Sahneye kellesini koyan adam

Deniz Göktaş, 90 kuşağının en muzip temsilcilerinden biri. Politika ile yoğrulmuş mizahını bir silah gibi kullanmada mahir. Her ne kadar ilk gösterisi Selam Selam’da ince bileklerini gösterip, “Ben bu bileklerle ancak bildiri yazarım” diyorduysa da sahnede Ölü Deniz oyunu ile yazacağı bildirinin ne derece etkili olacağından habersizdi belki de.

Göktaş uzun saçlarını kestirmiş, bıyık bırakmış; her ne kadar kendisini flörtöz İslamcı delikanlılara benzetse de kendisi gibi Ankara ekolünden olan Arkadaş Zekâi Özger’i daha fazla andırıyor bana göre. Arkadaş Zekâi Özger ince zekâsını şiir sahasında kullanmıştı, Göktaş mizahı, üstelik gösteri mizahını tercih ediyor.

Yıllar içerisinde sahneye hâkimiyetini, taklitlerindeki doğallığı iyice geliştirmiş. Monoton ses tonu, eğer 2x hızda izlemiş olmamdan kaynaklanmıyorsa, mazide kalmış diyebiliriz.

Deniz Göktaş, YouTube’da ücretsiz olarak yayımladığı gösterisini takiben pek çok tepkinin de övgünün de hedefinde oldu. Tepkiler son kertede “Kutsalımıza hakaret ediyor” noktasına vardığına göre işler yolunda gitmiyor diyebiliriz... Deniz cephesinde değil, Deniz’in mizahını yaptığı konularda…

Liderler hakkında fıkra anlatılması ve şakaların yaygınlaşması, söz konusu liderlerin ve temsil ettikleri düşüncelerin politik yaşantılarında önemli bir dönemece işaret etmiştir her zaman. Bu dönemece korku duvarının aşılması da diyebilirsiniz; Selahattin Demirtaş’ın tabiri ile bulaşıcı olan cesaretin, mizah gibi kuvvetli bir silahla giderek bir pandemiye dönüşmesi olarak da niteleyebilirsiniz.

Bunun sadece gösteri sanatlarında değil, siyasette de sahneyi giderek daha fazla gençlerin yaratıcılığına, mizahına, muzip tarzlarına bırakacağı öngörülebilir. Daha hafif bir ifadeyle, bu damarı yakalayamayan siyasi hareketlerin kadük kalacağını; gençlikle ve bu gençliğe güvenen daha geniş bir seçmen kitlesi ile buluşamayacağını söyleyebiliriz.

Deniz Göktaş’a kızabilirsiniz; ama hakkını da vermek lazım. Bir saati aşkın gösterisinde bir sağdan asıyor, bir soldan… İmamoğlu’nu da kıyasıya alaya alıyor; Celal Şengör’ü de, Fatih Altaylı’yı da, Cüneyt Özdemir’i de… Ve elbette dilini tutamayan Deniz, iyi saatte olsunlar diyebileceğimiz daha nice isim hakkında da şakalar yapmaktan geri durmuyor.

Dilerim bu genç adam sahnelerde mizahına özgürce devam edebilir. Temennim bu yönde olsa da kendisi için kaygılanmıyor değilim. Asık suratlı iktidarlar, kendileri ile alay edilmesini affetmezler; dahası, bunun “cezasız” bırakılmasının daha başka “hadsizliklerin” önünü açacağını düşünebilirler.

Türkiye’de politik mizah bir maratonsa Deniz, onun en komik ve zekâ parıltısı dolu yüz metresini koştu diyebiliriz. Herkesin sustuğu, eleştirmeye korktuğu bir dönemde lüverden ilk o fırladı. Dilerim göğüsleyeceği ip, politik mizah maratonunun başarı ipi olsun.

Aksi durumda vallahi acırım, çok üzülürüm sana çocuk.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.