0
Katılıyorum, şunu da ekleyeyim. Benim dini inancım yok. Bilin ki "Türkiye'de %99 müslümandır" söylemi büyük bir yalan. Ama ben dinsiz olduğumu sokakta söyleyemem, linç edilirim. Devlete de söyleyemem, fişlenirim. Zorunlu din derslerini zamanında okulda gördük, dua ezberleyip geçerdik. Gördüğünüz gibi bu beni müslüman yapmaya yetmedi. Tam tersi bu ezbercilik ve baskı dinden uzaklaştırdı. İslam dininin güzel ahlakını, felsefesini öğrenmem bu yüzden çok ertelendi. Keşke din derslerinde ezbere dualar yerine, ahlaktan ve dinin felsefesinden daha çok bahsedilseydi diyorum şimdi. Dine inanmamam ahlakın gerekliliğine inanmadığım anlamına gelmiyor. Umarım düzgün ifade edebilmişimdir. Sevgiler, saygılar.
evin 24 Şubat 2017 04:28
çünkü alevi sorununu çözme gibi bir niyetleri yok. bu topraklarda sorun çözülmez, yok edilir. ermenilere yapıldığı ve kürtlere yapılmaya çalışıldığı gibi. eğer şu anda alevilerin başına daha kötü şeyler gelmiyorsa, henüz sıralarının gelmemiş olmasındandır.
Mustafa Soylutürk 24 Şubat 2017 18:31
4
ülkemizde yasalara uygun yaşayan hiç kimsenin zarar gördüğü yok.Yasaları hiçe sayanlara.dağa çıkanlara her ülkede mükafat değil ceza verilir.Dek duran tekme yemez. Kürtlere değil pkklılara yapılıyor.İstismarla bir yere varılamaz.Sorunlar çözülemiyorsa .istismarcıların hiç mi suçu yok?İslamiyette sorlama yoktur.Alevi cem evine isterse gider.sünni cami'ye Ermeni kilisesine gider.Biz Öğrenciyken dindersleri seçmeli idi yine seçmeli olabilir.Tek şey olmaz bu saat'tan sonra T.C. vadandaşları birbirine düşman......İstiyenlerde avucunu yalar....
musa bağcı 27 Şubat 2017 04:20
0
sn.Soylutürk.siz, bu memlekette yaşamıyorsunuz herhalde.yasalara uygun yaşayanlar hapiste.adalet hapiste.hukuk hapiste.ahlak hapiste.herkes tekme yiyor,çoğuda çifte yiyor.sıra size de gelir bu gidişle.olmaz dediğiniz kardeşin, kardeşe düşmanlığı sürekli körüklenmekte.dayatmalara halkın dayanacak gücü kalmadı.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN